Erişilebilirlik

John Bass’ın Türkiye Günleri Nasıl Geçti?


Amerika’nın Ankara Büyükelçisi John Bass, Afganistan görevi için Türkiye’den ayrıldı ancak buradaki görev süresinde işindeki ilk günlerinde umut ettiği gibi iki ülke ilişkilerinde “dostluk” tablosu korunamadı.

ABD Başkanı Donald Trump’un, Afganistan Büyükelçiliği için Amerikan Senatosu’na aday göstermesiyle birlikte John Bass ve eşi Holly Holzer Bass için Türkiye’deki günleri hafta sonu itibarıyla sona erdi. Amerika’nın Sesi olarak Bass’ın Türkiye macerasına yakından baktığımızda, son haftası gibi ilk günlerinden itibaren sıkıntılı geçtiği izlenimi veriyor.

John Bass, 1962 yılı NewYork doğumlu ve kariyerinde kısa süreli de olsa gazete editörlüğü de olmakla birlikte ABD siyasetinde dış politika ağırlıklı görevler aldı. Bass, 2004-2005 döneminde ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Avrupa ve Avrasya konularında danışmanlığını üstlendi. Bass’ın, büyükelçi olarak ilk adresi 1 Ekim 2009’da atandığı Gürcistan’ın başkenti Tiflis oldu. Merkeze dönüşünde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin asistanı olarak görev yaptı ve o süreç sonunda Temmuz 2014’te Ankara Büyükelçiliği için aday gösterildi. Ancak Bass’ın atama süreci, belki de Türkiye’de kendisini kolay günler beklemediği konusunda ilk işaretti.

Ankara’ya gelişi de kolay olmadı

Ankara Büyükelçisi adayı olarak 16 Temmuz 2014’te ABD Senatosu karşısına çıktığında Bass, kendisini terleten sorularla karşılaştı. Senatör John McCain, Türkiye yönetimindeki otoriterleşme eğilimi hakkındaki görüşünü sorduğu Bass’a, “Üç buçuk dakikadır evet ya da hayır cevabı alamadığını” ve “dürüst bir cevap vermediği takdirde adaylığını onaylamayacağı” yönünde tepki gösterdi. Bunun üzerine Bass, soruya “Evet, o yönde bir eğilim var” cevabını verdi. Ardından Senatör Chris Murphy, Türkiye’de muhalefetçe ifade özgürlüğünün savunulamadığını belirterek, Bass’a Büyükelçi olarak Türk yetkililerle bu durumu nasıl konuşacağını sordu. Bass ise, “Türk hükümetiyle Amerika’nın demokratik inançları, insani değerleri ve sorumlulukları doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini ve şu andaki doğrultuda gidildiği takdirde demokratikleşmeden uzaklaşmanın getireceği sonuçları göstereceğini” söyledi.

ABD Senatosu’nun o dönemki Başkan Barack Obama’nın yaptığı ve aralarında Bass’ın da bulunduğu 50 büyükelçi atamasını onaylamak üzere beklemeye alması nedeniyle Ankara Büyükelçiliği görevi, 7 Temmuz 2014’te görev süresi sona ermiş olan Francis Ricciardone’nin de ayrılmış olması dolayısıyla boş kaldı. Bu nedenle o dönemki Dışişleri Bakanı John Kerry, eski büyükelçilerden Ross Wilson’ı ‘Geçiçi Mazlahatgüzar’ olarak 5 Eylül 2014’te Ankara’ya gönderme kararı aldı.

Nihayetinde Bass’ın Türkiye ataması, ABD Senatosu’nca 17 Eylül 2014 tarihinde onaylandı. Türkiye’ye 18 Ekim 2014’te geldiğinde Bass, Ankara Esenboğa Havalimanı’na gazetecilere Türkçe yaptığı kısa açıklamada “Türkiye ve Amerika çok uzun yıllardır iyi dostlar ve stratejik ortaklar. Türkiye’de misafir olarak sizlerle konuşmayı ve sizlerden birçok şey öğrenmeyi dört gözle bekliyorum” dedi.

Tanıtım videosu ve Instagram ile iş başı yaptı

Türkiye’de yaşayacağı için çok mutlu olduğunu da söyleyen John Bass, Ankara’daki elçilik görevi boyunca sosyal medya araçlarını etkin kullanımıyla dikkat çekti.

