Erişilebilirlik

İsrail Siyasetindeki Dengeler Gerilimi Nasıl Etkiliyor?


İsrail-Filistin geriliminin karşılıklı saldırılarla tırmanmasının ardından ABD bölgeye üst düzey diplomatını gönderdi. Gerilimi VOA Türkçe’ye değerlendiren uzmanlar dört seçimin ardından hükümetin kurulamadığı İsrail’de iç siyaset dengelerinin de gerilimi körüklediği görüşünde.

Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesinden Filistinliler’in çıkarılıp Yahudi yerleşimcilerin getirilmesi yönündeki çabaların tetiklediği gerilim, Gazze Şeridi’nin kontrolunu elinde bulunduran Hamas ve İsrail arasında çoğu Filistin tarafında olmak üzere can kayıplarının yaşandığı bir çatışmaya dönüştü.

“Gazze 2014’teki gibi bir savaşı kaldıramaz”

Peki taraflar arasında tansiyonun düşmemesi halinde çatışmalar nereye kadar gidebilir? VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Ortadoğu Enstitüsü’nün Filistin-İsrail İşleri Programı Direktörü Khaled Eldingy, durumun tırmanmaya devam etmesi halinde, 2014 yılında olduğu gibi taraflar arasında 50 günden fazla süren bir savaş hali yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Tansiyonun düşürülmesinin herkesin çıkarına olduğunu vurgulayan Eldingy, özellikle Gazze’nin sağlık sistemi de düşünüldüğünde, 2014’teki gibi bir savaşı bölgenin kaldıramayacağına dikkat çekti.

İsrail-Filistin sorunu Biden yönetimi için öncelik mi?

Son çatışmalar, Biden yönetiminin Ortadoğu politikasını şekillendirmeye çalıştığı bir döneme rastladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Salı günü düzenlediği günlük basın toplantısında gazetecilerden gelen Biden yönetimi için bu konunun öncelik olup olmadığı yönündeki sorulara, “Konuyu öncelik olarak görmediğimizden değil. ABD olarak bazı durumlarda yapabileceklerimizin sınırlı olabileceğini bilerek elimizden geleni yapıyoruz” yanıtını verdi.

Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki de Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’li üst düzey yetkililerin bölgedeki muhataplarıyla 20’den fazla telefon görüşmesi gerçekleştirdiğine dikkat çekti.

Demokrat Parti içinden gelen çağrılar

Görevdeki ilk aylarında pandemi ve ekonomi gibi iç politika konularına odaklanan Başkan Joe Biden’a kendi partisi olan Demokrat Parti içinden de ABD’nin daha aktif rol üstlenmesi çağrıları geldi.

Demokrat Parti içindeki ilerici kanadı temsil eden isimlerden olan Vermont Senatörü Bernie Sanders, Twitter hesabından paylaştığı bir dizi mesajda, “Kudüs’te hükümete yakın aşırı sağcı aşırıcıların sorumsuz eylemlerinin yıkıcı bir savaşa dönüşebileceğini bir kez daha gördük. İsrailli çocuklar bu geceki gibi, geceyi bomba sığınaklarında geçirmek zorunda olmamalı Filistinli çocuklar, pek çoğunun şu an ve geçmişte olduğu gibi, sürekli şiddet ve işgal baskısı altında büyümek zorunda kalmamalı” demiş, Biden Yönetimi’nin İsrail’e kışkırtıcı ve yasadışı yerleşim faaliyetlerine son vermesi ve taraflara ateşkes çağrısı yapması gerektiğini yazmıştı.

ABD henüz İsrail büyükelçisi atamadı

ABD Dışişleri Bakanlığı, tansiyonun düşmesini sağlamak üzere bölgeye İsrail ve Filistin işlerinden sorumlu bakan yardımcısı vekili Hady Amr’ı gönderme kararı aldı.

Filistinliler’e bir önceki Başkan Trump döneminde askıya alınan yardımı yeniden başlatan Biden Yönetimi henüz İsrail’e bir büyükelçi atamış değil.

Bir önceki Başkan Donald Trump’ın İsrail büyükelçiliğine atayacağı isim daha göreve gelmeden açıklanmış, eski başkanlardan Barack Obama da görevdeki ikinci gününde Ortadoğu temsilciliğine George Mitchell’ı getirmişti.

VOA Türkçe’ye konuşan İsrail-Filistin uzmanı Khalid Eldingy, bu durumu konunun ABD diplomasisi açısından öncelik derecesini yansıttığını söylemekle birlikte, Washington’un bölgeden elini eteğini çekmiş olduğu anlamına gelmediğini de vurguladı.

