Erişilebilirlik

Memleketi İran’dan uzakta New Yok Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan Arash Azizi, umutlandığını söylüyor, “Bu sefer mazlumlar ayaklandı” diyor.

Ancak Azizi, umuttan çok endişe duyduğunu da saklamıyor.

2017’nin son günlerinde başlayan protestolar İran’ın birçok şehrine yayıldı. En az 20 kişi hayatını kaybetti, 450’den fazla protestocu tutuklandı. Uzmanlar, böyle devam ederse sadece İran’ın değil tüm bölgenin etkileneceğini öngörüyor.

İran Amerikan Ulusal Konseyi Araştırma Direktörü Reza Marashi’ye göre çoğu barışçı gösteriler çatışmaya dönüşebilir ve düşman ülkeler de İran’ı zayıflatacak olan bu durumu bekliyor.

Marashi, protestocuların kötü yönetim, yolsuzluk ve adam kayırmaya karşı çıktıklarına ve hükümetin istifasını istediklerine dikkat çekiyor.

İran’daki 2009 seçimlerin meşru olmadığını savunanlar, muhalefet liderliğinde sokağa dökülmüştü. Ancak bu seferki gösterilerin belli bir lideri yok. Hatta normalde sesi gür çıkan birçok İranlı eylemci suskun. Gösterilerin ilk günlerindeki yoğunluğuyla sürüp sürmeyeceği bilinmiyor. Ancak sürerse olası sonuçlarını uzmanlar da öngöremiyor.

2009’daki protestolar aylarca sürmüştü; ancak sonunda güvenlik güçlerince bastırılmıştı. Binlerce İranlı tutuklanmış, onlarcası ölmüş, seçim sonuçları aynı kalmıştı.

Şimdiki gösterilerse daha küçük kalabalıkları çekiyor; ancak daha fazla şehirde düzenleniyor. Reza Marashi de o nedenle, gelecek haftalardaki gelişmelerin önemli olacağı görüşünde.

İran-Suudi Arabistan çekişmesi

İran, Suriye ve Yemen’de Suudi Arabistan’a karşı vekalet savaşı içinde. Bir yandan da Lübnan Hizbullahı’na kaynak sağlıyor. Ayrıca İran, Irak’ta kilit aktörlerden biri. Dolayısıyla İran’ın içişlerinin, tüm bölgeyi etkileme potansiyeli mevcut.

Protestocular bu durumdan rahatsız. Hükümetin, bu ülkelere büyük meblağlarda para aktarırken halkı aç bıraktığını savunuyorlar.

Son iki yılda Tahran'la Riyad arasındaki gerilim had safhaya ulaştı. İranlı yetkililer Suudi Arabistan’ı, ABD ve İngiltere ile ele ele verip protestoları körüklemekle suçluyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Amerika Bölümü Yöneticisi Mark Fitzpatrick’e göre, “Bu, hiçbir temeli olmayan saçma bir suçlama.” Fitzpatrick, Suudi Arabistan’ın İran üzerinde nüfuzu olduğu iddiasını 'tuhaf' diye tanımlıyor.

Protestocuların hükümetin istifasını istemesi, “Diktatöre ölüm, imamlar defolsun” sloganları atması da, İran’ın düşmanlarının beklentilerini arttırıyor.

Suudi uzman Haled Almaena’ya göre bu, İran’ın bölgesel çatışmalarda yer alma becerisi azalırken, Ortadoğu’da gücün Riyad’ın eline geçmesi anlamına gelebilir.

Belirsiz bir gelecek için şiddet tehdidi

Arash Azizi'yse geçmişte yaşananların tekrarlanması durumunda, güvenlik güçlerinin bu protestoları şiddet kullanarak bastırabileceğini düşünüyor. Bazı protestocular amaçlarına ulaşmak için fiziksel şiddeti göze almış durumda. Ancak hükümetin istifası sonrası yeni yönetim için bir seçenek ortaya konmuş da değil.

Azizi’ye göre İran'da birçokları, yine de bu protestoların bir şeyleri değiştirebileceğinden umutlu. Azizi, birçoklarının “Bu tuhaf rejimin kanımızı emerek hayatta kalmasına daha ne kadar izin vereceğiz?” diye sorduğunu anlatıyor.

Gerçek bir değişim mümkün mü?

Yenilikçi ve ılımlı bir lider olarak görülen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, halkın rahatsızlıklarını dile getirme hakkı olduğunu söyledi; ancak protestoları önemsiz göstermeye çalıştı.

Ruhani, Meclis konuşmasında, “Büyük ulusumuz geçmişte de benzer birkaç olay yaşadı ve başa çıktı. Bu, hiçbir şey” dedi.

Bazı hükümet yetkilileriyse tutuklanan bazı protestocuların idam cezası alabileceğini açıkladı.

Bu açıklamalar ve alternatif bir yönetimin eksikliği caydırıcı olmazsa da, protestoların devam etmesinin fazla bir etki yapması beklenmiyor.

Mark Fitzpatrick, rejimin tüm güvenlik, yargı güçleri ve iletişim kanalları üzerinde mutlak kontrolu olduğunu hatırlatıyor ve “Hükümet, bu gücünü tamamen kullanmasa da protestoların rejim için tehdit yarattığını hissettiği anda, ipleri çekmekten çekinmeyecek” diyor.

XS
SM
MD
LG