Ankara’ya gelişi nedeniyle kendisi hakkında tanıtım videosu hazırlayan Bass, tanıtım videosundaki mesajında, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerden yana umudunu şu şekilde ifade ediyordu:

“ABD ve Türkiye karşı karşıya kaldıkları en aciliyet gerektiren ve önemli zorlukların çoğunu birlikte göğüslemektedir. İşte bu yüzdendir ki Türkiye ve Amerika uzun yılladır çok iyi dosttur. ABD, Türkiye’nin güvenliğine, refahına ve demokratik gelişimine kararlılıkla bağlıdır. Halklarımızın karşılıklı iletişimi sürdürmeleri ve bilgi alışverişinde bulunmaları için fırsatlar yaratırken; ben de Büyükelçi olarak hükümetlerimiz arasındaki irtibatın Washington ve Ankara’da en üst düzeyde sürmesini sağlayacağım.”

Bass, sosyal medya kullanımı açısından “AmerikanBuyukelcisi” adlı Instagram hesabını 17 Ekim 2014’te açtı. İlk fotoğrafı, Kerry’nin eşliğinde ABD’de yemin etmesiydi. Türkiye’den ilk karesi ise, 18 Ekim 2014’te pasaportundaki giriş mührü oldu.

Bass, sonraki günlerde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı başta olmak üzere Türkiye’nin ulusal ve dini bayramlarıyla ilgili videolu mesajlar yayımlamayı sürdürdü.

İmza attığı ‘eğit-donat’ programı başarısızlıkla sonuçlandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güven mektubunu 20 Ekim 2014’te sunmasıyla birlikte resmen ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak işbaşı yapan Bass’ın, ABD’den ağırladığı ilk resmi ziyaretçi 22 Kasım 2014’te İstanbul’da dönemin Başkan Yardımcısı Joe Biden oldu. ABD Senatosu’nda sıkıntılı anlar yaşadığı Senatör John McCain ile 28 Aralık 2014’te Şanlıurfa’daydı.

Sonrasında 19 Şubat 2015’te ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Robert Corker Ankara’daydı ve Erdoğan ile görüşmesinde Bass da yanındaydı. Senatör Corker’in ziyaretiyle IŞİD’e karşı işbirliğinde mutabakata varıldı.

ABD ile Türkiye ilişkileri açısından kritik hamlelerden birisi ise, IŞİD ile mücadele amacıyla 19 Şubat 2015’te “Eğit-Donat Mutabakatı” imzalanması oldu. Anlaşma Ankara’da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve ABD Büyükelçisi John Bass tarafından imzalandı. Sinirlioğlu, mutabakatı “iki devlet arasında önemli bir adım” diye niteledi.

ABD–Türkiye’nin, IŞİD’e karşı Suriyeli muhalifleri askeri eğitimden geçirmeyi amaçladıkları eğit-donat programında hedeflere ulaşılamayacağı ise, ilk günlerden ortaya çıkmaya başladı. ABD’li askeri personel ve teçhizat desteğiyle Türkiye topraklarında gerçekleşecek eğit-donat programı, aylarca hayata geçirilemedi. Ardından az sayıda Suriyeli muhalif eğitimden geçirilebildi ve askeri teçhizat ile sahaya gönderildi ancak kısa sürede ya ölüm haberleri ya da IŞİD’e veya başka örgütlere katıldıkları bilgileri geldi.

Bugün ikili ilişkilerdeki sıkıntılı başlıklardan PYD-YPG’ye Washington’un askeri eğitim ve silah desteği verme kararını tetikleyen olayın, ‘eğit-donat’ ile Suriyeli diğer muhaliflerin IŞİD’e karşı savaşta başarı sağlayamaması olarak yorumlanıyor.

İlerleyen dönemde; Suriye’de sahada muhalifler ile IŞİD üyeleri arasındaki sürekli saf değiştirmeler nedeniyle Türkiye sınırı “delik-deşik” olarak nitelenirken, IŞİD’lilerce rahatlıkla giriş-çıkış yapılabildiği eleştirileri dünya kamuoyunda yankı buluyordu.

