Erişilebilirlik

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Musul ve Irak’ın kuzeyindeki kent ve kasabaları ele geçirmesinin ardından, Irak’ın tamamen bölünebileceği kaygıları artıyor.

Obama yönetimi, cihatçı örgütlerin güçlenmesi karşısında kendi çıkarlarını korumak için askeri seçenekleri tartıyor.

Diğer yandan da Irak’ta istikrarın yeniden sağlanması için Amerika’nın bölgedeki en büyük düşmanı olarak gördüğü İran’la işbirliği yapıp yapmaması konusu tartışılıyor.

Uzmanlar bölge ülkelerinin daha büyük bir krizin içine çekilebileceği, Suriye ve Irak’ın ardından, Ürdün’ün de istikrarının tehlikeye girebileceği uyarısında bulunuyorlar. Ayrıca Suriye ve Irak arasında sınırların neredeyse artık yok sayıldığı bölgenin, ‘terör yuvası’ haline geldiği konusunda bir görüş birliği bulunuyor.

Merkezi Washington’da bulunan Partilerüstü Politikalar Merkezi’nin toplantısına katılan uzmanlar, Irak’ta yaşanan çatışmaların bölgesel yansımalarını, bölge ülkelerine etkisini ve Amerika’nın seçeneklerini değerlendirdi.

Uzmanların Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren cihatçı örgütlerle işbirliği yapmakla suçladığı Türkiye, beklenmedik bir rehine kriziyle karşı karşıya kaldı. Ankara, Musul Başkonsolosluğu’nun rehin alınan diplomatik personelini ve diğer rehin Türk vatandaşlarını IŞİD’in elinden kurtarmaya çalışırken, tüm bu gelişmelerin ardından Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçleri, geçen hafta Kerkük’ü işgal etti.

Merkezin Türkiye Girişimi uzmanlarından John Hannah, yaşanan krizin en büyük kazananının, IŞİD dışında Kürtler olduğunu söyledi. Kürtler’in Türkiye’yle petrol ticaretini geliştirdiğine dikkati çeken Hannah, özellikle son haftalarda yaşanan gelişmelerin, Kürtler’i yıllardır ulaşmaya çalıştıkları hedefe, yani bağımsızlığa yakınlaştırdığı görüşünde. Başkan Yardımcısı’nın eski ulusal güvenlik ekibinde de görev yapan Hannah, geçen hafta Kerkük’ü kendi denetimleri altına alan Kürtler’in kenti asla Bağdat’a iade etmeyeceğini savundu. Yaşanan kriz, John Hannah’ya göre Kürtler’i bağımsızlığa götürmese de, Bağdat’ın gittikçe zayıflayan idaresi karşısında, Erbil’İn pazarlık kozunu arttırmaya yarayabilir.

Kürtler’in Kerkük’ün petrol sahalarını ele geçirmediğinin altını çizen Lehigh Üniversitesi profesörü Henri Barkey ise, halen Irak’tan gelen yüzde 17’lik petrol gelirine bağımlı olduğunu hatırlattı. Bölgedeki petrolün kısıtlı olduğunu savunan Barkey, Irak’ın OPEC üyesi olduğunu ve petrol ticaretinin de OPEC kuralları çerçevesinde yürüyeceğini belirtti. Bölge halkının Peşmergeler’in sağladığı güvenlikten dolayı Kürt idaresine girmeyi tercih ettiğini kaydeden Barkey, Kürt Yönetimi ne kadar güçlense de ekonomisinin Bağdat’a bağımlı olduğunu, Iraklı Kürtler’in çoğunun devletten maaş aldığını ve bunun da Irak’tan gelen yüzde 17’lik petrol gelirinden ödendiğini kaydetti. Barkey, Irak ekonomisinin çökmesi durumunda KBY’nin ekonomisinin de çökeceğini savundu.

Toplantıda konuşan Amerika’nın Ankara eski büyükelçisi Eric Edelman ise, Türkiye’de büyükelçilik yaptığı on yıl öncesinden bu yana koşulların çok değiştiğini, eskiden Kerkük’ü Kürtler’in işgal etmesini ‘kırmızı çizgi’ olarak gören Ankara’nın, IŞİD tehlikesiyle birlikte geçen hafta kente Kürtler’in girmesinden dolayı rahatladığını söyledi.
XS
SM
MD
LG