Erişilebilirlik

Kalın: ‘Şam Rejimiyle Temas Söz Konusu Değil’


Türkiye, terörle mücadele gerekçesiyle Suriye topraklarında askeri operasyonunu ve varlığını devam ettirirken, Şam rejimiyle görüşmeme politikasını da koruyor.

Son olarak ana muhalefet partisi CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak ve barış sürecini hızlandırmak için Türk hükümetine Şam rejimiyle görüşülmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak Kılıçdaroğlu’nun çağrısına bugün Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Sözcüsü İbrahim Kalın yanıt verdi. Kalın, Türkiye’nin Beşar Esat yönetimiyle doğrudan diyalog kurmama tavrını sürdüreceğini açıklayarak, ABD’ye de Şam ile temas kurma çabasındaki PYD-YPG’yi desteğini sona erdirme çağrısı yaptı.

Bu arada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Suriye’deki son durumu değerlendirmek üzere Tahran’da. Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile görüşmesinin yanı sıra İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile de biraraya gelecek.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Tahran’da
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:00:56 0:00

ABD’ye Suriye mesajları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise, Vatikan ve İtalya temasları sonrasında uçaktaki gazetecilere yaptığı açıklamalar bugün basına yansıdı. Erdoğan da, PYD-YPG’nin Şam rejiminin yanı sıra Rusya ve İran’la yakınlaşma girişimi olduğu iddialarını değerlendirerek, “YPG bir maymuncuk gibidir, nerede ne yapacakları belli olmaz. Bunu herkes kullanabilir. YPG bir terör örgütüdür. Rusya’nın ya da İran’ın dediğiniz türden bir hareket tarzı benimseyeceklerine ihtimal vermek istemiyorum” açıklaması yaptı.

ABD’nin Menbiç konusunda Obama yönetiminden bu yana yanlış yolda olduğunu söyleyen Erdoğan, “Obama, maalesef bu hususta bize yalan söyledi. Şu an Trump yönetimi de maalesef aynı istikamette ilerliyor. Trump ‘Fırat'ın doğusuna gidecekler’ demişti ve Mümbiç’in gerçek sahibinin Araplar olduğunu kabul etmişti. Şu anda Mümbiç’in içinde bir hareketlilik var. Oradaki insanlar, aşiretler adeta bir ayaklanma halinde. Mümbiç er ya da geç gerçek sahiplerini bulacak” dedi.

Sözcü Kalın da bugünkü basın toplantısında, CHP başta olmak üzere farklı kesimlerce Türkiye’nin Suriye’de merkezi hükümetle işbirliği yoluna gitmesi yönündeki görüşlere karşı çıkarak, “Suriye'de rejimle herhangi bir temasımız söz konusu değil, şu anda öyle bir temasın kurulması da söz konusu değil” dedi. Kalın, “DEAŞ (IŞİD) tamamen ortadan kalktı. DEAŞ’la mücadele adına verilen destek derhal son bulmalıdır. ABD umarız YPG'ye verdiği desteği bir an önce sonlandırır” mesajını verdi.

AB’ye de “terör örgütü” uyarısı

Sözcü Kalın, "Türkiye Cumhuriyeti, PKK terör örgütünü 1984 yılında terör örgütü olarak tanımış ve listesine almıştır. Avrupa Birliği ise PKK'yı ancak 2002'de, yıllar sonra, çok uzun bir gecikmeden sonra terör örgütleri listesine alabilmiştir. PKK'nın bir terör örgütü olduğunu anlamaları, 1984-2002, bu kadar zaman dilimi içinde gecikerek gerçekleşmiştir. Biz bugün PYD-YPG konusunda aynı uyarıyı yapıyoruz. 5-10 yıl sonra 'Evet, PYD-YPG de bir terör örgütüymüş, PKK'nın devamıymış' şeklinde gecikmiş bir karar vermelerinin, terörle mücadeleye büyük zarar verdiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz. PKK konusunda yaşadıkları bocalamayı ve gecikmeyi, PYD-YPG konusunda yaşamamaları için gerekli uyarıları yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz” diye konuştu.

“Soçi’de hatalar yapıldı”

Ocak ayı sonunda Rusya’nın ev sahipliğinde Soçi’de düzenlenen “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi”ne ilişkin de değerlendirmelerini aktaran Kalın, “Bizim açımızdan, Soçi’de birtakım hatalar yapıldı, aksaklıklar oldu. Buna tepki olarak da Suriye muhalefetinin belli kolları bu toplantıya katılmadı. Buna rağmen özellikle sonuç bildirgesinde Birleşmiş Milletler’in 2254 sayılı kararına atıf yapılması, Astana ve Cenevre süreçlerinin birbirine biraz daha yakınlaştırılmasında önemli bir adım oldu” dedi.

Kalın, Soçi’de kararlaştırıldığı üzere BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura’nın öncülüğünde kurulacak Anayasa Komisyonu için 150 kişilik öneri listesini de yorumladı. Kalın, muhaliflerle birlikte isimleri belirleme sürecini başlattıklarını açıkladı.

Rusya’ya İdlib mesajı

Kalın, ayrıca Rusya ve İran’a yönelik de Astana Süreci’nde “ateşkes” kararlarına uyulması gerektiği mesajlarını vererek, “Şu anda İdlib’te Türk Silahlı Kuvvetleri, yapılan anlaşma çerçevesinde 4'üncü gözlem bölgesini kurmak için çalışmalarını yoğun bir şekilde yürütüyor. Zaman zaman sahada zorluklarla, taciz ateşleriyle hatta saldırılarla karşılaşıyor. Bütün bu riskleri almamızın sebebi, yaptığımız anlaşma çerçevesinde İdlib'in güvenli bir bölge haline gelmesidir. Burada da garantör ülkeler başta olmak üzere herkesin üzerine düşeni yapması gerekmektedir” dedi.

Zeytin Dalı Operasyonu’nda son durum nedir?

Zeytin Dalı Operasyonu’nun 19’ncu gününde, Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında bölgeden elde edilen bilgilere göre; 07 Şubat 2018 tarihinde, 29 PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir. Harekâtın başlangıcından itibaren etkisiz hale getirilen terörist sayısı 999 olmuştur. ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir” denildi.

TSK mensuplarından ise 21 Ocak’ta Musa Özalkan, 24 Ocak’ta Oğuz Kaan Usta ve Mehmet Muratdağı, 28 Ocak’ta Fatih Mehmethan ve Ali Gümüş hayatını kaybetti. Operasyonda 3 Şubat’taki tank saldırısında Muhammed Cihangir Çubukçu (26), Ufuk Aktağ (29), Nurullah Seçen (22), Fırat Karaca (28), Fevsi Gürsu (28) ve Halil İbrahim Aygül (22) öldü. Aynı gün ayrıca Ali Yılmaz (25) ve Ahmet Bayram (25) da yaşamını yitirdi. Sonrasında 4 Şubat’ta Selim Vurdal (25) ve Bekir Evren (25), 5 Şubat’ta Ahmet Aktepe (32) ve son olarak dün yani 6 Şubat’ta Şahin Kaya (28) yaşamını yitirdi.

İdlib’te askeri konvoya 30 Ocak’ta düzenlenen saldırıda Devlet Su İşleri (DSİ) personeli Yasin Tanboğa (39) da öldü. Aynı gün yaralanan DSİ personeli Mahmut Pakyürek de, 5 Şubat’ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

XS
SM
MD
LG