Türkiye’ye yönelik eleştirilerde, Suriye muhalefetindeki radikal İslami görüşlere sahip gruplara yardım edilmesi ve dolaylı şekilde IŞİD’e lojistik destek sağlandığı iddiaları da gündeme geliyordu. Örneğin John Bass, 5 Mayıs 2015’te “Sınır kontrollerini geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve sıfır yabancı savaşçının sınırı geçmesi sağlanmalı. Ama bu sadece Türkiye’nin güney sınırını kontrol etmesi sorumluluğu değil. Aynı zaman diğer uluslar açısından sorumluluk konusu” diyordu.

Ankara–Washington’un “stratejik ortaklık” yaklaşımından epeyce uzaklaştığı 16 Ağustos 2015’te ortak bildirge ile kamuoyuna yansıdı ve ABD Ekim’den itibaren Türkiye’de Patriot hava savunma füzesi bulundurmayacağını açıklandı. Böylece Bass’ın göreve başlaması öncesinde 2013’te iki ülke arasındaki askeri işbirliği sembolü niteliğindeki Patriot varlığı ortadan kalktı.

Bu arada Türkiye, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nden koalisyon ile Kürt siyasi hareketi temsilcisi HDP’nin TBMM’de 80 sandalye sahibi olduğu bir tabloyla çıktı. Ancak Türkiye, muhalefet partileri CHP, MHP ile HDP’nin uzlaşamadığı, AKP’nin iktidarı paylaşmayarak 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’ne gittiği ve IŞİD ile PKK’nın düzenlediği terör saldırılarıyla sıkıntılı günler içerisindeydi.

Bass’ın yönetimindeki ABD Büyükelçiliği, seçim atmosferinde AKP’ye yakın medyada hedef alınmaya başlandı. Elçilik, örneğin 30 Ekim 2015’te Star’da yayımlanan ABD’nin HDP’nin kampanya stratejisini belirlediği yönündeki iddiaları sertçe yalanladı.

Yeni seçim sonucunda AKP tek başına iktidar olurken; terör Türkiye’nin ana gündem maddesiydi ve böylece 2016 yılı başladı.

2016 yılında ilişkiler gerildi Bass hedef oldu

Geçen yıl Washington’da Obama yönetimi son görev yılındaydı. Ankara’da ise, Kürt Sorunu’nda milletvekili tutuklamaları, belediyelere kayyum atanması, muhalif gazeteci tutuklamaları ve nihayetinde darbe girişimiyle olağanüstü hal (OHAL) uygulaması gibi nedenlerle Türkiye’de demokrasi ve insan hakları alanındaki gelişmeler gündemdeydi. Sadece Türkiye’nin iç politikası değil dış politika adımları, özellikle de Suriye meselesindeki görüş ayrılığı, Türk-Amerikan ilişkilerini olumsuz etkiliyordu.

Bass, sonrasında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevlerinden ihraç edilecek olan “Barış için Akademisyenler Bildirisi”ne imza atanlara, Ocak 2016’da destek verdi. Bass, AKP Hükümeti’nin “devlet düşmanlığı” ile suçladığı akademisyenleri, “Şiddetle ilgili endişelerin ifade edilmesi, teröre destek vermek ile eşdeğer değildir. Hükümet eleştirisi ihanet ile eşdeğer değildir. Türk demokrasisi rahatsız edici fikirlerin serbestçe ifade edilmesini kucaklayacak kadar güçlü ve dirençlidir” sözleriyle savundu. Bu noktada, Bass’ın, görevi boyunca yıldızı hiç barışmadığı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Twitter’da kendisi aleyhine sosyal medya kampanyası başlattı. Gökçek, o dönem olduğu gibi Türk-Amerikan ilişkilerindeki her inişte Bass’a tepkisini sürdürdü.

ABD’nin Suriye’deki Kürt yapılanması PYD-YPG’yi destekleme kararı üzerine Bass’ın, Türk Dışişleri Bakanlığı’na çağrılma trafiği de 2016’da başladı. Bass’a, 9 Şubat 2016’da Türk Dışişleri’nde Türkiye’nin PYD-YPG yapılanmasını terör örgütü PKK’nın uzantısı olarak gördüğü anımsatıldı.

