Erişilebilirlik

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, bağımsız devlete giden en büyük adım olarak gördüğü 25 Eylül Referandumu’nun üzerinden daha bir ay bile geçmeden IŞİD’in Irak topraklarına saldırmadan önce sahip oldukları alan hakimiyetini arar hala geldi.

IKBY lideri Mesut Barzani’nin “Kürdistan’ın kalbi” olarak gördüğü Kerkük’ten bir kurşun dahi atmadan çekilen KDP, Irak Anayasası’nda “ihtilaflı bölgeler” olarak kabul edilen Selahaddin’in Tuzhurmatur ilçesi ve Diyala’nın Hanekin ilçesinden sonra Musul’un Sincar (Şengal) ilçesinden de çekildi.

Uzun süredir Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin elinde bulunan Türkmenler’in yoğun olan yaşadığı Altınköprü (Pırge)’de KDP Peşmergeleri ile Haşdi Şabi destekli Irak ordusu arasında çatışmalar ise devam ediyor. Ancak bu bölgenin de kaybedilmesi an meselesi.

Son beş günde yaşanan askeri başarısızlıklardan Irak Kürtleri’nin en büyük iki partisi KDP ve KYB birbirlerini sorumlu tutuyor.

İslam Özkan: “KDP-KYP arasında uzlaşma muhtemel olsa da çatışma ihtimal dışı değil”

Ortadoğu uzmanı gazeteci İslam Özkan, 2007 yılında anlaşma yapan, yıllarca aynı listelerle seçime giren iki parti arasında anlaşma ihtimali olduğunu düşünse de yakın bir gelecekte çatışma yaşanmasının ihtimal dışı olmadığı görüşünde.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Özkan, “Barzani yanlıları 16 Ekim’den bu yana Talabani ailesini suçluyor. KYB Peşmergeleri’nin Irak ordusuna direniş göstermemesi ilk bakışta bu eleştirileri haklı gösterse de KYB’nin referandumun ertelenmesi isteğinin Barzani’nin gözardı ettiği de hatırlanmalı. Talabani ailesi ön plana çıkıyor. Pazartesi gününden beri derinleşen yarılma KDP-KYB çatışmasını bir vadede gündeme getirebilir ama anlaşma daha büyük olasılık. Bu arada Goran hareketi ve Kürt İslamcı örgütler de bu süreçten sonra siyasi olarak büyüyebilirler” dedi.

Özkan: “Şu an için ne ABD ne de Türkiye Barzani’yi gözden çıkarmış değildir”

Özkan’a göre, Irak Kürtleri’nin uğradığı derin hayal kırıklığının bir numaralı sorumlusu IKYB Başkanı Mesut Barzani.

“Barzani’nin yanlış hesap yaptığı ve yeterli direniş göstermediği için eleştiriliyor. Barzani bu imajını düzeltemezse çöküş hızlanır. Ancak ben Türkiye’nin de ABD’nin de şu an için Barzani’yi gözden çıkardığını düşünmüyorum. 2014 öncesi koşullara dönmeyi kabul ederse sözünü ettiğim çatışma ortamı seçenek olmaktan çıkar ve yeniden konsensüs sağlanır. Ama KDP Peşmergesi/KYB Peşmergesi ikili yapısı devam ettikçe ulus devlete geçişte sorun devam edecektir. Bu konu çözülmezse bugünlerde dile getirilen Kürt Bölgesi’nin ikiye bölünmesi artık daha yüksek sesle tartışılabilir.”

Çandar: “Kürtler paramparça, meşruiyet krizi yaşanacak”

Irak Kürt Bölgesi hakkında uzun yıllardır çok sayıda yazı yazan gazeteci Cengiz Çandar ise Irak Kürtleri’nin bağımsızlık ülküsünün çok gerisine düştüğü kanaatinde.

Dün medyascope yayınına katılan Çandar, “Kürtler birbirine girmiş vaziyette. Paramparça. Üstelik kendi halkı üzerinde meşruiyetini kaybetmiş durumda. Gözbebekleri Kerkük gitmiş. Anayasa’nın 140 Maddesi uyarınca ihtilaflı topraklar sayılan Hanekin’den başlayarak Şengal’e (Sincar) kadar olan bölgelerin hepsini terk ettiler. 2014 koşullarına değil, 1991 sınırlarına geldiler. Hatta bunun da gerisine düştüler. Bağımsız devlet teşkil etmesine yol açacak Kerkük petrol havzalarını terk ettiler. Bu iki havza 295 bin varil petrol çıkarıyor. Bu, Kürtler’in petrol gelirlerinin yarısına tekabül ediyor. Herkesin birbirini suçladığı büyük bir derin kriz, meşruiyet krizi yaratacak. Bir kuşağın Kürdistan bağımsızlığını çözebilecek noktadan uzaklaştığını sayabiliriz” dedi.

Cengiz Çandar, yaşan durumu Irak Kürtleri’nin 1971 yılında Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’nin liderliğinde başlattıkları ve 1975 yılında İran’ın Irak’la anlaşması sonucu kaybettikleri ayaklanmaya benzetiyor.

Çetin Çeko: “İç ihanet sonucu Kürdistan bağımsızlık mücadelesi sekteye uğratıldı”

Gazeteci Çekin Çeko ise iki travmanın farklı dinamikleri olduğunu düşünüyor.

Çeko, KDP’nin yayın organı Rudaw’da yayınlanan yazısında 1975 yenilgisinin ABD, SSCB, İran ve Irak konsensüsü sonucu yaşandığını söylerken bugünkü yenilginin sorumlusu olarak Talabani ailesini gösterdi: “Hiçbir Kürdistanlı bu yenilgiyi (1975) bir onursuzluk ve suçluluk duygusuyla üzerinde taşımadı. Mele Mustafa Barzani ve Peşmergeleri dişle tırnakla çarpışarak yenildiler. Tarih, bugün onları geride bıraktıkları onurlu ve mücadeleci miraslarıyla anıyor. Bugün ise, dış faktörlerden ziyade iç faktörler daha açık bir ifade ile iç ihanet sonucu Kürdistan ulusal demokratik hareketinin bağımsızlık mücadelesi sekteye uğratıldı. Kürdistanlılar bu yenilginin siyasi ekonomik ve sosyolojik travmalarını çok uzun süre yaşayabilirler. Söz konusu travmadan çıkış yolu, Kürdistan halkının bağımsızlık iradesine sahip çıkarak, bunu inat ve azimle hayata geçirmesidir.”

Bu yaşanan yenilginin bir faturası olacak mı? Bu fatura en azından hızlı bir şekilde sandığa yansımayacak zira 1 Kasım’da yapılacak Bölge Başkanlığı ve meclis seçimleri ertelendi. Goran Hareketi’nin istifaya davet ettiği Mesut Barzani ise 17 Ekim’de yazılı bir açıklama yapmış olsa da beş gündür ne alanda ne ekranlarda gözüküyor.

XS
SM
MD
LG