ABD’de daha önce hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimlerde Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu müzakerecisi ve danışmanı olarak görev yapan Carnegie Endowment for International Peace'in kıdemli uzmanı Aaron David Miller ise Twitter’dan paylaştığı mesajda, “Yönetimin Ortadoğu ve İsrail-Filistin sorununu öncelik listesine almadığını anlıyorum. Ancak İsrail’e elçi ve Kudüs’e başkonsolos atanmamış olması kriz esnasında ciddi bir sorun” değerlendirmesinde bulundu.

“İsrail’in kendini savunma hakkı ve sivil kayıplar konusunda ekstra sorumluluk vurgusu”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in Gazze’den atılan roket saldırılarına verdiği karşılığın orantılı olup olmadığı yönündeki soruya verdiği yanıtta, “Ayrım gözetmeden roket yağdıran ve sivilleri hedef alan terör örgütü Hamas ile İsrail’in kendini savunma hakkı arasında net bir ayrımın olduğunu” söyledi.

Blinken, İsrail’in sivil can kaybının yaşanmasından kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapmada ekstra sorumluluğu olduğunun da altını çizdi. “Sivil can kayıplarını ve özellikle de çocukların ateş hattında kaldıklarını ve hayatlarını kaybettiklerini görünce, bunun güçlü bir etkisi oluyor” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu

Tıkanan koalisyon çabaları ve Netanyahu’nun iktidarı kaybetme endişesi

İsrail ve Filistin arasında yaşanan çatışmalar, peş peşe dört seçim yapılan ancak hiçbirinde hükümet kurma çalışmalarından sonuç alınamayan İsrail’de iç siyasette tıkanıklığın yaşandığı bir döneme rastladı.

23 Mart’ta yapılan erken seçimin ardından 120 sandalyeli İsrail Parlamentosu Knesset’te 30 sandalye ile en büyük parti olan Likud’un lideri Başbakan Netanyahu’nun koalisyon hükümetini kuramaması üzerine İsrail Devlet Başkanı Reuven Rivlin, hükümeti kurma görevini merkezde yer alan Yesh Atid’in (Gelecek Partisi) lideri Yair Lapid’e verdi.

Ancak İsrail ve Filistin arasında çatışmaların tırmanmasının ardından, son seçimlerde baraj altında kalması beklenen fakat beklenmedik bir şekilde parlamentoya 4 vekille girmeyi başaran İslamcı Birleşik Arap Listesi grubunun lideri Mansur Abbas, Yahudi milliyetçisi bir siyasetçi olarak tanımlanan Naftali Bennett ve merkezdeki Yesh Atid’in lideri Yair Lapid ile koalisyon görüşmelerini askıya aldığını açıkladı; ancak koalisyon görüşmelerinin çatışmalar sona erer ermez yeniden başlaması gerektiğini söyledi.

Her ikisi de Netanyahu hükümetinde daha önce bakanlık yapmış olan Naftali Bennett ve Yair Lapid, İsrail’de son 2-2,5 yıllık süre içinde beşinci kez seçime gidilmemesi için hükümeti kurma vaadinde bulunmuştu. Ancak Naftali Bennett de son çatışmaların ardından sol kanat ve İsrailli Araplarla ittifak kurmaması yönünde milliyetçilerin baskısı altında.

Uzmanlara göre yaşanan siyasi çalkantı, son 12 yıldır İsrail siyasetinde egemen aktör olan Başbakan Netanyahu’nun yolsuzluktan yargılandığı davayla da bağlantılı. Netanyahu’nun iktidarı kaybetmesi halinde, hakkındaki hukuki süreci durdurma fırsatını da kaybetmiş olacağı belirtiliyor.

İsrail iç siyasetindeki dinamiklerin son çatışmalarda ne kadar etkili olduğunu VOA Türkçe’ye değerlendiren İsrail-Filistin uzmanı Khalid Eldingy, İsrail’de Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı politikaları uyguladığını, yerleşimciler yanlısı bir hükümet olduğunu ve Netanyahu’nun gittikçe daha sağa kaydığını belirtti.

Eldingy, İsrail siyasetinde daha önce yasaklı olan Kahanist hareketinin Dindar Siyonist Partisi bünyesinde ve Netanyahu’nun desteğiyle parlamentoya girmeyi başardığına dikkat çekti. Kahanist hareketi, İsrail, ABD ve diğer batılı ülkeler tarafından yıllar önce Araplar’a yönelik şiddeti kışkırttığı gerekçesiyle terörist olarak nitelenmiş ve yasaklanmış aşırıcı bir grup.

Khalid Eldingy, İsrail siyasetindeki bu dinamiklerin son çatışmayı tırmandırıcı etkisi olduğunun altını çizdi; Filistin siyasetinin de bölünmüş olması ve liderlik eksikliği olmasının da yaşanan gerilimde etkili olduğunu belirtti.

XS
SM
MD
LG