Erişilebilirlik

‘Kürdistan’ İsimlerine Dava 


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Anayasa Mahkemesi, 2014 yılında kurulan Kürdistan Özgürlük Partisi hakkında kapatma davası açtı. Dava iddianamesini PAK yönetimine gönderen AYM, partiden savunma istedi.

Kapatma kararı ile ilgili bugün basın toplantısı düzenleyen PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik, parti kurmanın izne tabi olmadığını söyledi. Özçelik, partisinin isim ve tüzüğünü değiştirmeyeceğini belirterek, “PAK ismini, programını, tüzüğünü değiştirmeyecek. PAK yöneticileri, kurucuları, bu partinin programında dile getirdikleri bütün düşüncelerine bağlıdırlar, bunları bilerek bu programa koymuşlar. Biz bunları değiştirmeyeceğiz, Anayasa’nın 90’ıncı maddesini, uluslararası hukuku tekrar hatırlatıyoruz. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün dünyanın en temel insan haklarından biri olduğunu söylüyoruz. Türkiye’yi bunlara uymaya davet ediyoruz” dedi.

'Kürdistan' İsimlerine Dava
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:14 0:00

Kapatma kararıyla Kürtlerin yönünün dağa çevrilmek istendiğini savunan Özçelik, “PAK ve adında Kürdistan olan diğer partileri kapatmakla bu sorunlar çözülmez. 95 yıldır daha beteri yapıldı. Bu siyaset bir şeyleri çözebildi mi? Kürt milletinin Kürdistan’ın yasal ve anayasal olarak kabul edildiği bir süreç başlatılmalıdır. Bu partileri kapatmakla, bu partilerin önünü kesmekle ne demek istiyor Türkiye? Partisini, derneğini, gazetesini kapat, sivil bütün çalışmaların önünü kes, yani bütün Kürtlerin yönünü şiddete, dağa mı yönlendirmek mi istiyorsunuz? Bu siyasetten vazgeçilmeli“ diye konuştu.

Türkiye’nin Kürt sorununa çözüm bulmak için PKK ve Öcalan’la dolaylı görüşmeler yaptığı 2013 ile 2015 yılları arasında kurulan parti ve kurumların isminde ‘Kürdistan’ kelimesini kullanmalarına izin veriliyordu. 2014 yılında kurulan PAK, isim ve tüzüğünü değiştirmesi için 2015 yılında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uyarıldı. Ancak parti yönetimi bu uyarıya olumsuz yanıt verdi. Yıllarca illegal faaliyet yürüten Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) de bu dönem de yasal statüye kavuştu. Yurtdışında yaşayan PSK Lideri Mesut Tek de bu dönemde Türkiye’ye gelerek siyasi çalışmalarına Diyarbakır’da devam etti. Ancak AYM PSK’ye de kapatma davası açtı.

KURDSİAD yine dava konusu

Aynı dönemde Diyarbakır’da bir grup işadamı, Kürdistan Sanayici ve İşadamları Derneği (KURDSİAD) adıyla bir dernek kurdu. Kurucu yönetim, 4 Nisan 2014 tarihinde Valiliğe kuruluş dilekçesi verdi. Diyarbakır Valiliği Dernekler Müdürlüğü'nün suç duyurusunda bulunması üzerine, geçici Yönetim Kurulu Başkanı Abdülbaki Karadeniz hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma sonrası açılan davada dernek feshedilirken Karadeniz'e, 'Dernekler kanununa muhalefet' suçundan 10 ay hapis ve 820 lira adli para cezası verildi.

Ancak dernek aleyhine bir dava daha açıldı. Dava konusu derneğin ismindeki ‘Kürdistan’ kelimesi ve tüzüğünün bazı maddeleri. Bu kez dava kapsamına geçici yönetim kurulunun 8 üyesi de alındı. Daha önce ceza alan Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Abdulbaki Karadeniz, davanın demokratik olmadığını söyledi. Karadeniz, davaya gerekçe gösterilen ‘Kürdistan’ isminin coğrafik bölge olduğunu savunarak, “O dönem gündem buna uygundu, örgütlenme ve siyaset zemini vardı. Yasadaki yasal hakkımızı kulandık. Şu andaki konjonktürde hukuk işlemiyor. Mahkeme Kürdistan için dava açtı. Daha önceki davada mahkemeye Kürdistan’ın coğrafik bir tanım olduğunu söyledik. Tayyip Erdoğan da 1992’de kullanmış. Bunu mahkemeye söyledik. Siyasi amacımızın olmadığını söyledik. Siyasi bir amacımız yoktu” dedi.

Diyarbakır 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi tarafından açılan davada derneğin amaçlarının Anayasa’nın 1,3,5 ve 14’üncü maddelerine aykırı olduğu vurgusu yapılıyor.

Anayasa’nın söz konusu maddeleri:

MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.

MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

MADDE 14- Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

XS
SM
MD
LG