Bu arada Bass, Türkiye’de demokrasi, basın ve ifade özgürlüğü açısından tartışmalı konularda tavır almayı sürdürüyordu. Bass, Suriye rotasındaki MİT Tırları meselesi nedeniyle hakkında dava açılan Cumhuriyet’i basın özgürlüğü açısından 7 Aralık 2015’te desteklediğini duyurdu. Bass, 5 Mart 2016’da medya kuruluşlarına kayyum atanması sürecinden duyduğu rahatsızlığı Zaman örneğiyle açıklarken, herkese özgür basın ve hukuki yargılamaya saygı çağrısı yaptı. Bass, Özgür Gündem Gazetesi’nde dayanışma amacıyla Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yaptıkları için terörizm suçlamasıyla yargılananlara da desteğini 15 Temmuz 2016 günü gösterdi. Bass’ın görüştüğü gazeteciler Erol Önderoğlu ile Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı 10 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmış isimlerdi.

Ve darbe girişimini Ankara’da yaşadı

Türkiye açısından 15 Temmuz gecesi ise, saat 22.00 civarında darbe girişimi süreci alenen yaşanıyordu, Büyükelçi Bass o dakikalarda Ankara’daydı. O gece ikametgahtan elçilik binasına geçerek Ankara’da neler yaşandığına ilişkin Washington’la temas halindeki Bass, Türk Dışişleri’nden darbe girişimine tepki beklendiğine ilişkin telefon almıştı. Sonrasında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Kerry ve Başkan Obama’nın darbe girişimine kınama mesajları geldi. Ancak Türkiye’de artık Fethullah Gülen’in ikamet ettiği ABD suçlanıyordu ve dolayısıyla Bass da hedefteki isimdi.

Bass, 18 Temmuz 2016’da yazılı mesajıyla ABD’nin darbe girişimine destek verdiği yönündeki tüm iddiaları “spekülasyon” olarak niteledi. Sosyal medyada kendisine ait olmayan sözler paylaşıldığını açıklayan Bass, iddialar için ABD–Türkiye arasında gerilim çıkarma amaçlı gördüğünü ifade etti.

TV ekranlarında da röportajlarıyla darbe girişimine karşı olduklarını tekrarlayan Bass’ın, ilişkileri korumaya dönük açıklamalarına rağmen artık Hükümet ve ilgili medya ile yıldızı barışmayacak gibi görünüyordu.

Bass, 2016 yılından bugüne özellikle AKP Hükümeti’ne yakın Sabah, Yeni Şafak, Star gibi medya kuruluşlarında hedefteki isme dönüşürken yapılan haberlere ilişkin yazılı açıklamalarda bulundu. Bu gazetelerde İncirlik Üssü için “Türkiye içerisindeki Truva atı” gibi benzetmeler yapılırken; PKK’nin elindeki silahlardan dolayı ABD sorumlu gösteriliyordu. Bu haberlere karşı Bass ve ekibi, ABD’nin terörle mücadeleden yana olduğunu belirten mesajlar ile açıklamalar yapıyordu.

Türkiye ise, artık olağanüstü hal rejimi ile yönetiliyordu.

Fırat Kalkanı ve OHAL konularında Hükümet’in tepkisini çekti

Darbe girişimi sonrası ABD yönetiminden Başkan Yardımcısı Joe Biden, 24 Ağustos 2016’da Ankara ziyaretindeydi. Ancak vali yardımcısı düzeyinde karşılandığı gözlemlenen Biden, Erdoğan ile görüşmesiyle Türkiye’nin tepkisini yumuşatma gayretini gözler önüne serdi. Aynı gün, Türkiye, Suriye’de Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlatmış ve ABD’nin desteklediği PYD-YPG yapılanmasına karşı askeri tepkisini ortaya koydu. Dolayısıyla Biden’in dostluk mesajlarına rağmen Türkiye’nin hem Gülen hem de PYD-YPG tepkisi sürüyordu.

O sırada Büyükelçi Bass’ın, 29 Ağustos 2016’da Türk Dışişleri’ne çağrılması gündeme geldi. Bass’a, Türkiye’nin, halen PYD-YPG’nin Suriye’de Fırat’ın batısına neden geri çekilmediğini sorduğu duyuruldu. Ancak 2 Eylül 2016’da ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby ise, Bass’ın Suriye nedeniyle bakanlığa çağrılmadığını savundu.

