Erişilebilirlik

Mağdur Ailelerinden Davutoğlu’na Çağrı: ‘Açıkla’


Eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihlerini işaret ederek, “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok kişi, insan yüzüne çıkamaz” sözleri, bu dönemlerde yaşanan olaylarda yakınların kaybedenlerden tepki çekti. Üç ilde eş zamanlı açıklama yapan aileler Davutoğlu’na bildikleri hakkında konuşma çağrısı yaptı.

Mağdur Ailelerinden Davutoğlu’na Çağrı: ‘Açıkla’
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:37 0:00

Davutoğlu’nun açıklamasının ardından harekete Suruç Aileleri İnisiyatifi, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği ve 5 Haziran Amed Aileleri İnisiyatifi eş zamanlı olarak, Diyarbakır, Ankara ve İstanbul’da açıklama yaptı.

Diyarbakır’daki aileler, açıklama için İnsan Hakları Derneği’nde bir araya geldi. Aileler adına, 5 Haziran 2015 tarihinde HDP seçim mitingine düzenlenen bombalı saldırıda kardeşi Civan Arslan’ı kaybeden Mazlum Arslan konuştu.

Arslan, Davutoğlu’na seslenerek, ”Bugün Amed (Diyarbakır) Ankara ve Suruç katliamları davaları devam ederken, Sayın Ahmet Davutoğlu bu davalara gelip bildiklerinizi anlatmayı, kameralar karşısında gerçekleri açıkça ifade etmeyi düşünüyor musunuz? Yoksa bildiklerinizi AKP ile içine girdiğiniz iktidar mücadelesinde bir koz olarak mı kullanıyorsunuz?Bugün aynı dakikalarda Amed (Diyarbakır) Ankara ve İstanbul'da kanları birbirine karışmış, acıları iç içe geçmiş, ortak yaraları hala kanamaya devam eden aileler olarak, kaybettiğimiz canlıların yarım kalan nefeslerini hücrelerimize doldurarak, gür bir sesle soruyoruz; Davutoğlu açıkla, 7 Haziran -1 Kasım arasında biz neden öldük ve nasıl öldürüldük?” dedi.

Daha sonra söz alan dava avukatlarından Bünyamin Şeker ise savcıların bu sözlerle ilgili soruşturma açması gerektiğini ifade etti.

Şeker, “Davutoğlu'nun bu açıklamalarından sonra adliyelerin ilk yapması gereken, bunlara soruşturmaların açılmasıydı. Bunun bir ihbar, bir suç duyurusu olarak kabul edilip, savcıların kendi görevlerini yapması gerekiyordu. Buna yönelik biz de buradan tekrardan belirtmek istiyoruz, Davutoğlu'nun bu açıklamaları ihbar olarak kabul edilip gerekli soruşturmaların yürütülmesi gerekiyor. O süreç içinde yaşanan katliamların sorumlularının açığa çıkması gerekiyor. Sorumluların adalet önünde hesap vermesi gerekiyor ancak bu şekilde toplumun vicdanı, toplumun adalete olan inancı sağlanmış olur” diye konuştu.

Olaylarda yaralananlar ise duygularını VOA Türkçe mikrofonlarına anlattı. 5 Haziran patlamasında iki ayağını kaybeden Lisa Çalan, “Neden Öldürüldük? Neden yaralandık? Neden uzuvlarımızı kaybettik? bunu söylesinler hepimize” diye konuştu.

Suruç’ta 33 kişinin öldüğü patlamada yaralı kurtulan Erkan Keskin ise Davutoğlu’nun konuşmasını istedi.Keskin,”Az çok demokrasinin olduğu ülkelerde, bu açıklamadan sonra hemen savcıların harekete geçip neler oldu, neler yaşandı, bu kadar insan neden katledildi diye sorması gerekirken, bu sorular sorulmuyor. Bizim beklentimiz şu; Ahmet Davutoğlu çıksın ve ne olduğunu açıklasın. Dün iktidarda vardı, bu suçların aynı zamanda ortaklarıdırlar. Başbakanlıktan azledilmiş olması bu sırları beraberinde götüreceği anlamını taşımıyor” şeklinde konuştu.

Bu arada benzer bir toplantı Ankara’da düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 103 kişinin ölümüne yol açması nedeniyle, Türkiye’nin en fazla ölümün yaşandığı terör saldırısı niteliğine sahip 10 Ekim Ankara Garı Saldırısı’nın mağdurları, bir basın toplantısıyla Ahmet Davutoğlu’na seslendi.

