Erişilebilirlik

İtalya'nın güneyindeki Lampedusa Adası açıklarında kaçak mülteci taşıyan iki teknenin batması ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesinin ardından yaşanan facia Almanya’da koalisyon görüşmelerini de önemli derecede etkiliyor.

Başbakan Merkel'in koalisyon müzekereleri için bir araya geldiği SPD ve Yeşiller, Almanya’nın mülteci politikalarını değiştirmesini talep ediyor. Son hükümet, çoğunluğu Sudan, Somali ve Eritre ile Kuzey Afrika ülkelerinden göçen ve zengin AB ülkelerine kaçak giriş yapmak isteyen kişilere karşı önlemler konusunda taviz vermemesi sonrasında tepkileri üzerine çekmişti.

AB Komisyonu ve uluslararası insan hakları örgütlerinin, mültecilere daha fazla koruma ve hak verilmesini talebini reddeden Almanya, bu konudaki tutumunu söz konusu kişilerin ekonomik nedenlerle gelmesi ile gerekçelendiriyor.
Yeni kurulacak hükümet için masaya oturan SPD ve Yeşiller, bundan sonra en azından kaçışa neden olan etkenlerin üzerine gidilmesi ve AB'nin mülteci politikalarının yeniden tartışmaya açılmasını talep ediyor.

Ancak Birlik Partileri'nden CSU'lu Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich'in bu konudaki sert tutumunu sürdürmesi ve son yaşanan facialardan kaçak mültecileri taşıyanları sorumlu tutması, ayrıca Almanya'ya AB üyesi Romanya ve Bulgaristan’dan fakirlerin göçünün önüne engel konulmasını talep etmesi Berlin'in mülteci politikalarında değişiklik ihtimalinin az olduğunu gösteriyor.

Uzmanlar başta Almanya olmak üzere AB'nin etrafına 'mültecilere karşı duvar örmekten vazgeçmeyen bir zihniyetle' sorunun çözülmesini imkansız olarak niteliyor ve Lampedusa'da yaşanan dramın benzerlerinin tekrarlanacağından yola çıkıyor.

Son 20 yıl içerisinde 25 bine yakın kaçak mültecinin Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken Akdeniz sularına gömüldüğünü belirten BM Mülteciler Yüksek Komiseryası, 2013 yılı içerisinde bu sayının 1500'ü bulabileceğinden yola çıkıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin verilerine göre, yılda ortalama 1,5 milyon kişi kaçak yollardan giriş deneyerek AB ülkelerinin kapılarını zorluyor.

Almanya'nın siyasi baskısıyla varılan anlaşmaya göre, mülteciler ilk ayak bastıkları ülkede kalmak zorunda. Dolayısıyla İtalya, Yunanistan, İspanya ve Fransa mülteci sorunundan en çok etkilenen ve bu bağlamda 'mağdur' durumunda olan ülkeler.

Öte yandan yarın çıkacak Der Spiegel dergisinde yer alan bir habere göre, AB sınırları içinde 880 bin insan köle gibi çalıştırılıyor, bunların 270 bini ise cinsel istismara uğruyor.
Avrupa Birliği Organize Suçlarla Mücadele, Kara Para Aklama ve Yolsuzluklarla Mücadele Komitesi, kısa adıyla CRIM'in AB Parlamentosu'na sunmak için hazırladığı rapordan alıntı yapan Der Spiegel, ayrıca Avrupa Birliği sınırları içerisinde en az 3600 suç örgütü olduğunu ve insan ticareti de yapan örgütlerin AB ülkelerine verdiği zararın yıllık 25 milyar Euro'yu aştığını da aktarıyor.

Komite raporunun en çarpıcı belirlemelerinden olan, insanların köle gibi çalıştırılması, Almanya'da bundan birkaç hafta önce sanal satış devi Amazon'un depolarında çalışanların durumları ile ilgili iddialar sonrasında gündemi belirlemişti.
Federal İş Ajansı Amazon lojistik tesislerindeki işçilerin ağır psikolojik tacize uğradığını, 'köle işçi' şartlarında çalıştırıldığı ve birçok kadın çalışanın güvenlik görevlilerince cinsel tacize uğradığın öne sürerek Amazon'un durumu en kısa süre içinde açıklığa kavuşturmasını talep etti.

Almanya’da 8 lojistik tesisi bulunan Amazon geçen hafta tesislerinden üçünü Polonya'ya taşıyacağını duyurdu. Amazon’un Avrupa Müdürü Tim Collins, söz konusu merkezlerin alışveriş yapan müşterilere daha hızlı hizmet vereceğini kaydetti. Yapılan yorumlarda ise merkezi ABD’de bulunan internet devinin bu kararı Almanya'da yaşanan sorunlara tepki olarak değerlendirildi.
XS
SM
MD
LG