Erişilebilirlik

İngiltere ve AB İçin Geri Sayım: ‘Tamam mı Devam mı’ 


İngiltere'nin 2 yıl 8 ay önce referandumla aldığı Avrupa Birliği'nden ayrılma kararında son haftaya girildi. İki yıldır süren Brexit müzakerelerinin resmi ayrılma tarihi olarak belirlenen 29 Mart'a 10 gün kala, hala bir uzlaşma noktasına gelinemedi. Başbakan Teheresa May, önümüzdeki Perşembe günü Brüksel'de toplanacak liderler zirvesinde, müzakerelerin 30 Haziran'a kadar ertelenmesi talebiyle gelecek. Ancak taraflar son ana kadar her türlü senaryoya karşı hazır bekliyor.

Avam Kamarası Başkanı John Bercow'un, daha önce iki kez reddedilen bir metni hiçbir değişiklik olmaksızın, üçüncü kez oylamayı reddetmesinin ardından, Başbakan May Brüksel ile temasa geçti. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk'a bir mektup göndereceğini açıklayan May, 29 Mart'ta sona ermesi beklenen Brexit sürecinin uzatılmasını istedi. Talep 21-22 Mart tarihlerinde Brüksel'de toplanacak AB liderleri tarafından ele alınacak. Son gelişmenin ardından 3 büyük senaryo masada:

  • Brexit'in ertelenmesi:

Avrupa Birliği May'i, "tüm uzatma gerekçelerinin iyi belirlenmesi ve AB üyesi 27 ülke lideribib de onaylaması" şartıyla uzatma talebini kabul edebileceği mesajını verdi. Konsey Başkanı Tusk, AB üyelerinden, "stratejisini değiştirmeyi ve yeni strateji etrafında uzlaşma sağlamayı başarabilirse, İngiltere'ye uzun soluklu bir ek süre vermeye hazır olmalarını" talep etti. Bu da 30 Haziran'dan da daha uzun bir süre verilmesi ve İngiltere'nin 23-26 Mayıs tarihleri arasında yapılacak AP seçimlerine katılabilmesi anlamına geliyor.

  • Anlaşmasız ayrılma ihtimali: 'deal or not deal'

İngiltere Parlamentosu 13 Mart'ta yapılan oylamada, 'anlaşmasız bir Brexit' olasılığını reddetti. Ancak bu olasılık, AB ile İngiltere arasında ya da İngiltere'nin kendi içinde bir uzlaşmaya varamaması durumunda hala masada bulunuyor. Anlaşma sağlanamaması durumunda İngiltere, 46 yıldır süren AB üyeliğini, bir gecede, geçiş süreci olmadan, Gümrük Birliği ve ortak pazar da dahil terk edecek. Böyle bir ayrılık en fazla ekonomi dünyasını endişelendiriyor. Brexit yanlısı milletvekilleri, "Anlaşmadan ayrılmak, kötü bir anlaşmayla ayrılmaktan daha iyidir" diyerek kesinlikle AB'yi 29'unda terk etmeyi savunuyor.

  • İkinci referandum ya da seçim ihtimali

Avrupa yanlısı bir grup milletvekiliyse ya yeniden Brexit referandumu yapılmasını ya da erken seçimlere gidilmesini istiyor. Her ne kadar bu olasılık Parlamento tarafından reddedilse de, tıkanıklık olması durumunda yeniden masaya gelebilecek bir ihtimal olarak hala gündemde. Başbakan May, ikinci referandum fikrine karşı. Dolayısıyla, bu tutum müzakerelerin uzatılması ve erken seçimlere gidilerek hükümetin değişmesi ihtimalini güçlendiriyor.

İngiltere'ye verilecek süre Haziran'dan daha uzun olursa seçimlere katılması gündeme gelecek. Ancak her ne kadar sorunun yanıtı geç gelse de, Brüksel, İngiltere'nin seçimlere katılması ihtimaline de hazırlanıyor. AB yönetiminde, İngiltere, AB'den çıkmakta ısrarcı da olsa, erteleme tarihi 2 Haziran'ı geçerse, seçimlere katılması zorunlu olduğu konusunda uzlaşmaya varıldı.