Hemen ardından OHAL gerekçesiyle Kürt siyasi hareketi mensubu belediye başkanları tutuklanmaya ve belediyelere kayyum atanmaya başlandı. Bunun üzerine Bass, 11 Eylül 2016’da, “Hükümet’in bazı seçilmiş yerel yetkilileri terörizmi destekledikleri iddiasıyla görevden alma ve yerlerine kayyum atama kararını takiben Türkiye’nin güneydoğusundaki çatışma haberlerinden endişe duyuyoruz” dedi. Bass’ın, Güneydoğu’ya ilişkin sözleri Erdoğan başta olmak üzere “hükümetin içişlerine karışma” tepkisine neden oldu.

Son haftadaki vize krizinde olduğu gibi Güneydoğu meselesinde de ABD Dışişleri Bakanlığı, Bass’a sahip çıktı. Erdoğan’ın o dönemde suçladığı Bass için ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, 15 Eylül 2016’da, “Bir büyükelçi konuştuğunda bu her zaman ABD hükümeti adınadır” açıklaması yaptı.

Hükümete yakın medyada terör örgütleriyle ilgili haberlerde artık ABD’nin adı sıkça geçiyordu. Bunun üzerine Bass, Aralık 2016’da terör saldırılarını kınadığını duyurdu ve “Bir kez daha PKK’ya bu akıldışı şiddete son vermesi, silah bırakması ve siyasi bir amaç için şiddet kullanmaya son vermesi çağrısında bulunuyoruz. Bu, asla işe yaramayacaktır” dedi. Ama Bass’ın çağrısı yine Türkiye’nin içişlerine müdahale olarak yorumlandı.

Resepsiyonu iptal etmedi, “Türkiye güvenli” mesajı verdi

Bass için 2016 yılında bir başka sıkıntı ise, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın kendi vatandaşları için yayımladığı seyahat uyarılarının Türkiye’de gündem yaratması oldu. ABD’nin uyarılarında yer alan kent veya illerdeki bölgeler ilgili olası terör saldırıları ihtimali nedeniyle Türkiye’de tartışmalar yaşandı. Bu nedenle Bass, ABD’nin kendi vatandaşlarını Türk hükümeti kaynaklı güvenlik uyarıları nedeniyle bilgilendirdiklerini açıkladı.

Bu arada 2016 yılındaki terör saldırıları nedeniyle ABD vatandaşlarına Türkiye’ye seyahat uyarısı yapılmasına rağmen John Bass, ABD Bağımsızlık Günü kutlamasını iptal etmeyerek, Ankara’da mevkidaşları aksine Türkiye’de güvenli şekilde kutlama yapılabileceğini gösterdi. IŞİD terör örgütünce 28 Haziran 2016’da Atatürk Havalimanı’nda 44 kişinin ölümüne yol açan saldırı üzerine örneğin Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği geçen yılki resepsiyon etkinliklerini iptal etti. ABD Elçiliği ise, 30 Haziran’daki kutlamasını kısa süreli ertelemeyle 13 Temmuz 2016 günü gerçekleştirdi.

Trump iş başı yaptı Bass’ın durum değişmedi

Sene 2017 olduğunda Donald Trump yönetimi ABD’de iş başı yaptı. Ancak geçen yıl olduğu gibi Bass’ın hedefteki isim olma halinde ise değişiklik yaşanmadı. Bass, örneğin 10 Ocak’ta ABD’nin Türkiye’deki enerji sistemini sabote ettiği yönündeki iddiaları yalanlamakla meşguldü.

Trump yönetiminden 30 Mart 2017’de ilk ziyaretçi olarak Türkiye’ye ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson geldi. Ancak Türkiye’nin, Trump yönetiminden PYD-YPG’ye desteği geri çekme ve Gülen’in iadesi konularında istediği olumlu yanıtları alamaması üzerine Bass için zor günler devam etti.

Erdoğan’ın, Trump ile görüşmek için bulunduğu Washington’da 16 Mayıs’ta yaşanan kavga nedeniyle Haziran’da Türk Cumhurbaşkanlığı korumaları hakkında ABD’de dava açıldı. Bu süreçte Bass, önce 22 Mayıs’ta ve sonra 15 Haziran’da Türk Dışişleri’ne çağrıldı.

