Erişilebilirlik

Türkiye'de Kadın Cinayetleri İki Kat Arttı


8 Mart 2013, İstanbul, Türkiye

Uluslararası haber ajansı Reuters, Türkiye’deki kadın cinayetleriyle ilgili özel haber hazırladı. Şiddet mağduru kadınlarla görüşen haber kuruluşu, Türkiye çapında gösterilere neden olan cinayetlerle ilgili, kadınların korunmasını öngören Avrupa Konseyi anlaşmasının uygulanmamasına işaret etti.

Güzellik salonunda çalışan Emine Dirican, geçen Ocak ayında eşi tarafından bacağından vurulmuştu.

Mahkeme, zanlıyı eşini yaralama suçuyla yargıladı, Emine Dirican’ı öldürme teşebbüsünde bulunmadığına karar kılarak 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Temyiz sürecinde ise eşi tahliye edildi.

Türkiye'de Kadın Cinayetleri İki Kat Arttı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:59 0:00

Dirican: 'Devlet beni hayattayken korusun'

Dirican gözyaşları içinde, “Neden yaptığını bilmiyorum. Nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Çalıştığım zaman insanların bakış açısı nasıl olur bilmiyorum. Hep böyle diyorlar: ‘Siz kadınsınız ya, siz kuyruk sallamazsanız, olmaz’. Öyle bir şey yok! Ben nasıl dayağı hak ederim? Ben bunu hak edecek hiç bir şey yapmadım. Beni nasıl öldürmeye kalkar? Ben bir anneyim, çocuğum var” diyor.

Türkiye’deki kadın cinayetlerini haberleştiren haber ajansı Reuters’in görüştüğü Dirican, yeniden saldırıya uğrama korkusuyla yaşıyor. Üstelik bu ay boşanma duruşması var.

“Emine Bulut’la ismimiz aynı ama kaderimiz aynı olmasın dedim. Ben bir yerde ölü bulunmak istemiyorum dedim. Ya da bir yerde üzerine kezzap atılmış olmak istemiyorum. Eğer bunu yaşadıktan sonra, devlet içeriye almış, isterse ömür boyu yatırsınlar, isterse idam versinler, bu saatten sonra benim için önemli değil. Benim için önemli olan, ben hayattayken beni korusun.”

Resmi olmayan verilere göre, Türkiye’de geçen yıl 440 kadın öldürüldü. Erkeklerin öldürdüğü kadınların sayısının 2012 yılından bu yana en az iki kat artmış durumda.

İnsan hakları gruplarına göre bunun nedeni, 2012 yılında kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik yasa geçmesine karşın uygulamaların yetersiz kalması.

"Kadınların yüzde 38'i şiddet görüyor"

Türkiye’de kadın cinayetleriyle ilgili resmi istatistikler mevcut değil. Ancak Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, eşinden ya da sevgilisinden şiddet gören kadınların oranı Avrupa’da yüzde 25, Türkiye’deyse yüzde 38.

Ağustos ayında görüntülenen ve sosyal medyada hızla yayılan Emine Bulut cinayeti tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Ülke çapında gösterilere neden olan bu cinayet, yasaların daha sıkı şekilde uygulanması çağrılarını arttırdı hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “ölüm cezasını” geri getirmesi bile talep edildi.

Türkiye, önceliği cinsiyet eşitliği olan 2011 Avrupa Konseyi’nin İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanmasına öncülük etti ve 2012 yılında da bunu yasalaştırdı. Ancak kadın hakları grupları, yetkililerin bu yasanın gerektirdiklerini yerine getirmediğine dikkat çekiyor.

Üstelik saldırganlar iyi hal indiriminden yararlanarak daha az ceza alabiliyorlar.

Annesi Fatma Şengül bu yıl Mart ayında evlerinin önünde silahla vurularak, kollarında can veren Açelya Şengül de buna vurgu yapıyor: “Yani öyle bir sistemde yaşıyoruz ki, bir insan kendi öz çocuğuna tecavüz ettiğinde, takım elbise giyindiğinde bile iyi hal indirimi alabiliyor. 6284 yasasını uygulamamız gerekiyor ki, insanlar artık bir cinayeti kolay kolay işlenmemeli. Peynir ekmek gibi, sokakta silah satın alabiliyorsun ve çok kolay bir şekilde insan öldürebiliyorsun. Devletimizin buna karşı bir şeyler yapabilmesi lazım. Sadece geçen ay, Ağustos ayında bile 49 kadın öldürüldü.”

Fatma’nın cenazesine katılan yüzlerce kadın ayrıca bir protesto yürüyüşü düzenleyerek yetkilileri harekete geçmeye çağırdı.

İstanbul Sözleşmesi muhafazakar toplumda sıkça eleştiriliyor

Şiddet gören ve tehdit altında olan kadınların polise haber vermek için kullandıkları bir akıllı telefon uygulaması 2018’de yetkililer tarafından hizmete sunuldu. Bu uygulamayı kullananların sayısının, Emine Bulut cinayetinin ardından 70 binden 320 bine çıktığı belirtiliyor.

Avrupa Konseyi, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına ilişkin yayınladığı raporda, kadına yönelik şiddetin temelinde cinsiyet arası eşitsizliğin yattığını savunuyor.

Muhafazakar görüşteki birçok kişiye göreyse, İstanbul Sözleşmesi aile yapısını sarsıyor.

Reuters'a konuşan İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak buna ilişkin, “Sorunu çözmek yerine, tak sepeti koluna herkes kendi yoluna. İş siyasi, dini, mezhebi, ideolojik, politik, felsefi, vicdani, kanaat farklılıklarına dayalı çatışmaya dönüşüyor. Aile içinde barışmayı değil, çatışmayı örgütleyen melek yüzlü bir şeytan dolaşıyor aramızda” yorumunda bulunuyor.

Her ne kadar şiddet olaylarının çoğu aile içinde gerçekleşse de ve boşanma sürecinde yaşansa da, kadın hakları örgütlerine göre ataerkil toplum içinde sadece kadın olduğu için şiddet görenlerin sayısı da fazla.

XS
SM
MD
LG