Erişilebilirlik

Lübnan Siyasi Gerginliğin Gölgesinde


Lübnan siyasi krizin gölgesinde 22 Kasım Bağımsızlık Günü kutlamalarına hazırlanıyor. Ülkenin 23 yıl Fransız Mandası altında yönetilmesinin ardından 1943 yılında bağımsızlık kazanmasının 74. yıldönümü kutlamaları için hazırlıklar sürüyor.

Ancak kutlama, Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin yaklaşık 2 hafta önce Riyad’dan yaptığı basın açıklamasıyla istifa ettiğini duyurmasının ardından başlayan gerginliğin gölgesinde kalacak gibi görünüyor.

Beyrut’ta Bağımsızlık Günü kutlamaları hazırlıklarından çok Hariri’nin Lübnan’a dönüp dönmeyeceği ve giderek yükselen tansiyonun bir iç savaşa veya dış müdahaleye yol açıp açmayacağı konuşuluyor.

Hariri dönecek mi?

Lübnan Başbakanı Saad Hariri, 4 Kasım’da Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da istifa ettiğini açıklamıştı. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aon, istifaya ilişkin işlem yapmadı ve Hariri Lübnan’a dönmeden istifayı değerlendirmeye almayacağını açıkladı.

Hariri’nin istifa açıklaması kırılgan bir dengeye dayalı Lübnan iç siyasetini sarsmakla kalmadı, Fransa, ABD, Rusya gibi bölgedeki aktörlerin yanı sıra bölge ülkelerinin de dahil olduğu bir gerginliğe dönüşmeye başladı.

Diğer taraftan Saad Hariri’nin Lübnan’a dönmesi için Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aon başta olmak üzere çok sayıda siyasi figür çağrı yaptı.

Beyrut’ta bir taraftan Bağımsızlık Günü hazırlıkları sürerken diğer taraftan Hariri’nin dönüp dönmeyeceği tartışılıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aon, Hariri’nin 22 Kasım Bağımsızlık Günü kutlamalarına katılmak üzere Lübnan’a geleceğini açıkladı. Bu çerçevede, Hariri’nin Fransa’nın ardından resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Mısır’dan Lübnan’a geçmesi bekleniyor.

Dış unsurların rolü

Krizle birlikte Lübnan’da etkili olan Suudi Arabistan ve İran birbirlerini “Lübnan’ı rehin almak”, “Lübnan’ın istikrarını tehdit etmek” ve “ülkeyi vekalet savaşına sürüklemeye çalışmak” ile suçluyor.

Krizin çözülmesi içinse, Fransa ve Mısır aktif diplomasi yürütüyor.

ABD ve Rusya’dan da “Lübnan’ın bütünlüğü ve istikrarının korunması” gereğinin vurgulandığı açıklamalar geldi. Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın, Lübnan’ın Bağımsızlık Günü için gönderdiği kutlama mesajında “Washington’ın Lübnan’ın istikrar ve egemenliğini desteklemeyi sürdüreceği” kaydedildi.

Sıkı güvenlik önlemleri

Bir taraftan krizin çözümü için yoğun diplomatik temas sürerken diğer taraftan Lübnan içindeki gerginlik Bağımsızlık Günü öncesinde sokaklarda kendini hissettirmeye başladı. Kentin içinde ve dış mahallelerinde sokaklarda çok sayıda askerin nöbet tutmaya başladığı ve birçok yere askeri araçlar yerleştirildiği göze çarpıyor.

Güvenlik tedbirlerinin arttırılmasında Suriye ve Irak’tan dönen cihatçıların sayısındaki artış, kutlamalar nedeniyle sokakların provokasyona müsait oluşu ve son siyasi gerginliğin Lübnan içindeki farklı siyasi grupları karşı karşıya getirebilecek bir kıvılcım riskinin önüne geçmek öncelik taşıyor.

Ana caddelerdeki büyük reklam panolarında özel şirketlerin hazırladığı “birlik ve orduya destek” vurgulanan mesajlar göze çarpıyor. Beyrut’un bazı noktaları bayraklar ve çeşitli mesajların yer aldığı büyük pankartlarla süslendi. Ancak genel olarak kutlama hazırlıklarının en azından bir önceki yıla göre “sade” olduğu söylenebilir.

Suudi Arabistan’ın vatandaşlarına ikinci kez “En kısa sürede Lübnan’ı terk edin” çağrısı yapması Beyrut’ta tedirginliği arttırdı. Son olarak Arap Birliği Örgütü’nden Hizbullah’ın “terörist” olarak tanımlandığı bir açıklama yapılması ve “Hizbullah’ın Lübnan Hükümeti’nin partneri olduğunun” belirtilmesi Beyrut’ta “Lübnan hükümetini ve ordusunu da dolaylı olarak hedef alan bir açıklama” olarak değerlendiriliyor. Bu gelişmeler önümüzdeki günlerde siyasi tansiyonun giderek yükselebileceği yorumlarını ve halk arasında da tedirginliği arttırıyor.

Lübnan, bağımsızlığının 74.yıldönümünü bu şartlar altında kutlamaya hazırlanıyor. Ancak en önemli sorular hala cevapsız; “Hariri dönecek mi?, Dönerse istifa edecek mi?, İstifa ederse sonrasında Lübnan’ı ne bekliyor?”

XS
SM
MD
LG