Erişilebilirlik

İnsan Hakları Haftasında Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Nasıl?


(ARŞİV)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi genel merkezinde düzenlenen 10 Aralık İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 70. Yılı nedeniyle yapılan toplantıda Türkiye’nin insan hakları, demokrasi ve özgürlükler açısından kimseye hesap vermeyecek noktada olduğunu söyledi.

Ancak İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na (TİHV) göre, Türkiye’nin insan hakları ve özgürlükler konusundaki karnesi pek de parlak değil.

TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, özellikle Türkiye’deki cezaevlerinin doluluk oranlarının kapasitesinin çok üstünde olduğuna dikkati çekerek, istisnai olması gereken adli kontrol kararlarının rutin bir uygulamaya dönmesinin yarattığı insan hakları ihlallerinin altını çiziyor.

TİHV Başkanı: “Her evden bir şüpheli yaratılarak ülke büyük bir cezaevine dönüştürülüyor”

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Prof. Korur Fincancı, “Türkiye cezaevi kapasitesi 50 binin üzerinde 260 bin insanı kapatıp 430 binin üzerinde insanı adli kontrole tabi tutarak milyonlarca insan hakkında şüpheli sıfatıyla işlem başlatarak neredeyse Türkiye’de yaşayan tüm insanları en az bir evden bir şüpheli yaratmasıyla ülkeyi büyük bir cezaevine dönüştürüyor. Türkiye’de muhalif her kesimin terörist olarak adlandırıldığı, Terörle Mücadele Kanunu’nun en geniş hali ile yorumlanarak her gün onlarca evin sabaha karşı basılarak insanların gözaltına alındığı günler süren gözaltılar ile tüm usul güvencelerinin kazanılmış hakların yok sayıldığı bir dönemden geçiyoruz” dedi.

Kanun Hükmünde Kararnamelerin (Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri) 12 Eylül Anayasası’nın dahi gerisinde sonuçlar doğurduğunu savunan TİHV Genel Başkanı, cezaevlerinde kitaptan mektuba her şeyin yasaklanmasından, 12 güne varan gözaltı sürelerine kadar bir baskı rejiminin nüveleri olduğunu söyledi.

Gülseren Yoleri: "Türkiye 2 milyon çocuk işçi var ve bu çocukların %53’ü hiç eğitim almamışken nasıl insan hakları ihlali yok denebilir?"

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de gözaltı sürelerinden de yola çıkarak Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin vardığı noktaya dikkat çekiyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Yoleri, “Gözaltı süresi bir düzenlemeyle 12 güne çıkarıldı. Anayasa’da bu süre 4 gün, bu nedenle bu durum Anayasa’ya aykırı. Türkiye’de insan hakları problemi yok diyen biri, gözaltı süresinin uzunluğundan avukat yardımında mahrum bırakılmaya Anayasa’ya aykırılıklar içeren bir düzenlemeyi nasıl izah edebilir? DİSK’in araştırmalarına bakmak, işsizlik oranına bakmak, çalıştırılan çocuklara bakmak lazım. Bir başka konu, 2018 başbakanlık genelgesiyle çocuk işçiliğine karşı mücadele yılı ilan edildi. Türkiye’de 2 milyon çocuk çalıştırılıyor. TÜİK verileri, bu çocukların %52,3’ünün eğitim olanaklarına hiç ulaşamadığını söylüyor. Çocuk yoksulluğunda Avrupa sonuncusuyuz. Çocuklara yönelik cinsel istismar ve erken yaşta evlendirilme gibi sorunlar sürüyor. Yalnızca bu ay 31 kadın öldürüldü. Şimdi nasıl ‘insan hakları ihlal edilmiyor’ diyebiliriz?” dedi.

OHAL sürecinde geçen iki yılda kamudan 125 bin ihraç edildiğini vurgulayan İHD İstanbul Şube Başkanı, OHAL döneminin kapanmasına rağmen insan hakları içeren birçok kısıtlamaların hala sürdüğüne dikkat çekiyor.

“İşkence dahil pek çok hak ihlaliyle karşı karşıyayız”

Gülseren Yoleri, özellikle toplantı ve gösteri hakkına yönelik ihlallerde hiçbir zayıflama olmadığında ısrarcı.

“Kamudan ihraç edilenlerin ihraç biçimleri başka pek çok insan hakkı dışında masumiyetin karinesinin de ihlali. Bu hüküm onların hayatını bloke ediyor. İşsiz bırakıyor, aileleri mağdur ediyor, başka iş bulmalarını engelliyor. İşkence dahil pek çok hak ihlali ile karşı karşıyayız. Evet, güvenlik güçleri hakkında şikayetler az, çünkü mağdurlar korkuyorlar. Kötü muamele yüzünden şikayet, polise mukavemet suçlamasıyla karşılaşıyor. Şikayetler rakipsizlikle sonuçlanırken bu kişiler ceza alıyor. Sebepler burada aranmalı. Bugün OHAL yok ama getirilmiş kısıtlamaların daha fazlasıyla karşı karşıyayız. 7145 sayılı yasa ile daha önce hakim kararı aranan yasaklamalar artık valilik kararıyla yapılabiliyor. Cumartesi Anneleri’ne getirilen yasaklamalar ise yasayı da çiğneyen bir uygulama. Burada yasaklama kararını vali değil kaymakam veriyor. Uygulama zaten geride olan düzenlemenin bile gerisinde.”

TİHV ve İHD raporundan insan hakları ihlalleri

TİHV ve İHD’nin topladığı verilere göre, OHAL süresince çıkarılan KHK’larla kamu görevinden çıkarılan 135 bin 147 kişiden 3 bin 833’ü işlerine iade edildi, bu dönemde kapatılan 1575 dernekten 206’sının yeniden açılmasına izin verildi, 37 intihar vakası bildirildi.

Aynı çalışma; kolluk güçlerinin yargısız infazı, dur ihtarına uyulmadığı gerekçesiyle veya rastgele ateş açması sonucu on dört, cezaevlerinde ve gözaltı yerlerinde en az on beş kişinin öldüğünü, askerlik yaparken en az 6 kişinin şüpheli bir şekilde öldüğünü ortaya koyuyor.

Son bir yılda iş kazaları/cinayetleri sonucu en az 1797 işçi yaşamını yitirirken erkek şiddeti sonucu 340 kadın hayatını kaybetti.

2018 yılının ilk 11 ayında işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla TİHV’ye toplam 538 kişi başvurdu.

XS
SM
MD
LG