Erişilebilirlik

IŞİD'den Sonra YPG Rakka'da Kalacak mı?


ABD’nin devam eden Rakka operasyonu için YPG’yi silahlandırmış olmasının yankıları bitmiyor. Rakka’nın IŞİD’den kurtarılmasından sonra Kürtler’in nasıl hareket edeceği ve bunun Türk-Amerikan ilişkilerine nasıl yansıyacağı konusunda farklı görüşler mevcut.

Washington’daki düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı FDD’nin toplantısında bu sorulara yanıt arandı.

Toplantının katılımcılarından Washington Enstitüsü Yakın Doğu Uzmanı David Pollock, Amerika’yla YPG arasındaki işbirliğinin Amerika’yla Türkiye arasındaki ilişkiler için bir engel oluşturmayacağını söyledi. Pollock, “Bence Amerika’nın Türk karşıtı herhangi bir hamlesi değil bu. Türkiye’nin ulusal güvenliğine bir tehdit yok. Türk hükümeti şu anda aynı görüşte olmasa da, ikna edilmesi mümkün” dedi.

Amerika’nın hem Türkiye hem de Kürtlerle ilişkide olabileceğini savunan Pollock, bu iddiasını, “Örneğin Erdoğan, Washington ziyaretini ertelemedi. Ziyareti sırasında ve sonrasında bir tartışma yaşanmadı. İncilik hala Amerika’nın hizmetinde. IŞİD’le mücadele hepimizin ortak paydası. Bu nedenle, bence iki tarafla da dost olabiliriz” örnekleriyle destekledi.

Heritage Vakfı dış politika uzmanı Luke Coffey ise Türkiye’nin endişelerinin anlaşılabilir olduğuna dikkat çekti. Coffey, “Bu konuda Türk halkının görüşünü paylaşıyorum. Türkiye bir NATO müttefiki ve Amerika aslında NATO askerlerini öldürmekten sorumlu bir grubu silahlandırıyor. Bu Kürt karşıtlığı meselesi değil. Bence bu tartışmanın başlığı da Kürtler’in silahlandırılması değil YPG’nin silahlandırılması olmalıydı. Zira bölge ve Amerika için çok iyi bir müttefik olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin silahlandırılması beni çok memnun ederdi” diye konuştu.

Coffey, Suriyeli Kürtler’in silahlandırılmasına neden destek vermediğini de, “Eğer Rakka’nın hızla düşmesinin bedeli YPG gibi bir grubu silahlandırmaksa, bence buna değmez. Açıkçası IŞİD’in saldırı düzenlemek için Rakka ya da Suriye’de başka bir toprağa ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. Son 10 haftada olanlara baktığımızda, toprak kaybettikçe daha aktif olduklarını görüyoruz” sözleriyle açıkladı.

Gazeteci Amberin Zaman’a göre Amerika-YPG yakınlaşmasından Türkiye de sorumlu. Zaman “Bence bu işbirliği, bir stratejinin ürünü değil. Amerika ve YPG’nin biraraya gelmesi tamamen bir kaza ve şoför koltuğunda oturanlardan biri Türkiye. YPG’ye karşı bir alternatif oluşturması için Türkiye’ye iki yıl verildi ama IŞİD karşısında eylemde eksik kalındı. Amerika, Türkiye’ye iki yıl müsamaha gösterdi ve sonra da başka bir alternatifin peşinden gitti” diyor.

Demokrasileri Savunma Vakfı uzmanı ve eski CHP milletvekili Aykan Erdemir ise Türkiye’nin YPG politikaları konusunda daha olumlu düşündüğünü söyledi. Erdemir, “Bu Türk hükümetinin önünde önemli bir zorluk olsa da, yapmaları gereken içeride dik durmak ve Amerikan karşıtı söylemi sürdürmek olacaktır. Küresel siyaset açısından bakarsak, bence bu kararla yaşamaya hazırlar. Zira PYD ve YPG’yle birlikte çalışmanın ne demek olduğunu taktiksel anlamda biliyorlar. Bunu iki buçuk yıl boyunca zaten yaptılar. Bence Türkiye bundan sonra ne olacağına bakıyor” dedi.

Erdemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından İlnur Çevik’in, “PYD, bir Barzani olamaz mı?” sözlerine atıfta bulunarak Türk hükümetinin esnek davranabileceğini de, “Bence bu olabilir, Türkiye bu konuda esneyebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçmenine her şeyi kabul ettirebilir. Sonra U dönüşü yapsa bile halk alkışlamaya devam eder. Bu nedenle bunun Erdoğan’la esnekliğin mümkün olabileceğini düşünüyorum” sözleriyle savundu.

David Pollock’ın PKK ve YPG’yi birbirinden tamamen ayıran sözleriyse tartışma konusu oldu. Pollock'un sözlerine “Bu iki Kürt hareketi bir geçmişi, bir ideolojiyi, Abdullah Öcalan gibi sembolik bir lideri paylaşıyor olsa da, son 5 yıldır yani Barzani Erbil’de bir araya getirip anlaşma yaptığından beri, YPG ve PYD kurumsal olarak Türkiye karşı değil, Suriye’deki taleplerine odaklanmış durumda. Suriye’deki Türk güçlerine saldırmadılar, Suriye’den Türk tarafına da saldırmadılar, PKK’yı Türkiye’deki mücadelesinde desteklemediler. Bence Türk hükümeti de bunu anlıyor” Amberin Zaman karşı çıktı.

Zaman, “Mesela Amerika, Cemil Bayık’ı öldürse, tüm PKK liderliğini ortadan kaldırsa, YPG’nin ‘önemli değil, biz farklıyız” diyeceğine ve sizin müttefikiniz olmaya devam edeceğine, ilişkinizin sürdürülebir olacağına inanıyor musunuz gerçekten? Ben inanmıyorum. Bence YPG ve PYD’yi PKK’dan yan ürün olarak ayırabileceğinizi düşünmek tamamen hayal ürünü ve hiçbir yere varmaz” ifadelerini kullandı. Pollock'a göre en olası senaryo, YPG’nin Menbiç’te olduğu gibi Rakka’da da daha fazla şeyler yapmak isteyeceği. Bu da nasıl bir siyasi yapı kurulursa kurulsun, Rakka’da bir çeşit dolaylı kontrol sağlamak. Elbette en önemlisi kentte ve çevresinde askeri varlığını sürdürmek”

Heritage Vakfı’ndan Luke Coffey ise YPG’nin varlığını sürdürmesinin tehlikelerine dikkat çekti. Coffey, “Eğer YPG Rakka’da kalırsa ve yönetime ortak olmayı düşünürse bu yeni bir IŞİD’in ortaya çıkmasının temelini atacaktır. Belki bir ya da beş yıl içinde bunu görmeyiz. Ancak bölgedeki yerel Arap aşiretlerinin böyle bir şeyi kabul edeceğini düşünüyorsak hayal görüyoruz demektir. Açıkçası Rakka’da hilafetin siyah bayrağı inip de kırmızı yıldızlı YPG bayrağının dalgalanmasının neden olabileceği sonuçlar beni korkutuyor” dedi.

  • 16x9 Image

    Dilge Timoçin

    Dilge Timoçin Amerika'nın Sesi'ne katılmadan önce Al Jazeera, Reuters, Deutsche Welle gibi yabancı basın kuruluşları için çalıştı.  Al Jazeera Türk'ün kuruluş aşamasında yer aldı. Al Jazeera İngilizce için prodüktörlük yaptı; Lübnan'dan, Suriye sınırından ve Katar'dan haber geçti. 

XS
SM
MD
LG