Erişilebilirlik

'İstanbul Seçimleri Uzamasa 1 Nisan'da Kayyumlar Atanacaktı'


“Seçildiğimiz 31 Mart’tan bir gün sonra üç ilin valisi İçişleri Bakanlığı’na yazı yazarak görevden alınmamız talep edilmiş. Burada algı operasyonu yapılmak isteniyor. Para aktardığımız şeklinde mesnetsiz suçlamalarla karşı karşıya kaldık. Bunun gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Eğer İstanbul seçimleri 31 Mart’ta bitseydi 1 Nisan’da kayyum atanacaktı.”

Bu sözlerin sahibi, görevden alınarak yerine kayyum atanan seçilmiş Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk. Türk sıradan bir siyasetçi değil. 1973 seçimlerinde Demokratik Parti’den milletvekili seçildikten sonra sırasıyla CHP, SHP, DTP ve BDP’den milletvekili seçildikten sonra iki dönem belediye başkanlığı yapmış Türkiye’nin aktif en kıdemli politikacısı.

'İstanbul Seçimleri Uzamasa 1 Nisan'da Kayyumlar Atanacaktı'
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:07:56 0:00

19 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile birlikte İstanbul’da uluslararası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Türk’e, valilerin kayyum atanması yönünde İçişleri Bakanlığı’na yaptıkları başvurunun ‘talimatlı’ olup olmadığı soruldu. Türk kesin bir yanıt verdi: “Elbette talimatlılardı. Cumhurbaşkanı seçim sırasında ‘kazanırlarsa yeniden kayyum atarız’ demedi mi? Neyi anlamıyorsunuz?”

Toplantıda iki kez belediye başkanlarına PKK’yı terör örgütü olarak görüp görmedikleri soruldu. Bu sorulara yanıt, “Kayyum atanmış belediyelerin durumunu konuşmak için buradayız” diyen HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç’tan geldi.

Oluç, “HDP 6 milyondan fazla oy almış bir partidir. Meclisin üçüncü büyük partisidir. Ülkenin bütün sorunlarının şiddet kullanılmadan barış içinde çözülmesi konusunda hareket etmiştir ve etmeye devam edecektir. HDP’nin anayasal yasal pozisyonu budur” dedi.

Türk: “IŞİD tarafından öldürülen bir genç kızın cenaze törenine katıldım, o cenaze İçişleri Bakanlığı’nın izniyle getirildi”

Bir başka gazeteci ise geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun davetlisi olarak katıldığı toplantıda kendilerine sunulan fotoğrafları göstererek, Ahmet Türk’ün bir PKK’lının cenazesine katılıp katılmadığını, Selçuk Mızraklı’nın da PKK’lılarla bağlantılı olup olmadığını sordu.

Bu soruya Mardin’in seçilmiş belediye başkanı, “Cenazeye katıldığım doğru. IŞİD tarafından öldürülen bir genç kızdı. Onun cenazesi hükümetin izniyle Türkiye’ye geldi. Aynı dönemde PYD Eş Başkanı Asya Abdullah üç kez Türkiye’ye geldi. Ankara, Mardin ve Diyarbakır’da ağırlandı. Şimdi o cenazeden üç yıl sonra ‘Ahmet Türk cenazeye katıldı’ deniyor. Benimle birlikte 2000 kişi katıldı. Bu suçsa herkese açılmalı. Bu hukuksuzluktur. Kendi yaptıklarını meşru göstermek için buna kılıf uydurularak kamuoyu yanıltılmaya çalışılıyor” yanıtını verdi.

Selçuk Mızraklı: “Mevcut durum, Goebbels’in propaganda bakanlığını aratmıyor”

Diyarbakır'ın seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı da kendisinin hiçbir PKK’lıyı tedavi etmediğini ifade etti.

Mızraklı, “1940’lı yıllarda biliyoruz Nazilerin propaganda aygıtı vardı. Goebbels’in yöntemlerinin nasıl çalıştığını hatırlatmak istiyorum. O günleri aratmıyorlar. Cerrahi uzmanıyım. 30 yıl Diyarbakır’da hekimlik yaptım. Böyle bir işlemle uzaktan yakından ilişkim olmadı. Birisini tedavi ettiğimi söylüyorlarsa bir takım bilgi ve belgelerini yansıtırsınız. Eğer böyle bir durum olsa doğrudan meslekten atılmamla sonuçlanmalıydı. Beklediler de bugün mü açıkladılar? Cenaze törenine katılmak mevcut hukuk açısından da İslami hukuk açısından da suç değil” diye konuştu.

Belediye Başkanları önce idare mahkemelerine başvuracak, netice alınmazsa sırada Danıştay ve AYM var

HDP’nin bundan sonraki süreçte hukuki planda neler yapacağını ise Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Bedia Özgökçe anlattı:

“İçişleri Bakanlığı’nın kayyum kararının iki aylık geçici bir karar olduğu malumunuz. Her iki ayda bir yenilenmesi gerekiyor. Biz bunun iptali için İdare Mahkemesi’ne dava açacağız. Ondan sonuç alamazsak Danıştay’a başvuracağız. Sonra da Anayasa Mahkemesi süreci var. İç hukuk yolları tükenmeden uluslararası hukuka başvurulamıyor. AİHM süreci bunlar bittikten sonra başlayabilir. Ancak diyelim bir karar için başarılı olduk. İki ay sonrasında aynı sıkıntıyla yeniden karşı kaşıya kalabiliriz. Siyasi karar olduğu için hukuk işletilmeyebilir. Yasama yargı yürütme dengesi yok ise bir kesimin hakkı hep bu şekilde çiğnenir. Bu son dört yıldır haksız uygulamaların sebebi oldu.”

Tüm platformlarda “siyasi darbe” olarak ifade ettiği hukuksuzluğu gündemde tutmak için çaba göstereceklerini söyleyen Ahmet Türk de sivil itaatsizlik içeren demokratik tepkilerle ulusal ve uluslararası ilgiyi üzerilerine çekmeye çalışacaklarını dile getirdi.

Belediye başkanları yalnız kendileri ve kendi partilerinden belediye meclis üyelerinin belediye binalarına girişlerinin engellenmediğini iktidar partisinden meclis üyeleriyle belediye memurlarının da belediye binalarına alınmadıklarını söyledi.

Ahmet Türk: “OHAL döneminde kayyuma 63 milyon dolar borç bıraktım, devraldığımda borç 406 milyon dolara çıkmıştı”

Ahmet Türk kayyum elinde Mardin Büyükşehir Belediyesi bütçesinin hor kullanıldığını iddia etti.

Türk, “Ben 2014’te belediye başkanı seçildiğimde 200 milyon dolar borç devraldım. OHAL döneminde kayyum atandığında ben bu borcu 63 milyona indirmiştim. Öyle de devrettim. 31 Mart’ta yeniden belediye başkanı seçildiğimde mazbatamı 15 gün sonra verdiler. 63 milyon dolar bıraktığım borcu, 406 milyon dolar olarak yeniden devraldım. Bunları söyleyince ‘Paralar farklı yerlere aktarılıyor’ diye suçlamalarla karşı karşıya kaldım. Van ve Diyarbakır belediyeleri de aynı şekilde. Tabii ki ister istemez bu borçların nereden geldiği yönünde araştırma yaptık. Naylon faturalarla, yemeklerle belediyelerin nasıl mağdur edildiğinin şahidi oldum. Kayyum döneminde olanları anlatmak için Cumhurbaşkanı’ndan randevu istedim ama vermedi” dedi.

XS
SM
MD
LG