Erişilebilirlik

Irak Seçimleri Belirsizlikleri de Beraberinde Getirdi


Irak'ta genel seçimi kazanan siyasi ittifak yeni hükümeti kurmak için yoğun bir müzakere sürecine girdi. IŞİD'e karşı elde ettiği kazanımlarını korumak ve İran'ın yeni Irak hükümeti içindeki Şii milisler üzerinde nüfuzunu arttırmasını engellemek isteyen Amerika ise ikili ilişkilerde zorlu bir sürece adım atıyor.

Irak, 2014'te IŞİD'in ortaya çıkmasından bu yana ilk kez 12 Mayıs'ta yeni hükümet ve meclisi oluşturmak üzere seçime gitmişti.

18 Mayıs Cuma günü açıklanan resmi seçim sonuçları, Amerika'nın eski düşmanlarından, tartışmalı Şii dini lider Muktada El Sadr'ın beklenmedik bir zafer elde ettiğini ortaya koydu. Sadr'ın oluşturduğu koalisyon, meclisteki 328 sandalyenin 54'ünü aldı. İran destekli Fetih İttifakı, 47 sandalye elde ederek seçimi ikinci sırada tamamladı. Amerika'nın desteklediği Başbakan Haydar El Abadi'nin Zafer İttifakı ise seçimi üçüncü bitirerek 42 sandalye elde etti.

2010-2012 yılları arasında Amerika'nın Irak Büyükelçisi olan James Jeffrey, ”Irak'ta hükümeti kuracak Amerika yanlısı bir koalisyon yok. Bir çözüm yolu bulunmuyor,” şeklinde konuştu.

Jeffrey, Amerika'ya en çok karşı olan üç Şii lider, El Sadr, Hadi El Amiri ve eski Başbakan Nuri El Maliki'nin elde ettiği toplam sandalye sayısının 120'den fazla olduğunu ve bu grubun bir sonraki hükümetin oluşturulmasında etkilerini hissettireceğini kaydetti.

Hudson Enstitüsü'nde konuşan James Jeffrey, ”Daha da önemlisi, Şii liderlerin Şii oyların büyük çoğunluğunu almış olmaları. 2010'da bana son derece açık bir şekilde iletilen ilk kural, Şii bir başbakanın ülkenin kaderini belirlemesiydi. Buna karşı çıkabilir, makamların mezhepsel çizgiler doğrultusunda dağıtılmasının ülkeye nasıl zarar vereceğini tartışabiliriz ama gerçek bu,” dedi.

Irak'ta hükümeti kurması amacıyla başbakan seçmek için en az 156 sandalyeli bir meclis koalisyonu oluşturmak şart. Bu da önümüzdeki haftalarda Irak siyasi arenasında birçok müzakereler yürütüleceği, Irak'ın siyasi açıdan hayati önem taşıdığını düşünen Amerikalı ve İranlı yetkililerin de bu müzakerelerde yer alacağı anlamına geliyor.

Amerika'nın tavrı

Amerika, seçim sürecinin başarılı geçtiğini kaydetti ve yeni ve kapsayıcı hükümetle işbirliği yapmaya istekli olduğunu duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, seçim sonuçlarının Irak'ı İran'a yaklaştırabileceğiyle ilgili olarak Washington'da kaygı yaşanıp yaşanmadığına yönelik bir soruya, ”Amerika Irak halkına güveniyor,” şeklinde yanıt verdi.

Nauert, ”Bu elbette bizi her zaman kaygılandırıyor. Ancak Irak halkına güven ve inanç duyuyoruz. Ülkeyi kim yönetirse yönetsin, yapısı ne olursa olsun, bu ülkenin ileriye doğru adım atacağına inanıyoruz,” dedi.

Irak'taki Amerikalı yetkililer bir sonraki kabinenin nasıl bir şekil alacağı konusunda şimdiden diplomasi turlarına başladı. IŞİD'e karşı oluşturulan küresel koalisyonun Amerikalı temsilcisi Brett McGurk, Bağdat ve Kürt bölgesinde bazı yetkililerle biraraya geldi.

