Erişilebilirlik

15 Mart Amerikan Basınından Özetler


15 Mart Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:07 0:00

Washington Post, Başkan Trump'ın Meksika sınırına duvar inşa edebilmek için bölgede ilan ettiği acil durumu geri çevirmek amacıyla Senato'da dün yapılan oylamada 12 Cumhuriyetçi Partili senatörün Demokratlar'ın safında yer aldığını bildiriyor. Gazete, acil durum ilanını geri çeviren tasarının geçtiğimiz ay Demokrat Parti kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nden de geçtiğini, 12 Cumhuriyetçi senatörün Demokratlar'ı desteklemesinin, Trump'a gönderilen nadir ancak sert bir mesaj olduğunu yazıyor. Habere göre Senato'da 41'e karşı 59 oyla kabul edilen tasarı şimdi Trump'a gidecek. Trump'ınsa başkanlığının ilk vetosunu kullanarak tasarıyı reddetmesi bekleniyor. Kongre'deyse Trump'ın vetosunu geri çevirecek yeterli oy bulunmuyor. Ancak yine de bazı Cumhuriyetçiler'in Trump'ın başkanlığının en merkezi meselelerinden biri olan duvar inşası ve sınırda acil durum konusunda zıt görüş beyan etmesi, simgesel önem taşıyor. Trump, duvar tartışmasını göçmenlik çerçevesine oturtmaya çalışmış, sınır güvenliğini destekleyen Cumhuriyetçi senatörlerin sınırda acil durum ilanı konusunda da kendisine arka çıkmaları gerektiğini kaydetmişti. Ancak bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri, duvar inşası meselesine çok daha farklı bir açıdan bakıyor. Hükümet harcamalarıyla ilgili yetkinin anayasal olarak Kongre'nin elinde olduğunu bilen bu Cumhuriyetçiler, Trump'ın Kongre'yi harcamalar konusunda saf dışı bırakarak güçler ayrılığı ilkesini çiğnediğini savunuyor. Bu Cumhuriyetçi senatörler, Trump'ın gelecekte seçilecek başkanlar için bu açıdan tehlikeli bir örnek oluşturduğu görüşünde.

Washington Post bugün ayrıca geçtiğimiz haftasonunda Etiyopya'da meydana gelen ve 157 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazasından sonra sadece 737 MAX 8 tipi uçağın imalatçısı Boeing değil, Amerika'nın küresel arenada sergilediği liderlik anlayışı konusunda da ciddi şüpheler doğduğunu yazıyor. Gazete, Trump yönetimi ve Amerikan Federal Sivil Havacılık Dairesi FAA'in Boeing 737 MAX model uçakların emniyet riskleri konusundaki kafa karıştırıcı açıklamalarının, Amerika'nın liderliğini tartışmaya açtığını bildiriyor. Habere göre Amerikan Federal Sivil Havacılık Dairesi FAA, tüm dünyada on yıllardır havacılık güvenliği konusunda altın standart olarak kabul ediliyordu. Özellikle Amerikan yapımı uçakların emniyet standartlarını belirleyen daire, dünyadaki tüm yolculara güven aşılıyordu. Ancak Etiyopya'daki kazadan bu yana yabancı gözlemciler, Washington'un Boeing krizini yönetme şeklinin kaygı uyandırdığı görüşünde. Gerek Amerikalı gerekse yabancı uzmanlar, en iyi ihtimalle Trump Yönetimi'nin karar alma mekanizmalarındaki aksaklıkların, en kötü ihtimalleyse ülke içindeki ticari çıkar çevrelerinin oynadığı rolün, kriz yönetimindeki beceriksizliklere yol açtığını düşünüyor. Berlin Üniversitesi'nden sivil havacılık hukuku profesörü Elmar Giemulla, bu konuda, ”FAA'in işi yolcu güvenliğini sağlamak. FAA şimdiye kadar dünyanın en iyisiydi, ama artık değil,” şeklinde konuşuyor. FAA'in kazadan sonra Çarşamba gününe kadar Boeing'i savunmaya devam etmesi, Trump'ınsa yeni model uçaklar hakkındaki Twitter mesajları, uzmanlara göre havacılık standartlarları konusunda Amerika'nın güvenilirliğini erozyona uğratan etkenler oldu. Gazete, özellikle Çin ve Avrupa'nın sivil havacılıkta daha çok nüfuz sahibi olmaya başladığının altını çiziyor. Etiyopya'nın uçağın kara kutularını analiz edilmek üzere Amerika yerine Avrupa'ya göndermesi, bu güven erozyonunun en açık göstergesi.

Wall Street Journal ise dünya liderlerinin Amerika'yla ilişkilerde standart protokolleri bir kenara bırakıp Başkan Trump'la doğrudan iletişime geçerek küresel diplomaside yeni bir yol izlediklerini yazıyor. Gazete, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Trump'a ulaşmak için diplomasinin orta tabakalarını atladığını bildiriyor. Habere göre bunun nedeni, Trump'ın dış politika konusundaki kararlarının öngörülemez olması. Trump, kendisiyle doğrudan bağlantı kurulmasını teşvik eden bir lider olsa da bu yaklaşım, Amerikan dış politikasında belirsizlik ve karmaşaya yol açıyor. Bazı yetkililer, liderlerin doğrudan yaptıkları görüşmelerin, Trump yönetimi içinde kafa karışıklığına yol açtığını söylüyor. Üst düzey yetkililer, ikili ilişkiler konusunda her zaman bilgilendirilmiyor ya da Trump'ın yaptığı bazı açıklamaları sonradan deşifre etmek durumunda kalıyor. Trump'ın kişisel telefon numarasını Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi liderlere verdiği, böylelikle bürokratik baş ağrısı çekmeden serbestçe konuştukları biliniyor. Gazete buna örnek olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un Ocak ayında Suriye'den çekilme konusunda Türk yetkililerle zıtlaşmasından sonra, konunun esasını en yetkin ağızdan duymak için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'ı doğrudan aramasını veriyor. Gazetenin adını açıklamadığı bir yetkiliyse, ”Trump'ın telefonda ne konuştuğunu, ne gibi anlaşmalar yaptığını hiçbir zaman bilemiyoruz,” diyor.

XS
SM
MD
LG