Erişilebilirlik

'İnsan Ticaretiyle Mücadele Hala Yetersiz'


ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2019 İnsan Ticareti raporunda insan ticaretinin, dünyada insan onurunu ve yaşamını kötüleştiren en zararlı sorunlardan biri olduğuna yeniden vurgu yapılırken, bu sorunla daha iyi mücadele edebilmek için sadece ülkeler arası insan ticaretine değil, aynı ülke sınırları içinde gerçekleşen durumlara da odaklanılması gerektiği mesajı verildi.

187 ülkede yapılan araştırmalara dayanan raporda Türkiye, insan ticaretiyle mücadelede “önemli ilerlemeler sağlamasına rağmen” asgari çabaları karşılayamadığı için “ikinci kategoride” yer aldı.

İnsan ticareti dünya genelinde en yaygın rastlanan ve milyonların yaşamını etkileyen sorunlardan biri olmaya devam ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2001 yılından bu yana her yıl yayınladığı İnsan Ticareti Raporu’nda (Trafficking in Persons, TIP) bu yıl belirtildiğine göre, dünyada 25 milyona yakın insan zorunlu çalışma, seks işçiliği, çocuk yaşta işçilik ve sahte evlilikler gibi çeşitli durumlara zorlanarak insan ticaretinin kurbanı haline getiriliyor.

Rapora göre, bu sorunla mücadele etmenin başında, hangi durum ve eylemlerin insan ticareti yapıldığı anlamına geldiğinin iyi belirlenmesinin yanı sıra, gözlem, takip ve teşhis mekanizmalarıyla beraber ceza politikalarının da daha etkili kılınması geliyor.

İnsan ticareti aynı ülke sınırları içinde daha fazla

Diğer yıllardan farklı olarak raporda bu yıl daha fazla vurgu yapılan noktaysa, insan ticaretinin yalnızca uluslarası boyutta algılanması. Ancak Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) güncel verilerine göre, insan ticareti yapan suçlular mağdurların yüzde 77’sini aynı ülke sınırları içinde suiistimal ediyor.

Diğer taraftan, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda, 2018 yılında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin bu hususa dikkat çektiği hatırlatılıyor. BM ofisinin söz konusu raporunda, insan ticaretinin ilk kez aynı ülke sınırları içinde daha fazla yapıldığının altı çizilmişti.

Türkiye yine ikinci kategoride

Raporun hazırlanmasında dikkate alınan unsurlar, ülkelerde yönetimlerin insan ticaretiyle mücadele adına attığı adımlar. Raporda, Türkiye’nin bu hususta önemli ilerlemeler kaydetmiş olmasına karşın, gösterilen çabanın Türkiye’nin de dahil olduğu uluslararası anlaşmalardaki asgari standartlara ulaşamadığı, bu nedenle de dört kategoriden ikinci sırada kaldığı belirtiliyor.

Türkiye konuyla ilgili raporlama ve veri paylaşımında geçmiş yıllara oranla daha aktif görünüyor. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün insan ticareti mağdurlarına sunduğu sosyal güvence hakları ve yasal yardım; uzman gözetiminde psikolojik destek; sağlık yardımı; uluslararası kurumlara insan ticaretiyle mücadelede kullanılması için ayrılan bütçe ve halkı ve uzmanları bilinçlendirme eğitim ve kampanyaları Türkiye’nin attığı olumlu ve etkili adımlar arasında.

2018 yılı kış aylarında, yaklaşık 200 Türk vatandaşının Moldova’da zorunlu işçiliğe zorlandığının ortaya çıkmasının ardından Türk yetkililerinin Moldovalı yetkililerle işbirliğine girerek durumu çözmek adına müdahil olması da Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadelede geçen yıl kaydettiği önemli artılardan biri olarak gösteriliyor raporda.

"Savcılar ve hakimler tecrübesiz ve bilgisiz"

Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Daire Başkanlığı’nın Türkiye genelinde 22 ilde, 28 şubede faaliyet gösteriyor olması da olumlu bir uygulama olarak yorumlanıyor. Ancak bu şubelerde insan ticareti uzmanı savcıların görevlendirilmemiş olması Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadele konusunda ikinci kategoride kalmasının nedenlerinden biri olarak kaydedildi.

Raporda, sadece savcıların değil, hakimlerin de konuyla ilgili yetersiz kaldığına dikkat çekildi ve “Savcılar ve hakimler arasında insan ticareti hakkında tecrübe ve uzmanlık eksikliği ve özellikle OHAL sürecinde 150 bin kamu çalışanının ihraç edilmesinin ardından hissedilen kurumsal eksiklikler, insan ticareti gibi karmaşık suçların cezalandırılması için gereken beceri ve imkanları kısıtladı” ifadeleri kullanıldı.

Birçok ilgili kamu görevlisinin konuyla ilgili yetersiz kaldığı gözlemlenirken, bazı etkin sivil toplum temsilcilerinin ve grupların sürece dahil edilmemesi ve mali destekten yoksun bırakılması da insan ticaretiyle mücadele çabalarını baltalayan etkenler olarak yorumlanıyor.

Libya, Somali ve Yemen’de durum hala vahim

Raporda, insan ticaretinin önüne geçilmesi için yapılan çabaların en etkili olduğu birinci kategorideki 33 ülke arasında Fransa, İsviçre, İsveç, İspanya ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Arjantin, Filipinler, Kıbrıs, Japonya gibi farklı kıtalardan ülkeler de yer alıyor. Amerika’da birinci kategorideki ülkeler arasında.

Araştırmaya dahil edilen ülkelerin 131’i, yani büyük bir çoğunluğu ikinci kategoride kaldı. Bunlardan 38’i ikinci kategoride olmalarına rağmen gözlem altına alınacak ülkeler listesinde yer alıyor.

Almanya, Danimarka, Yunanistan, Brezilya, Peru da Türkiye’nin de bulunduğu ikinci kategorideki ülkelerin bazıları.

İnsan ticaretiyle mücadelede en az çaba sarf eden ülkelerin bulunduğu üçüncü kategorideki 21 ülkeden bazılarıysa Afganistan, Suriye, Venezuela ve Kongo gibi savaş ve çatışmaların yaşandığı ülkeler.

Listede Libya, Somali ve Yemen ‘özel dava’ kategorisi altında yorumlandı.

XS
SM
MD
LG