Erişilebilirlik

‘Kadına Yönelik Şiddet Artarken Şikayet Başvuruları Azalıyor’


Merkezi Diyarbakır’da bulunan KAMER Vakfı, bölgenin kadın hakları için mücadele eden önemli sivil toplum kuruluşlarından biri. Resmi olarak faaliyetlerine başladığı 1997 yılından bu yana, şiddet mağduru yaklaşık 1 milyon kadına yardım eli uzatan KAMER, 2 bine yakın kadını cinayete kurban gitmekten kurtardı. Peki, KAMER’in 20 yıllık mücadelesi kadınlara neler kazandırdı?

Vakıf Başkanı Nebahat Akkoç, 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde vakfın 20 yılını ve kadın hakları mücadelesini Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi. En önemli kazanımlardan birinin erken evliliklerin azalması olduğunu söyleyen Akkoç, “Biz başladığımız zaman erken evlilik meselesi gündeme dahi gelmiyordu. Belki 13 -14 yadırganıyordu ama daha geç evlilikler, 15, 16, 17 yaşında yapılan evlilikler hiç yadırganmıyordu. Ailelerin karar veriyor olması çok doğal karşılanıyordu. Bu mesele çeşitli kadın kuruluşları tarafından çok iyi çalışıldı. Bugün içimizi çok aydınlatan bir gün olmamakla beraber böyle bir eylem planı hazırladığımızı ve 20 yıl önce çok geride olduğumuzu unutmamamız lazım. Bizim o günkü göstergelerimiz erken evlilik oranının bizim bölgemizde yüzde 52 olduğunu gösteriyor. Bugün bu oran her yıl azala azala ilerliyor ve yüzde 30-31’lere indi. Artır Türkiye ve bölge ortalamasının birbirine çok yakın olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Akkoç, kadın cinayetlerinin yasaların değişmesiyle birlikte azaldığını vurgulayarak, “Toplum tarafından belli normları ihlal eden kadınların öldürülmesi olağanlaştırıldığından, biz 2003 yılında başladık (bu konudaki çalışmalarımıza). 2003 yılında başlamamıza rağmen biz ancak 2007-2008 yılında aile meclislerini çok öne çıkarabildik ve azmettirici grubun cinayetlerdeki rolünü iyi tanımlayabildik. TCK artık azmettireni de cezalandırılıyor, bu iyi bir gelişmeydi 20 yıl içinde. Uygulamada her zaman iyi kararlar çıkmıyor. En çok ilerlemeye kaydettiğimiz mesele şuydu tecavüz edilen kadın tecavüzcüsüyle evlendirilince, geleneksel olarak ta böyleydi resmi yasalarda da böyleydi, tecavüzcü cezasız kalıyordu hapisten çıkıyordu. Bu noktada evlilik içi tecavüzün suç sayıldığı ve tanımlandığı bir noktaya geldik. Namus adına işlenen cinayetlerde, bizim bölgemizde düşüş olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

Ancak Akkoç, tüm olumlu gelişmelere rağmen şiddetin arttığına dikkat çekti. Özellikle hakkını arayan kadınların hedef olmaya başladığını belirten Akkoç, başvuruların azaldığını da söyledi. Akkoç, “Kadın cinayetleri diye tanımladığımız aile meclisinin kararının geçerli olmadığı cinayetlerde, özellikle harekete geçmiş, koruma kararı almış, evden uzaklaştırma almış kadınlara yönelik cinayetler arttı. 2016’da 261 kadın öldürüldü yüzde 40’ı haklarını almak için hareket geçmiş kadınlardı. Kadınların hikayelerinin basında yer alması şiddete boyun eğmeyen kadınları korkutuyor. Bu cinayetler (tüm kadın cinayetleri) sadece Kürtler’in meselesidir algısı yerle bir oldu. Bu cinayetler her yerde işleniyor. Şiddet artıyor. Eğer dünyada çatışmalı alanlar artıyorsa toplum militarize oluyorsa, genel şiddetin artışı kesinlikle beraberinde kadına yönelik şiddetin artışını getiriyor. Ters orantılı bir şey var bizi korkutan, şiddetin boyutunun artmasına rağmen bu dönemlerde, mesela Türkiye’yi düşünürsek, Suriye iç savaşı, darbe girişimi, OHAL’de kadın kurumlarının kapatılması, kadınların destek alma oranını düşürüyor. Bizim 2013’te, 2014’te başvuran kadın sayısı 2016’da üçte bire düştü. Kadınlar dışarı çıkmaktan bile korkar oldu, başvurmaktan korkuyorlar”

Bu arada Diyarbakır Barosu üyeleri de, kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla şiddete kurban giden kadınların hikayelerinin yazılı olduğu kartları yakalarına takarak, duruşmalara girdi. Baro Kadın Hakları Merkezi tarafından düzenlenen basın toplantısında, 2017 yılının ilk 10 ayında, 240 kadın ve kız çocuğunun öldürüldüğü, 77 kadının tecavüze uğradığı, 286 kız çocuğunun cinsel istismara maruz kaldığı, 338 kadının şiddete uğradığı belirtildi.

XS
SM
MD
LG