Erişilebilirlik

Irk Ayrımından Sınıf Ayrımına Güney Afrika


1948 yılında resmen yürürlüğe giren ve ‘’apartheid’’ olarak adlandırılan ırk ayrımcılığı, 1994 yılında resmen kaldırıldı. Uzun yıllar beyazların yönetiminde olan Güney Afrika, beyaz azınlık dışında kalanların vatandaşlık hizmetlerinden, devletin sağladığı sağlık ve eğitim hizmetleri gibi sosyal hizmetlerden daha az yararlanmaları gibi ırkçı uygulamalara sahne oldu. Afrika Ulusal Kongresi Lideri Nelson Mandela’nın 1990’da cezaevinden serbest bırakılmasıyla başlayan değişim süreci, 1994’te devlet başkanı seçilmesiyle hız kazandı.

Aradan geçen 25 yılda ırkçılık büyük ölçüde tarih oldu ancak bu kez siyahların ekonomik sorunları ön plana çıkmaya başladı. Dünya’daki çatışmaların sonlandırılması üzerine çalışmalar yapan Londra merkezli Demokratik Gelişim Enstitüsü DPI’ın Johannesburg’da düzenlediği toplantıda, Güney Afrika’da yaşananlar masaya yatırıldı. Türkiye’den akademisyen, sanatçı, gazeteci ve yazarların katıldığı toplantıda, Güney Afrika’dan da sürecin tanıkları da yer aldı.

Bunlardan biri de Ulusal Parti Hükümeti Baş Müzakerecisi olarak Roelf Meyer’di. Meyer, Güney Afrika ihtilafının çözümüyle yakından ilgilendi. Afrika Ulusal Kongresi Baş Müzakerecisi ve mevkidaşı Cyril Ramaphosa ile birlikte, “apartheid” olarak adlandırılan ayrımcılık döneminin sonunu müzakere etti ve 1994’te Güney Afrika’daki ilk demokratik seçimlerin önünü açmaya yardımcı oldu.

Cumhurbaşkanı Nelson Mandela kabinesinde anayasa bakanlığı yapan Meyer, Kuzey İrlanda, Sri Lanka, Ruanda, Burundi, Irak, Kosova, Bask Bölgesi, Guyana, Bolivya, Kenya, Madagaskar ve Güney Sudan'daki partilere danışmanlık yaptı.

''Daha az kan dökülebilirdi”

Müzakere sürecinde yaşananları anlatan Meyer, sürecin erken başlaması gerektiğini söyledi.1985’te süreci başlatabilme ortamının olduğuna dikkat çeken Meyer, “Daha fazla insanı kurtarabilirdik, daha az kan dökülebilirdi” dedi.

Meyer Güney Afrika’nın geç kalmanın bedelini hala ödediğini belirterek, toplumun içinde bulunduğu duruma dikkat çekti. Meyer, “Başarı sarhoşluğuna kapıldık. Sosyo-ekonomik adımları atladık. Müzakereleri takip etmesi gereken ekonomik değişim müzakereye tabi değildi. Hala eşitliğe uzağız. Anayasa müzakerelerinde bunlar olsaydı daha iyi bir iş çıkardı” dedi. Meyer eşitsizliğin sadece ekonomik alanda çözülmediğini ifade ederek, ülke nüfusunun yüzde 25’inin sosyal yardımlarla geçindiğini söyledi.

Mohammed Bhabha
Mohammed Bhabha

Diğer konuşmacı biri Mohammed Bhabha ise eski bir milletvekili, avukat ve deneyimli müzakereci. Demokratik Güney Afrika Konvansiyonu'ndaki (CODESA) Afrika Ulusal Kongresi ekibinin bir parçası ve daha sonra son Güney Afrika Anayasası ile ilgili anlaşmaların bir parçası olarak görev yaptı. 1994 yılında ilk demokratik parlamentoda senatör olarak atandı ve Anayasa İşleri Seçme Komitesi’ne başkanlık etti.

Sosyo-ekonomik durumun göz ardı edildiğini düşünenlerden biri da Bhabha. 1994’te siyasi orta sınıfın nüfusa oranının yüzde 2 olduğuna dikkat çeken Bhabha, bunun yüzde 17’ye yükseldiğini söyledi. Güney Afrika’nın ırk ayrımından sınıf ayrımına doğru gittiğini savunan Bhabha, toplantıdan sonra VOA Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Müzakerelerin sınırını yatırım ihtiyacının belirlediğini ifade eden Bhabha, şöyle konuştu; ”Ülkemizin dönüşümün başarılı olabilmesi için yatırıma ihtiyacı vardı. O nedenle müzakerelerin sınırını yatırım ihtiyacı belirledi biraz da. 1994 yılında özgürlüğü kazandığımızda aynı zamanda dünyada küreselleşme akımı başladı. Bu ülkede sermaye sahibi insanlar çoğunlukla beyazlar olduğu için, dönüşümün başarılı olabilmesi için, sermayelerini ülke dışına çıkaracak ortam sağlamamak gerekiyordu. Yatırımcıların başlıca baktığı şeyler özel mülkiyet hakları arazi hakları gibi konular olduğu için bu konuda taviz alamdık onlardan. Doğrudan yabancı yatırımın gelebilmesi için uygun iklimin yaratılması gerekiyor. Kendi romantik arzularımızın dünyanın gerçekliği ile aynı siyasi hatta buluşturmak gerekiyor.”

Sorunun çözümü için mekanizmalar geliştirdiklerini söyleyen Bhabha, ”Siyahların ekonomik olarak güçlendirilmeleri çeşitli mekanizmalar geliştirildi. Bunlardan bazıları başarılı oldu, bazıları başarısız oldu. Geride bıraktığımız 25 yıla baktığımızda siyahların ekonomiye katılımında kayda değer artış olduğunu görmek lazım” dedi.

''Yolsuzlukla mücadele gerekli''

Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İş birliği eski Bakanı İbrahim İsmail İbrahim ise ekonomik sorunların çözümü için ekonominin büyümesi gerektiğinin savundu. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İbrahim, “17 milyon insan sosyal yardım alıyor. Ekonomiye büyütmemiz lazım. Ekonomimiz dünya ekonomisine bağlıdır. Cumhurbaşkanımız, daha fazla sermaye gelmesi için özel elçiler görevlendiriyor” şeklinde konuştu.

İbrahim, ülkedeki bazı kuruluşların çalışmadığını sadece para yediğini savunarak, sosyo-ekonomik problem yaratan yolsuzlukla da mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

XS
SM
MD
LG