Erişilebilirlik

Kamu Denetçiliği Kurumu’ndan Suriyeli Sığınmacılarla İlgili Uyarı


Araştırmaları 2017 yılının sonlarına kadar süren ve 2018 başlarında yazımına başlanan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun ‘Türkiye’deki Suriyeliler’ başlıklı özel raporu, sığınmacılarla ilgili detaylı bilgilere yer veriyor.

​Raporun önsözünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazdı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’i eleştiren Erdoğan, “Yaşanan onca trajediye rağmen milyonlarca insan bu tehlikeyi göze alarak aynı yolculuğa çıkıyorsa, ortada üzerinde durulup düşünülmesi gereken ciddi bir sorun var demektir. Şu anda 3,5 milyonu Suriye ve Iraklı olmak üzere toplamda 4 milyonun üzerinde sığınmacıyı ülkemizde barındırıyor, onlara ev sahipliği yapıyoruz. Ne Avrupa Birliği, ne de Birleşmiş Milletler kurumları, bu konuda verdikleri sözlerde durmuştur” dedi.

258 sayfalık raporda Türkiye’deki Suriyelilerin sayısının 3 milyon 400 bini aştığına dikkat çekilerek, ”Suriyelilerin vatanlarına dönebilmesi konusunda her türlü iç ve dış çabanın gösterilmesi kadar, kalıcılık ihtimallerinin de dikkate alınarak ‘uyum’ politikalarının geliştirilmesine önem vermek gerekmektedir” denildi.

Raporda Suriyelilerin geri dönüşünü zorlaştıran birçok faktörün bulunduğuna dikkat çekilerek, bunlar şöyle sıralandı;

  • Suriye’de barışın ve huzurun tesis edilmesi hala yakın ve orta gelecekte mümkün görünmemektedir.
  • Barış tesis edilse bile harabeye dönmüş ve her bir grubun bir diğerinin düşmanı olduğu çatışmacı ve tedirginlik yaratan miras, Suriye’nin her bir ferdine yansıyacaktır.
  • Kitlesel göçler konusunda yapılan bütün çalışmalar, eğer sorun (savaş) kısa zaman içinde bitmezse ve mülteciler sınır bölgesinde değilse, dönmelerinin zorlaştığını göstermektedir. Türkiye’deki Suriyelilerin her geçen gün daha fazlasının Suriye sınırındaki bölgelerden Türkiye’nin iç ve batı bölgelerine yönelmeleri ve artık buralarda yaşam kurmaları önemli bir değişim anlamına gelmektedir.
  • Kamplarda yaşayanlar içinde geri dönüş istekleri her zaman daha yoğun yaşanır. Ancak Türkiye’deki Suriyelilerin sadece % 7,45’i kamplarda yaşamaktadır. Bir kısmı 6 yıldan fazla bir süredir Türkiye’de bulunan ve % 92’lik bir bölümü kentsel alanlarda yaşamaktadır.
  • Türkiye’deki demokratik sistemin özgürlükçü yapısının yanı sıra sosyal ve ekonomik imkânlar Suriyeliler için oldukça çekicidir.
  • Suriyelilerin önemli bir bölümü için Türkiye’de yaşamak ekonomik yönden ziyade siyasi-hukuki bakımdan daha cazip gelmektedir.
  • Türkiye’de bulunan Suriyelilerin % 45’i yani 1,4 milyondan fazlası 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. Bu grubun ülkelerine dönmesi hem tek başlarına mümkün değildir hem de aileler çocuklarının güvenli ortamda kalmalarını daha da önemsediklerinden, Suriye’de mutlak barış, huzur ve kendileri için güvenlik sağlanmadıkça dönmeyi düşünmeyeceklerdir.
  • Kentsel alanlarda yaşayan Suriyelilerin yaşamlarını devam ettirmeleri için çalışmaktan başka yolu bulunmamaktadır.
    syrian refugees turkey report
    syrian refugees turkey report

Suriyelilerle ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı raporda, Türkiye’ye uyarılar da vardı. Uyarıların bazıları şöyle;

