Erişilebilirlik

Kerry'den İklim Değişikliğiyle Mücadelede Küresel İşbirliği Çağrısı


7 Nisan 2021 - John Kerry Hindistan Başbakanı Narendra Modi'yle bir araya geldi.

Başkan Joe Biden'ın iklim özel temsilcisi John Kerry, Asya'ya yaptığı ilk ziyaretinde, başta ABD ve Çin olmak üzere iklim değişikliğiyle mücadelede tüm ülkeler arasında işbirliği yapılması çağrısında bulundu. Kerry, "Hiçbir ülke bu meseleyi tek başına çözemez. Bu imkansız. Bunu başarmak için hepimizin birbirimize ihtiyacı var" dedi.

Ziyaretleri öncesinde Birleşik Arap Emirlikleri'nin ev sahipliğinde Abu Dabi'de düzenlenen İklim Eylemi İçin Bölgesel Diyalog konferansı sonrasında CNBC kanalına konuşan Kerry, "Bu mesele Çin'le ilgili değil, Çin'e karşı olmakla ilgisi de yok. Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Endonezya, Japonya, Kore, Avustralya gibi büyük miktarda karbon salımı yapan ülkelerle ilgili. En çok da ABD ve Çin" dedi.

Kerry'nin Pazar günkü bu açıklamaları, 5-8 Nisan arasında Hindistan'a, 9 Nisan'da da Bangladeş'e yapacağı ziyaretler öncesindeydi. Salı günü Yeni Delhi'de konuşan Kerry, "Hindistan iklim konusunda üzerine düşeni yapıyor, yenilenebilir enerji kullanımında hiç tartışmasız şimdiden bir dünya liderisiniz" ifadesini kullandı.

Kerry'nin Hindistan ve Bangladeş ziyaretleri, Biden yönetiminin iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası taahhüt arayışını öne çıkarmayı amaçlıyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Asya ziyareti sırasında Çin'in iklim meselelerinden sorumlu en üst düzey yetkilisi Xie Zhenhua'yla bir araya gelmeyecek. Ancak iki lider birbirini daha önceki görüşmelerden tanıyor.
Pekin'in karbon salımını 2060 yılına kadar sona erdirme planının merkezinde yer alan isim olan Xie, aynı zamanda 200 ülkenin katıldığı Paris İklim Anlaşması'nda Çin'in baş müzakerecisiydi.

Reuters haber ajansına göre Xie'nin ABD iklim eski özel temsilcisi Todd Stern'le kurduğu ilişkinin 2015 yılında Paris İklim Anlaşması'nın imzalanmasına ön ayak olduğuna inanılıyor. Çin Ekoloji ve Çevre Bakanlığı'ndan Şubat ayında yapılan açıklamada Xie'nin yeni iklim özel temsilcilisi olduğu bildirilmişti. Xie'nin iki yıllık aradan sonra yeniden bu göreve atanması, Bloomberg kanalına göre Çin'in iklim değişikliğiyle mücadele konusunda Biden yönetimiyle olan iletişimi güçlendirme taahhüdünü yansıtıyor.

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ABD ve Çin, küresel karbondioksit salımının yüzde 43'ünden sorumlu.

İlişkileri güçlendirme çabası

Düşünce kuruluşu Wilson Center’ın Çin Çevre Forumu Başkanı Jennifer Turner, VOA Çince’ye yaptığı açıklamada, ABD ve Çin'in son birkaç yıldır çok gerilen ilişkilere yeniden yön verme çabasının birçok farklı mekanizmadan oluştuğunu söyledi.

Turner, "Kerry ve Xie, Obama yönetimi zamanında sık sık yaptıkları görüşmeler nedeniyle zaten birbirlerini çok yakından tanıyor. Bu yüzden her iki ülkenin iklim liderlerinin neden hemen bir araya gelmek gibi bir aceleleri olmadığını anlayabiliyorum" dedi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) enerji güvenliği ve iklim değişikliği uzmanı Jane Nakano, iklim değişikliğiyle mücadelenin ticaret, insan hakları, fikri mülkiyet ve teknoloji gibi konulardaki farklılıklara rağmen ABD ve Çin'in ilerleme kaydedebileceği işbirliği alanlarından biri olduğu görüşünde.

VOA Çince’nin sorularını yanıtlayan Jane Nakano, "Washington'un Çin'e yaklaşımı 'mümkün olduğunda işbirliği yapmak' ancak iklim konusunda Çin'in işbirliğini elde etme karşılığında başka alanlarda istenmeyen ödünlerde bulunmamak üzerine kurulu. Çin'deyse doğrudan bire bir iklim görüşmeleri başlatmalarının fazla kazanım getirmeyeceği hissi hakim, özellikle de iklim değişikliğiyle mücadelenin Biden yönetimi için bir öncelik olduğu, ancak aynı durumun Çin için söz konusu olmadığı bir ortamda" dedi.

Düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü bünyesindeki Siyasi-Askeri Analiz Merkezi Başkanı Richard Weitz ise Washington ve Pekin arasındaki görüşmeleri geciktirmenin, zamanlamanın ötesinde bir gerekçesi olabileceği görüşünde.

VOA'e konuşan Weitz, "Çin'in doğrudan görüşme yapmaması lojistik nedenlere bağlı olabilir” diyerek yoğun bir tempoya sahip olan diplomatların görüşme tarihi üzerinde anlaşmada zorluk çekebileceğine işaret etti. Uzman, ”ABD'nin Çin'le ilgilenmeden önce kendi müttefikler ve ortaklarıyla görüşme yapmak istemesi" olasılığını da gündeme getirdi.

Başkan Joe Biden için iklim değişikliğiyle mücadele, en öncelikli meselelerden biri. Ekim ayındaki seçim kampanyası sırasında iklim değişikliğini "insanlığın karşı karşıya olduğu bir numaralı sorun" olarak niteleyen Biden, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra "yönetiminin varoluşsal bir tehdit olan iklim değişikliğiyle mücadele etmek için hazırladığı iddialı planı güçlendirmek amacıyla" bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

Başkan Biden, 22-23 Nisan tarihlerinde dünya liderleriyle iki günlük sanal iklim zirvesi düzenlemeye hazırlanıyor. Beyaz Saray’ın internet sitesine göre liderler zirvesi daha güçlü bir iklim eylem planının aciliyeti ve ekonomik yararlarını öne çıkaracak ve bu yıl Kasım ayında Glasgow’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) giden süreçte önemli bir kilometre taşı olacak.

Biden'ın kısa süre önce açıkladığı 2 trilyon dolarlık altyapı planı, temiz ve yeşil teknolojiler için 35 milyar dolar, ABD'nin elektrikli araç piyasasını revizyondan geçirmesi için de 174 milyar dolarlık yatırım içeriyor.

Çin'in temiz enerji yatırımlarıysa 2019 yılında 83 milyar 400 milyon dolara ulaşmış durumda.

Hudson Enstitüsü'nden Weitz, "Bu zorluğun boyutları, her iki ülke için de çözüm bulması en büyük sorun. Çin'in ve ABD'nin enerji politikalarında yapmayı planladıkları değişikliklere ilişkin maliyetler ve insanların hayatlarında yaşayacakları aksaklıklar çok büyük" şeklinde konuştu.

İklim ortaklığının önündeki engeller

ABD ve Çin arasında insan hakları ve ticaret alanlarındaki derin farklılıklar, iki süper gücün iklimle ilgili meselelerde olası bir ortaklık kurmasının önünde bazı engeller oluşturuyor.

Maryland eyaletindeki Loyola Üniversitesi'nden siyaset bilimi profesörü Carsten Vala, VOA Çince’ye yaptığı açıklamada, "Çin ve ABD ekonomik, diplomatik, teknolojik ve askeri alanlarda giderek artan açık bir rekabet dönemine giriyor. Bu da her türlü işbirliğini zorlaştırıyor" dedi.

Çin'in uluslararası ilişkilerde giderek daha kararlı bir tavır sergilemesi ve özgüveninin artmasının, şüphesiz en büyük zorluk olduğunu söyleyen Vala, "Bu tavır, Çin Komünist Partisi liderlerinin Covid-19 pandemisiyle daha iyi mücadele ettiği ve küresel ekonomik yavaşlamanın etkilerini Batılı ülkelere kıyasla daha rahat atlattığı yönündeki inancından kaynaklanıyor. Çin ekonomisinin önümüzdeki 20 yıl içinde ABD'yle aynı seviyeye çıkacağına ilişkin tahminler de bu tavrı körüklüyor. Bu durum, Çin'in en üst düzey liderlerinin uzlaşı yolu arama konusunda daha isteksiz olmasına yol açıyor" diye konuştu.

Wilson Center'dan Turner da bu görüşe katılıyor. Uzman, "Çinli ve ABD'li yöneticiler ticaret ve insan hakları gibi zor meselelerin üstesinden gelmeye çalışıyor. Bu da iklim işbirliği ve diplomasisine yeterli siyasi saha bırakmıyor" ifadelerini kullandı.

XS
SM
MD
LG