Ankara’da görev süresindeki sonunda ise, ABD–Türkiye ilişkileri tarihinde ilk kez vize başvurularını askıya alma kararına 8 Ekim günü imza atan büyükelçi oldu. Görevini tamamlamak üzereyken veda ziyareti için görüşeceği ve işin başında güven mektubunu sunduğu Erdoğan tarafından reddedildi.

Türkiye’yi köşe bucak gezdi, sosyal medyadan konuştu

Bass’ın Türkiye’deki görev süresine sosyal boyutuyla baktığımızda ise, eşi Holly Holzer Bass ile birlikte Gürcistan’da sahiplendikleri “Taco” Kafkas çoban köpeğiyle birlikte aile yaşamlarına ilişkin kesitleri Instagram hesabından paylaşarak, Türkiye kamuoyuyla etkileşim içindeydi.

Bass, 24 Kasım 2014’te elinde tuttuğu “Teşekkürler Öğretmenim” yazılı dövizli Instagram fotoğrafıyla Türkiye’deki ilk öğretmenler günü kutlamasını Türkçe gerçekleştirirken; 3 Aralık 2014’te eşi Holly ile birlikte turuncu renkli şal ve kendisi turuncu kravat takarak, “Kadına karşı şiddete dur” (HeforShe) kampanyasına katıldı.

Eşi Holly Holzer Bass ile birlikte neredeyse Türkiye’yi köşe bucak dolaşacakları turistik ziyaret rotalarına ise, 11 Aralık 2014’te Gaziantep’te menengiç kahvesini tadımıyla başladı. Ankara Kalesi’nde turist gibi eşiyle 20 Aralık 2014’te dolaştığını paylaşan Bass, İstanbul, Diyarbakır, Konya gibi illeri öncelikle gezdi.

Melih Gökçek’in, dönemin ABD Dışişleri Sözcüsü’nün (Marie Harf) sarışın olmasıyla eleştirmesi üzerine Bass, saçlarını sarı boyalı gibi gösteren fotoğrafıyla 30 Nisan 2014’te “ABD’li diplomatlar, hepimiz sarışınız” mesajı paylaştı.

Bass ve eşi, 2014 ve 2015 yıllarında Türkiye ile ilişkilerde sıkıntılar azkenAnadolu’da kültür turuna devam etti. Bass, 12 Kasım 2015’te Instagram’dan yayımladığı video mesajıyla Türkiye’de gezilecek yerler konusunda öneriler talep etti ve görev süresince önerileri dinleyerek ülkeyi köşe bucak gezdi.

Ama örneğin Eylül 2016’daki Artvin ili yaylarında bulunması nedeniyle Bass, AKP Hükümeti’ne yakın medyada Karadeniz bölgesinde hidroelektrik santral projeleri aleyhine var olan protestoları örgütlemekle suçlandı. Oysa Bass ve eşi Holly, o sırada Karadeniz’in yaylarında yürüyüş rotası izliyordu. Ama günlerce Bass’ın yayla yürüyüşü, komplo teorileriyle haberleştirildi.

Bass, ayrıca Instagram ve YouTube sosyal medya araçlarını en yoğun şekilde kullanan ABD Büyükelçisi de oldu. Elçilik açıklamalarıyla ilgili Youtube video mesajları yayımlayan Bass, pek çok insan hakları meselesinde ABD Büyükelçiliği’nin tavrını da sosyal medyayla duyurdu. Örneğin Haziran 2016 ve 2017’de elçilik binasına astığı gökkuşağı bayrağı asarak, LBGT haklarına destek verdi. Ya da son olarak Uluslararası Af Örgütü’nün mensupları tutuklandığında kendilerine destek ziyareti yaparak, bunu 17 Temmuz’da Twitter ve Instagram’dan duyurdu.

Bass’ın, Türkiye’de Instagram’dan son paylaşımı ise, eşi Holly ile birlikte Nemrut Dağı’na yaptıkları ziyaretten gün doğumundaki bir kareyi “Unutulmaz” diye paylaşması oldu.

Bass hakkında çoğunlukla genç kalemlerce yazılan Ekşi Sözlük’te sayfa yorum yazılmış durumda. Son günlerdeki yorumlarda Bass’ın vize kararı ele alınıyor.

XS
SM
MD
LG