Erişilebilirlik

Balıkesir’de bulunan Kaz Dağlarının zirvesi 800 yıldır süren bir geleneğe ev sahipliği yapıyor. Yöredeki Alevi Türkmen köylüleri her yıl, Ağustos ayının kutup yıldızının dünyaya en yakın olduğu günlerinde zirvede çadır kurup, kurbanlar kesiyor.Geleneğin Şamanizm’den kaldığına inanılıyor.

Kaz dağlarının deniz seviyesinden 1700 metre yükseklikteki zirvesi bugünlerde hareketli. Hareketliliğin sebebi ziyarete giden turistler kadar, bölgeye kurulan çadırlar. Onlarca çadır ve içinde yüzlerce kişi… Kadınlar yöresel kıyafetlerini giymiş, kazanlarda yemekler pişiriyor. Çadırdan çadıra bir şeyler ikram ediliyor. Çadırların kurulduğu alana dışardan kimse gitmiyor. Yasak değil ancak çadır sakinleri hoş karşılamıyor. Yılda bir kez yapılan bu etkinliğe katılanlar rahatsız edilmek istemiyor. Çadırlarda kalanlar, tahtacılar olarak bilinen, yörenin 10 Alevi Türkmen köylüleri. Üç gün boyunca çadırlarda kalan köylüler, Sarıkız Türbesi denilen yerde kurban kestikten sonra evlerine dönüyor.

Türkiye’nin oksijen deposu olarak bilinen ve Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Kaz Dağları en az 800 yıldır, sessiz sedasız bu geleneğe ev sahipliği yapıyor. Geleneği yaşatanların başında Tahtakuşlar, Kavlaklar ve Yassıçalı köylüleri geliyor. Ancak diğer tahtacı köylüleri de küçük gruplar halinde bu etkinliğe katılıyor. Peki, Tahtacı köylüleri kim? Tahtacılar, isimlerinde de anlaşılacağı gibi ağaç işleriyle uğraşan köylüler. Ege ve Akdeniz bölgelerinin ormanlık yörelerinde yaşayan Alevi Türkmen Tahtacılar, Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet döneminde, bölgeye yerleştirilmişler. Tahtacıların, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi sırasında kullandığı gemilerin tahtalarını imal ettiklerine inanılıyor.

Tahtacı köylülerinin 800 yıldır yaşattıkları geleneklerinin kökeninde Şamanizm inancı olduğu sanılıyor. Tahtacı Türkmenleriyle ilgili araştırmalar yapan Yazar Mustafa Selim Kudar, geleneğin Şamanlardan kaldığını söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Kudar, geleneğin kutup yıldızının hareketlerine göre yapıldığına dikkat çekerek, ”Şamanizm’e göre yapılan kurban ayin töreni. Kurban adak töreninde Mayıs ayında toprak anaya, Ağustos ayında ana tanrıya kurban kesilir. 12. asırda geçen bir efsane ama bana göre daha eski de olabilir. Sarıkız (kurban kesilen yer) tapma yeri değil tapınma yeri. Şamanların ana tanrıya kurban kesme yerleri olarak biliniyor. Kutup yıldızına dünyanın en yakın olduğu tarih Ağustos ayı. Ağustos ayının 15 ile 25’i arası orada Sarıkız törenleri yapılır. Ayın evrimi yani dolunay olma zamanı 14-24 Ağustos arası. Bu tarihlerde köylüler çıkar buraya. 10 gün içinde kutup yıldızının en yakın olduğu tarihlerde kurbanlarımızı sunma tarihidir. Anlamı enerjinin çıkış noktasıyla gitsin tanrıya ulaşsın diyedir. Ana teması budur" dedi.

Bölge Milli Park olduğu için kamp yapmak yasak ancak Tahtacı köylüleri özel izinle kalabiliyorlar. Köylülerin kurban kestiği iki türbeden biri askeri bölge içinde kalmış. Köylülerin buraya da özel izinle girmesine izin veriliyor.

Kudar, Alevi Türkmenlere son yıllarda Yörüklerin de katıldığını ifade ederek, “10 yıldır Yörük Türkmenler de özlerine dönme için oraya gidiyorlar. Sarıkız sadece Alevilere has değil Yörük kızı olduğu da söyleniyor. 10 yıl öncesine kadar sadece Türkmenler yaşatıyordu ama Yörükler de baktılar ‘güzel bir iş, özümüze dönelim, sahiplenelim’ duygusuyla onlar da başladı. Şimdi onlar da bir hafta on gün kalıyorlar. Oraya çıkıyorlar, dinleniyorlar, hazıklıklarda oluyor, birbirleriyle kaynaşıyorlar eski yaşantılarını yaşatıyorlar. Çadırlarda kendi geleneklerini yaşatıyorlar, birlik beraberlik aşılanıyor. Günümüzde herkes çalışıyor orası bir nevi buluşma yeri oluyor. Ay tanrısına, ana tanrı dediğimiz tanrıya kurban kesiyoruz” diye konuştu.

Kudar, geleneğin geçmişinin 800 yıldan eski olduğunu savunarak, “Dağda mezarlığımız vardı bir taş getirdik, 850 yıllıktı. O tarihlerde burada Türk olmaması gerekir. Ormanda üç mezarlığımız var en azından 2-3 bin yılın üzerinde, kazayağı dediğimiz damgamız var. Arkeologlar 850 yıl dediler” şeklinde konuştu.

XS
SM
MD
LG