El Sadr sürprizi

Amerika'nın Irak'ta gösterdiği çabalardan birinin de El Sadr'a yaklaşmak olduğu bildiriliyor. El Sadr'a bağlı güçler, Mehdi Ordusu adlı milis örgütün bir parçası olduğu dönemde yüzlerce Amerikan askerinin ölümünden sorumlu tutuluyor.

El Sadr'ın en yakın danışmanlarından Dhiaa El-Asadi'ye göre Amerika, El Sadr'la doğrudan görüşme yapmadı ancak aracılar, El Sadr'ın Sayrun İttifakı'ndan üyelerle iletişim hatları açmada devreye girdi.

El Asadi, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, ”Sadr'cı hareketin iktidara geldiğinde nasıl bir konum belirleyeceğini sordular. Mehdi Ordusu yeniden kurulacak mı? Irak'taki Amerikan güçlerine saldırı olacak mı?” şeklinde konuştu.

Amerika Savunma Bakanlığı, Irak'ta 5 bin 200 Amerikan askerinin bulunduğunu doğruluyor. Bu güçler daha çok Iraklı askerlere IŞİD'in Irak'ta bir kez daha örgütlenmesini engelleme yönünde eğitim ve danışmanlık hizmetleri vermede kullanılıyor.

El Sadr, 2003'te Amerika'nın Irak'ı işgal etmesinden sonra mezhepsel çekişmeleri kullanarak Irak'ta çok ciddi bir Amerikan karşıtlığının ortaya çıkmasına yol açmıştı. El Sadr'a bağlı milisler yüzlerce Sünni'yi öldürmüş, 2011'de zamanın Amerikan Başkanı Barack Obama'nın Amerikan askerlerini Irak'tan çekme kararına kadar Amerikan ordusuyla çarpışmaya devam etmişti.

Ancak Şii dini lider El Sadr'ın o dönemdeki tavrını değiştirdiği, kendisini daha çok yolsuzluklarla mücadele eden, mezhepçiliğe karşı çıkan bir milliyetçi olarak göstermeye çalıştığı gözleniyor. İran'ın Irak'taki etkisine yönelik eleştirilerde bulunmaya başlayan El Sadr, Körfez Bölgesi'ndeki Sünni Arap ülkeleriyle dostane ilişkiler kurma çabasına giriyor.

Amerika'nın çıkarlarına yönelik tehlikeler

Uzmanlar, İran İslam Devrim Muhafızları'yla yakın ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, Fetih İttifakı'nın Amerika'nın Irak'taki çıkarlarına karşı daha büyük bir tehdit unsuru olduğunu kaydediyor.

Ulusal Savunma Üniversitesi'nden uzman Denise Natali, ”Fetih İttifakı beni daha çok kaygılandırıyor. Bu grubun içinde İran destekli milisler var,” diyor.

Fetih İttifakı, Şii Halk Seferberlik Güçleri olarak da bilinen Haşdi Şabi'ye bağlı milis gruplardan oluşan bir şemsiye yapı olarak ortaya çıkıyor. Grup, IŞİD'e karşı yapılan savaşta ön plana çıkmıştı. Bu şemsiye yapı içinde Asaib Ahl El-Hak ve Bedir Grubu gibi Amerika'nın terörist olarak kabul ettiği milisler ve Irak İslam Yüksek Konseyi gibi İran'a yakın partiler de yer alıyor.

Kısa süre önce Amerikan Barış Enstitüsü'nde konuşan Denise Natali, “El Sadr en azından özünde Iraklı bir milliyetçi. Ancak yine de Fetih İttifakı'nın gelecekte nerede, nasıl bir rol oynayacağı, beni kaygılandırıyor,” dedi.

XS
SM
MD
LG