  • Sürecin iyi yönetilememesi halinde, bugüne kadar yapılan fedakârlıkların da heba olma riski olduğu açıktır. Türkiye nüfusunun % 4’ünü bulan Suriyelilerin sayısal büyüklüğü, konuyla ilgili çalışmalarda mutlaka önemsenmesi gereken bir husustur.
  • Eğer Suriyelilerin ciddi bir bölümü Türkiye’de sürekli kalacaksa, Türkiye’nin zaman kaybetmeden kapsamlı uyum politikaları geliştirmesi ve uygulaması gerekmektedir. Zira kalıcılığa hem Suriyeli toplumun hem de Türk toplumunun yeterince hazırlanmaması, çok yönlü ciddi sorunlara da yol açabilecektir. Kapsamlı uyum politikalarının mültecilerin Suriye’ye dönüş eğilimlerini törpüleme riski olduğu da açıktır. Ancak ülke nüfusunun % 4’ünü bulan bir nüfus ile bir arada yaşamanın zorunlu hale gelmesi durumunda, “kalıcılığı teşvik etmeme” gerekçesi ile ertelenen politikaların maliyetleri daha da yüksek olacaktır.
  • Türkiye’nin Suriyeliler konusunda başlangıçtaki bütün politikaları doğal olarak “geçicilik” üzerine inşa edilmiştir. Kalıcılık ihtimalinin geçicilik ihtimaline göre daha da güçlendiği bu dönemde, gerçeklerle yüzleşmek ve kalıcılık konusunda politikalar üretmek gerekmektedir. Bunun adı da uyum politikalarıdır.
  • Türkiye’deki Suriyelilerin hareketliliği, süreç yönetimi bakımından önemli bir sorun yaratmaktadır. Bu konuda çok katı yasal düzenlemeler yapılmasının da hem insan hakları bakımından tartışmalara neden olabileceği hem de yeterince etkili olmayabileceği düşünülmektedir.
  • Suriyeli mültecilerin her geçen gün kalıcılığa doğru gittiği gerçeğinden hareketle, Devletin internet sitelerinde Arapça dil seçeneği de bulunmalıdır. Bu hem bürokratik meselelerin takibi hem de Suriyeli mültecilerin entegrasyonu için önemli bir adım olacaktır.
  • TOKİ-Belediyeler işbirliğinde çok düşük kiralarla mültecilerin barınması için yeni sosyal konutlar yapılabileceği, ancak bunlar yapılırken Türk toplumunun gösterebileceği olası tepkilerin de dikkate alınmasının ve onların da desteğinin sağlanmasına çaba gösterilmesinin, iç huzur ve birlikte yaşama kültürü geliştirilmesi bakımından son derece önemlidir.
  • Kayıtlamada sızmalar Başta terör örgütleri ve organize suç şebekelerinin sabıkalı üyelerinin kimliklerini gizlemek amacıyla kendilerini Suriyeli mülteci gibi göstererek kayıt altına alınmaları riski ciddi bir biçimde yüksek olup, bu şekilde kayıt altına girenlerin takibi çok zorlaşacaktır. Bu nedenle bundan önce yapılmış kayıtların denetlenmesi, bundan sonra yapılacakların güvenlik uzmanlarının da desteği ile yapılması bir zorunluluktur.
  • Güvenlik uzmanlarının, özellikle organize suç örgütlerinin “faili meçhul” eylemleri için kayıt altına girmemiş mültecilere yöneldiğine dair kaygıları ciddiye alınmalıdır.
  • Bugüne kadar suç istatistiklerinde oldukça olumlu bir tablo sergileniyor olsa da, 3,4 milyonu aşkın bir nüfus dikkate alındığında, bu kadar büyük bir kitle içinde mevcut durumun değişme ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Eğitimli mültecilerin Türk ekonomisi için bir değer olarak kazanılmasından çok, uyum politikaları için de önemli olduğu; ülkemizdeki Suriyeli nüfus içindeki sayısı çok az olan eğitimli kitlenin başta uyum politikalarının köprüleri, diyalog kanalları olarak son derece değerli oldukları, bu nedenle bu kişilerin Türkiye’de kalmasını sağlayacak olan tedbirlerin temelde gönüllülüğe ve teşvike dayalı olarak geliştirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.

Göç İdaresi’nin 10 Eylül 2018 tarihli verilerine göre Türkiye’de bulunan 3 milyon 589 bin 327 Suriyeliden sadece 157 bin 958’i barınma merkezlerinde yaşıyor. Geri kalanı ise Türkiye’nin 81 iline dağılmış durumda. Nüfusa oranla en fazla Suriyelinin yaşadığı yer Kilis. Kent nüfusunun Yüzde 91’i Suriyeli. Listenin en alt sırasında bulunan Bayburt’ta 32 Suriyeli yaşıyor.

XS
SM
MD
LG