Erişilebilirlik

Mahkemeden Osman Kavala'nın Tutukluğununun Sürmesi Kararı


1.444 gündür tutuklu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala bugün ‘‘anayasal düzeni değiştirme” ile “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçlarından hakkında ağırlaşmış müebbet ve 20 yıl hapis cezası istenen davada, ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya Silivri Cezaevi’nden SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla katılan Osman Kavala suçlamaları reddetti.

İddianamedeki suçlamaların olgusal temele, delile, somut bir eylemin incelenmesine dayandırılmadığını söyleyen Kavala, 24 Haziran 2019’da beraat ettiği Gezi davasında yer alan iddialarla yeniden suçlu olarak gösterilmeye çalışıldığını ifade etti.

Kavala, ‘‘İddia makamı, casusluk suçlamasını Gezi iddianamesine dayanarak gerekçelendirmeye çalışırken, yeni iddianamede öne sürülen, ‘benim 15 Temmuz darbecileriyle, FETÖ’nün mahrem sorumlularıyla irtibatta olduğum’ şeklindeki temelsiz iddiayı çürüten bu gerçeği gizlemiştir; hatta iddia makamı hukuka aykırı elde edilmiş bu delilleri yeni iddianamede de kullanmaktan çekinmemiştir. İddia makamı Gezi dosyasına sunduğumuz Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hukuksuzlukları eleştirdiğim yazıları ve düzenlediğim toplantıyı da göz ardı etmektedir. Ben hayatım boyunca askeri darbelere karşı çıktım, ordunun siyasete müdahale etmesini eleştirdim. Gülenci örgütlenme ağı ile hiçbir ilişkim olmadı’’ dedi.

‘‘İddianamede Barkey’le yoğun temasta olduğuma dair de hiçbir bulgu yoktur’’

Osman Kavala, davanın yurtdışında olan diğer sanığı Amerikalı Henri Barkey ile ‘‘yoğun ilişki içinde olduğu’’ iddiasını da kabul etmedi.

Kavala, ‘‘Benim Henri Barkey’nin yerli işbirlikçisi olduğum iddia edilmiştir. Henri Barkey’ye herhangi bir bilgi, belge ilettiğim gösterilemediği gibi, yoğun temasta olduğuma dair de hiçbir bulgu yoktur. Henri Barkey ile hükümet temsilcilerinin de katıldığı bir konferansta tanıştım ve en son Ekim 2012 tarihinde İstanbul Forum konferansında karşılaştım. Birlikte bir çalışmamız, süreklilik arz eden irtibatımız da olmadı. Henri Barkey ile 18 Temmuz 2016 tarihinde bir lokantada tesadüfen karşılaşmak dışında hiçbir görüşmem hatta telefon konuşmam da olmadı. Baz istasyonlarının çakışmasının görüşme yaptığımızın kanıtı olarak sunulması da mantıksızdır. Aramızda herhangi bir görüşme tespit edilmemiş olduğu halde, Henri Barkey ile birlikte 15 Temmuz darbe girişimini örgütlediğimiz ve casusluk faaliyetlerinde bulunduğumuz iddia edilebilmektedir’’ diye konuştu.

‘‘Umarım temelsiz, delilsiz bu iddianame türünün son örneği olur’’

Osman Kavala, Açık Toplum Vakfı üzerinden kendisine yönetilen suçlamaların temelsiz olduğunu savundu ve ‘‘Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olarak, ben de vakfın faaliyetlerinden sorumluyum. Ancak hiçbir zaman vakfı temsil etme, vakıf adına karar verme, fon kullandırma konularında özel bir yetkim, görevim olmadı. Gerçeklikten bu kadar kopuk, bu kadar tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek AİHM’in ihlal kararı, yerel mahkemenin beraat kararı, iki defa da tahliye kararına rağmen yıllarca tutuklu kalmam, sıradan bir hak ihlali değildir, benim için bir tür manevi işkence haline gelmiştir. Umarım yurttaşlarımızın özgürlüklerinden mahrum kalmasına yol açan, temelsiz, delilsiz, mantıksız suçlamaların en aşırılarını içeren bu iddianame, türünün son örneği olur’’ diyerek savunmasına son verdi.

Aytöre: ‘‘İddianame, Gezi dosyasında verilen beraat kararının rövanşı’’

Kavala’nın avukatlarından Deniz Tolga Aytöre, iddianame ile ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Aytöre, ‘‘İddianame hukuka aykırıdır. Siyasi bir manzume olarak kaleme alınmıştır. Sanık hakkında beraat verilen başka dosyalara ve delillere dayanarak hazırlanmıştır." par topar yazılmış, hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu iddianame, Gezi dosyasında verilen beraat kararının rövanşı niteliğindedir. İddianamede sadece sanık aleyhine değil, sanık lehine de delil toplanması gerekir, ancak iddia makamı bırakın lehe delil toplamayı, lehe delilleri gizlemiştir. Dosyada Henri Barkey ile Osman Kavala’nın görüştüklerine dair tek bir tanık beyanı veya delil yoktur, sadece aynı ilçede baz istasyonu çakışması delil sayılıyor. Bu iddianame için suç duyurusunda bulunacağız. Niyet, algı, kumpas ne ararsanız var’’ dedi.

Bayraktar: ‘‘AİHM Sözleşmesi, infaz süreçlerini güvence altına almıştır’’

Kavala’nın diğer avukatı Profesör Köksal Bayraktar da ‘‘Müvekkilim üç yıl iki aydır tutukludur. Daha önceki tahliyesinde 500 metre uzaklaşmış, yeniden tutuklanmıştır. AİHM Sözleşmesi, teorik hayali hakları değil, infaz süreçleri de dahil pratik ve etkin hakları güvence altına almıştır. İhlal kararı savunmasında iki ayrı davadan farklı tutukluluk olduğunu söyleniyor ancak bu AİHM kararlarına göre bütüncüldür’’ diyerek Osman Kavala’nın tahliyesini istedi.

Avukatlardan Deha Boduroğlu ise 64 sayfalık iddianamenin neredeyse yarısının Kavala’nın beraat ettiği Gezi davası iddianamesinin kopyası olduğuna dikkat çekti.

İkinci duruşma 21 Şubat’ta

Savcı mütalaasında Kavala'nın tutukluluğunun devamını ve iş insanı Leyla Alaton'un tanık olarak dinlenmesini istedi.

Mütalaanın ardından mahkeme heyeti Osman Kavala'nın tutukluluğunun sürmesine ve Alaton'un bir sonraki duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verdi. İkinci duruşma 5 Şubat 2021'de yapılacak.

UKRAYNA KRİZİ ÖZEL SAYFASI

STÜDYO VOA

ABD Bağımsızlık Günü'nü Kutluyor - 4 Temmuz
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:27:24 0:00
XS
SM
MD
LG