Erişilebilirlik

Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşünün Toplumsal Harekete Dönüşmesini İstiyor


Adalet Yürüyüşü’nün 23. gününde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler İstanbul’a ulaştı. İstanbul il sınırında çiçeklerle karşılanan CHP lideri, İstanbul levhasının önünde barışın simgesi olarak kabul edilen beyaz güvercin uçurdu.

CHP İstanbul milletvekili Barış Yarkadaş, yürüyüşün bugünkü etabına 42 bin kişinin katıldığını iddia etti.

Kocaeli’nin Gebze İlçesi’nden yola çıkarak 19 kilometre yürüyen adalet yürüyüşçüleri arasında DİSK Genel Başkanı Kani Beko, 1996 yılında öldürülen gazeteci Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu yer aldı.

KHK ile memuriyetten atılan Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Candan Badem de işlerine geri dönmek için cezaevinde açlık grevine devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yürüdü.

Kılıçdaroğlu: “AB ile ilişkilerin askıya alınması değil sağlıklı sürmesi gerekiyor”

Her gün yaptığı gibi yürüyüş öncesi kısa bir açıklamada bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’yle ilişkilerin dondurulmasını öneren raporu kabul etmesinin doğru olmadığını söyledi.

CHP lideri, “Türkiye sadece iktidar partisinden ibaret değil ki. Türkiye'ye bakın Adalet Yürüyüşü yapıyoruz. 10 binler var. Bir referandum yaptık. Yüzde 50'den fazlası demokrasi istiyor bu ülkenin. Dolayısıyla Avrupa Birliği ile ilişkilerin askıya alınması değil, daha sağlıklı ve tutarlı sürdürülmesi gerekiyor. Bu konuda umarım bizim adalet arayışımıza da destek vererek Türkiye ile olan ilişkilerin devamı yönünde bir karar alırlar, bu da bizi memnun eder” dedi.

Tüm yurttaşları Pazar günü Maltepe sahilindeki açık hava toplantısına davet eden Kılıçdaroğlu, adalet arayışının adalet yürüyüşünün sona ermesinden sonra da devam edeceği mesajını verdi.

İktidar kanadındaki adalet yürüyüşü rahatsızlığı devam ediyor. Cumhurbaşkanı, başbakan ve başbakan yardımcıları düzeyinde değişik seviyesinde yükselen tepkilere bugün bir yenisi eklendi.

Binali Yıldırım: “Artık bu yürüyüş kabak tadı vermeye başladı”

Başbakan Binali Yıldırım, “Adalet Yürüyüşü”nün kötü niyetli girişimlere fırsat verilmeden Pazar günü tamamlanmasını istedi.

Başbakan, “Artık bu iş maksadına erişti, daha fazla sürdürmenin anlamı yok. Ümit ederim, sükunet içerisinde, herhangi bir taşkınlığa meydan vermeden, herhangi bir kötü niyetli girişime fırsat vermeden bu eylemi tamamlamış olurlar. Tabii bundan sonra bu işte ısrar etmek hem yollarda, meydanlarda mağdur olan vatandaşa bir eziyet olur, aynı zamanda da ana muhalefet partisine ve onun genel başkanına da bir eziyete dönüşebilir. O yüzden bizim tavsiyemiz adalet, sonuna kadar adalet, hep beraber adaletin daha iyi işlemesi için, zamanında adaletin gelmesi için gayret edelim. Ancak bunun yeri yollar değildir. Yürüyüş değildir. Bunun yeri Meclis’tir. Artık bu kabak tadı vermeye başladı. Bu işi burada bitirmek lazım. İşi başka mecralara taşımanın anlamı yok. O zaman bu, iyi niyetli bir girişim olmaktan çıkmış olur” dedi.

Kılıçdaroğlu Guardian’a yazdı: “Otoriter rejim vatandaşları adaletten mahrum kılıyor”

CHP liderinin bugün İngiliz Guardian gazetesinde de bir makalesi yayınlandı. CHP lideri makalesinde adalet yürüyüşüne çıkmasına vesile olan OHAL Türkiye’sini şöyle tarif ediyor:

“AKP olağanüstü hali kalıcı hale getirerek referandumu kendisinin tek adam yönetimini güçlendirmek için kullandı. Adaletsizlik, keyfilik ve ayrımcılık AKP rejiminin tanımlayıcı özellikleri haline geldi. Öncelikle adalet talep etmemizin nedeni de bu. Adalet hakkı, temel bir insan hakkı. Otoriter rejim Türkiye vatandaşlarını bu haktan mahrum bıraktı. Ülkemizin en yüksek mahkemesi, hükümetin kararnameyle çıkardığı yasaları gözden geçirmek konusunda kendi kendisini yetkisiz ve yetersiz ilan etti. Bağımsız ve tarafsız davranmaya çalışan hâkimler hemen görevden alınıyor ve haklarında iddianame hazırlanıyor. Rejimin siyasi muhaliflerini savunan avukatlar tutuklanma riskiyle karşı karşıya.”

“Toplumsal sözleşmeyi yeniden tesis etmek için yürüyoruz”

İfade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkını kullanarak “kolektif cesareti” arttırdıklarını savunan Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşü ile ne amaçladıklarını şöyle açıkladı.

“Toplumsal sözleşmeyi yeniden tesis etmek için yürüyoruz; demokrasiyi, adaleti ve güçlükle kazanılmış haklarımızı yeniden tesis etmek için yürüyoruz. Esasında sert bir otoriter rejimin üzerindeki yanıltıcı ‘demokrasi’ örtüsünü kaldırmak için yürüyoruz. Yürüyüşümüz İstanbul’da, bu rejimin çok sayıda kurbanını ağırlayan hapishanenin kapılarında sona erecek. Fakat bunun, Türkiye’nin sınırları dışında da yankı bulacak türden, adalet için yeni bir toplumsal hareketin başlangıcı olmasını umuyoruz.”

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG