Erişilebilirlik

Kaşıkçı Cinayeti Riyad'ı Müttefikleriyle İlişkilerde Güç Duruma Soktu


Öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın oğlu Salih'le el sıkışan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölümüyle ilgili yeni suçlamalar gündeme gelirken Suudi krallığı, komşuları ve müttefikleri arasındaki ilişki de yakından izleniyor. Suudi Arabistan hükümeti geçen hafta en sonunda Kaşıkçı'nın öldürüldüğünü doğruladı ve muhalif gazetecinin yumruklaşma sırasında öldüğünü iddia etti. Krallık ayrıca 18 kişinin tutuklanacağını da duyurdu. Ancak Türkiye, Kaşıkçı'nın hunharca işlenmiş bir cinayete kurban gittiği suçlamasından geri adım atmıyor.

Suudi Arabistan, küresel arenada özel bir yere sahip. Dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan ülke, başta Amerika olmak üzere Batı ve İran rejimi arasında tampon bölge işlevi görüyor.

Kaşıkçı'nın ölümü ise Suudi Arabistan'ın insan hakları sicilini yeniden gündeme taşıdı.

Robin Wright, uluslararası güvenlik uzmanı: ”Kaşıkçı cinayeti, sadece Suudi Arabistan'da değil tüm bölgede Batı'nın onyıllardır gözardı ettiği tüm meseleleri su yüzüne çıkardı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hafta içinde yaptığı konuşmada Kaşıkçı'nın öldürülmesi emri verenlerin sorumlu tutulması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Suudi Arabistan'ın tutukladığı 18 yetkilinin İstanbul'da yargılanması gerektiğini kaydetti.

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Kaşıkçı cinayetinde rol oynayan bazılarının kimliğini tespit ettiklerini ve bu kişilerin vizelerinin iptal edileceğini belirtti.

Amerika'nın Sesi Senato muhabiri Michael Bowman, Kongre üyelerinin ceza amaçlı başka adımlar da atabileceklerini söylüyor: ”Senato Küresel Magnitsky Yasası'nı devreye soktu. Bu adım, Trump Yönetimi'nin Kaşıkçı'nın ölümünden sorumlu olan kişilere yönelik yaptırım uygulamasını sağlar. Yemen'i bombalayan Suudi uçaklarına yakıt nakliyatını sona erdirme konusu da var. Bu yeniden gündeme gelebilir ve Kongre'den geçme olasılığı daha yüksek olabilir.”

Yemen bombardımanlarında yol açtığı sivil ölümler nedeniyle Suudi Arabistan üzerindeki uluslararası baskılar giderek artıyor. Suudi liderliğindeki koalisyon, Yemen'in başkentini kontrol altında tutan Husiler'i hedef alıyor. Üç buçuk yıldır devam eden iç savaşta 10 binden fazla can kaybı var.

Amerika'nın eski Yemen Büyükelçisi Gerald Feierstein, Batı'nın eninde sonunda insan haklarına ilişkin kaygılarla bölgesel güvenlik arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu söylüyor: ”Almanlar Suudi Arabistan'a silah satışını keseceklerini açıkladı. Avrupa Birliği'ndeki ortaklarını da aynı adımı atmaya çağırıyorlar. Suudi Arabistan, güvenlikle ilgili ana ilişkileri Amerika, İngiltere ve Fransa'yla yürütüyor. Bu ülkeler şimdiye kadar Almanya'nın silah satışını kesme kararını izleme niyetinde olduklarına ilişkin herhangi bir sinyal vermedi.”

Feierstein, Suudi Arabistan'ın petrol üretimini azaltacak herhangi bir cezai adımın ise büyük bir küresel ekonomik krize yol açacağını kaydediyor.

XS
SM
MD
LG