Terör örgütü IŞİD’in, Barış Mitingi için buluşanları hedef aldığı 2015 yılındaki terör saldırısı, Türkiye’nin koalisyon kurulamadığı gerekçesiyle 1 Kasım Genel Seçimleri’ne gittiği süreçte önemli eşiklerden birisi olmuştu. Bu saldırı ardından mağdurlar ve ailelerince kurulmuş olan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği de, bugünkü basın toplantısında “Davutoğlu açıkla” diyerek eski başbakandan o dönem perde arkasında yaşananları açıklamasını talep etti.

Terör mağdurları adına saldırıda eşi Avukat Uygar Coşgun’u kaybetmiş olan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Avukat Mehtap Sakinci Coşgun, Davutoğlu’na seslendikleri yazılı açıklamayı okudu.

Çoşkun’un okuduğu açıklamada, “Biz, yakınlarını IŞİD bombaları ile kaybedenler 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönemde neler yaşandığını çok iyi biliyoruz. Katillerimizi tanıyoruz. Biz bu süreçte neler yaşandığını sormuyoruz. Nasıl yaşandığını soruyoruz. Buradan Davutoğlu'na ve içinden çıktığı siyasi iktidara sesleniyoruz; Ülkemiz sizin iktidar döneminizde tarihin en kanlı cihatçı çetesinin geçiş yolu haline getirilmiş, IŞİD militanlarının ellerini kollarını sallayarak dolaşabildiği, hatta bazı bölgelerde kimlik kontrolu yaptığı, istediği gibi örgütlenebildiği, yargı süreçlerinden kolaylıkla sıyrılabildiği konforlu bir alana dönüştürülmüştür. Dışişleri Bakanlığınız döneminde ‘öfkeli gençler’ dediğiniz IŞİD çetecileri öfkesini her nedense Türkiye'nin muhalif kesimlerine kusmuş yaptığı kıyımlar sizin tabirinizle oylarınızı arttırarak partinizin 1 Kasım'da yeniden tek başına iktidar olmasına büyük katkıda bulunmuştur. Bu katliamların ve saldırıların araştırılması için mecliste verilen önergeler iktidarınız döneminde reddedilmiş, yargı süreçleri etkin bir şekilde yürütülmeyerek yeni katliamlara yol açılmıştır. Davutoğlu'na soruyoruz 1 Kasım seçimleri öncesinde yaptığınız Van mitinginde 'AKP iktidardan indirilirse sokaklarda terör çeteleri dolaşacak' cümlenizdeki terör çeteleri bizi Amed'de, Suruç'ta, Ankara’da öldüren çeteler midir? Başbakanlığınız sırasında Amed, Suruç ve 10 Ekim davalarına iktidar tarafından müdahalede bulunulmuş mudur? Bugün Amed, Suruç ve 10 Ekim davaları sürmektedir. Sayın Ahmet Davutoğlu halkına karşı sorumluluk duyan bir siyasetçi gibi davranıp bu davalara gelerek bildiklerinizi anlatmayı, kameralar karşısında ima ettiğiniz gerçekleri mahkeme salonlarında da açıkça ifade etmeyi düşünüyor musunuz? Yoksa bildiklerinizi AKP ile girdiğiniz mücadelede bir koz olarak kullanmayı mı planlıyorsunuz?”

Davutoğlu’nun işaret ettiği dönemde meydana gelen bazı olaylar şöyle;

  • Süreç 7 Haziran’dan hemen önce, 5 Haziran’da Diyarbakır’da yapılan HDP seçim mitingine yönelik bombalı saldırı ile başladı. IŞİD’in düzenlediği saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi.
  • 20 Temmuz’da, Suruç’ta, Kobani’deki çocuklara oyuncak taşıyan gençlere yönelik IŞİD tarafından canlı bomba saldırısı düzenlendi. 34 kişi yaşamını yitirdi.
  • 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da görevli iki polis, yaşadıkları evde, başlarından vurularak öldürüldü. PKK, eylemi önce üstlendi, daha sonra ilgisi olmadığını açıkladı. Bu olay çözüm sürecinin sonu oldu.
  • Başbakan Davutoğlu’nun imzasıyla 24 Temmuz’da PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlar başlatıldı. Operasyonlar, çözüm sürecinin resmen bittiği anlamına geliyordu.
  • 7 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker, bir gün sonra Iğdır’daki PKK saldırısında 13 polis hayatını kaybetti.
  • 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingine IŞİD iki canlı bombayla saldırı düzenledi. Ankara Garı önündeki bu saldırıda 103 kişi yaşamını yitirdi.
XS
SM
MD
LG