Erişilebilirlik

Kabil Hükümeti Talebanla Uzlaşma Yolları Arıyor


Kabil Hükümeti Talebanla Uzlaşma Yolları Arıyor

Amerikan askerlerinin Afganistan'dan çekilme süreci devam ederken Kabil hükümeti taleban unsurlarıyla uzlaşmanın yollarını arıyor. Uzlaşma arayışına Amerikan yönetimi de destek veriyor. Ancak Amerika'nın Sesi muhabiri Gary Thomas, bu sürecin son derece karmaşık olduğunu bildiriyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çoğu savaşlar mutlak zaferle değil, müzakere yoluyla son buluyor.

Çok farklı dönemlerde ve yerlerde, Vietnam, Balkanlar ve Sudan’da yapılan savaşlar görüşmelerle son buldu.

Bazı savaşlara kalıcı çözümler bulundu, istikrar sağlandı. Diğerlerinde sadece zaman kazanıldı.

Amerikan askerlerinin Afganistan’dan çekilme sürecinin başlamasıyla Afgan hükümetiyle Taleban militanlarının bazı unsurları arasında siyasi görüşmeler başlıyor.

Görüşmelere destek veren Başkan Obama da Haziran ayında, siyasi çözüm bulunmadan barışın sağlanamayacağını söyledi: “Afgan hükümetini ve ordusunu güçlendirdikçe Amerika toplumsal uzlaşma çabalarına destek verecektir. Buna Taleban da dahil. Müzakereler konusunda tutumumuz çok açık: Görüşmeler Afgan hükümetinin liderliğinde yapılmalı; Afganistan’da barış isteyenler el Kaide’den uzaklaşmalı, şiddetten vazgeçmeli ve Afgan Anayasası’na uymalıdır.”

Amerika Barış Enstitüsü uzmanı Andrew Wilder, umutlu olduğunu söylemekle birlikte görüşmelerin kolay sonuç vereceğine fazla ihtimal vermiyor: “Aşılması gereken birçok engel; birçok zorluk var. Çok kolay, rahat bir pazarlık olacağını zannetmiyorum. Ancak yine de farklı fırsatları değerlendirmeye çalışırsak bazıları sonuç verir; bazıları vermez. Ancak adım adım Taleban’ın içindeki bazı kesimlerle anlaşmaya varabilir, müzakereyle çözüm yolunda ilerleme sağlayabiliriz.”

Amerika’nın stratejisi, 2014 yılına tümüyle çekilebilmek için Afgan ordusu ve polisini eğiterek güvenliği devralmasını sağlamak.

Çekilme takvimi işliyor; bir yandan da Amerikan birlikleri Taleban’ı müzakereye zorlamak için baskıyı arttırıyor.

Çoğu uzman Afgan ordusunun geliştiğini; ancak polisin geride kaldığını düşünüyor.

Andrew Wilder, “Polisi eğitmek için yapılan milyarlarca dolarlık yatırıma rağmen emniyet kuvvetleri daha çok sorunun bir parçası olarak görülüyor. Baskıcı bir güç görevde. Ve bunlar halkın güvenliğini sağlamaktansa hükümetin halktan gördüğü desteğe zarar veriyorlar,” diyor.

Öte yandan Taleban’ın hangi kesimleriyle uzlaşma sağlanabileceği; veya Taleban’ın ne isteyeceği belli değil.

Afganistan’ın eski Washington Büyükelçisi Said Tayib Cevad Taleban’ın baskıyı hissetmiyor olabileceğini düşünüyor: “Taleban güneyde büyük baskı altında ancak ülkenin diğer bölgelerinde rahatça hareket edebiliyor. Savaşı tamamen kaybettikleri izlenimi yok. Kaybetmediklerini düşünürlerse müzakerelere katılmaları da zorlaşır. Unutmamak gerekir, Taleban için zaferin tanımı çok farklı.”

Taleban militanları son dönemde düzenlenen bir çok suikastin sorumluluğunu üstlendi. Bunlara Cumhurbaşkanı Karzai’nin kardeşine yapılan suikast de dahil.

Ancak Amerika’nın Kabil Büyükelçisi Ryan Crocker’a göre, suikastler Taleban’ın zayıfladığını gösteriyor: “Bence Taleban artık operasyon yapamayacak kadar zarar görmüş durumda ve yeniden toparlanarak ne yapabileceğini düşünüyor. Bazı yerlerde suikast düzenliyor. Irak’ta gördüğümüz tablo da buydu. Elbette bunlar korkunç saldırılar ancak düşmanın örgüt olarak zayıfladığını gösteriyor.”


Uzmanlar, Taleban’ın hükümetin tüm zaaflarından yararlanmaya çalışacağını; yolsuzluğun topladığı tepkiyi görerek bunu da körükleyebileceğini düşünüyor.




XS
SM
MD
LG