"İngilizler popülizmin tuzağına düştü"

VOA Türkçe'ye konuşan Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TUSİAD Genel Sekreteri ve AB-Türkiye ilişkileri uzmanı Bahadır Kaleağası, bu 3 senaryonun da olası olduğunu belirterek, Brexit müzakerelerinin sonunu kimsenin öngöremediğini belirtiyor. TUSİAD'ın AB Temsilciliği'nin kurucusu da olan Kaleağası, "İngiltere şimdiye kadar beklendiği gibi davranmadı. Niçin olduğunu anlatmak çok zor. Toplumsal psikolojiye giren bir konu. Brexit'i kimse istemiyordu. Özel sektör, üniversiteler, sendikalar, partiler, kimse bunu istemiyordu. Ama o zamanki bir politik dalga, göç sorunları, popülist hareketler, sosyal medyanın istismarcı kullanımı, yalan haberler sonunda, İngiltere böyle bir tuzağa düştü. Nasıl çıkacak işin içinden, çok zor, öngörmek de zor. Akıllı, mantıklı, veri tabanlı bir süreç işlemediği için, akıllı mantıklı bir yorum yapmak da çok güç" dedi.

İngiltere'nin AB'den 'herhangi bir şekilde çıkışının' mümkün olduğunu, ancak Brexit'e neden olan gerekçeleri karşılayacak bir anlaşmanın olanaksız olduğunun anlaşıldığını vurgulayan Kaleağası, "Şimdi İngilizler 'Nereden bu tuzağa düştük?' diyecek kadar kötü bir anlaşma ile karşı karşıyalar" analizini yaptı.

Bahadır Kaleağası, Theresa May'in uzatmayı önereceğini, AB'ninse seçimlere katılınması ya da yeniden referanduma gidilmesi yönünde öneride bulunacağını tahmin ediyor. İkinci referandum fikrinin AB'nin de işine geleceğini vurgulayan Kaleağası, bütün bunların dünyadaki gelişmelerle, örneğin popülist dalgaların güçlenmesi ya da zayıflaması gibi bir takım gelişmelerle paralel olarak ilerleyeceğini de belirtiyor ve ekliyor; "Bu popülist partiler demokrasi karşıtı bir virüs. Merkez sağ ve sol akımların 15 yıllık başarısızlıkları Avrupa'yı bu noktaya getirdi. Türkiye dosyası da dahil olmak üzere. Umarız merkez partileri sorumluluklarını alırlar ve İngiltere ve Avrupa'yı bu hale getiren popülist partiler de AB'de geriler."

AB hukukçuları ‘şimdi ne olacak’ı tartışıyor

Avrupa Parlamentosu'nun hukuk bürosu, AB yönetimine gizli bir bilgi notunda, eğer İngiltere yeni seçilecek AP'nin göreve başlaması öngörülen 1 Haziran tarihine kadar üye kalırsa, seçimlere katılmanın İngiliz halkının temel hakkı olduğu, hükümetin seçimlere hazırlanması zorunluluğu bulunduğu yönünde rapor hazırladı. İngiliz hükümetinin seçimler için gerekli altyapı hazırlığını yürütmemesi durumunda, sıradan bir İngiliz vatandaşı, diğer üye ülkeler ya da AB Komisyonu tarafından yapılacak bir başvuru sonunda, Avrupa mahkemelerinde yargılanmasının gündeme geleceği görüşünü iletti.​

Bu durumda AB, parlamentonun halen 751 olan milletvekili sayısını, 705'e çekme planından vazgeçecek. AB yönetimi, İngilizler tarafından boş bırakılacak 73 sandalyeden 27'sini bazı üye ülkelere dağıtmayı, 46'sını ise yeni genişleme kararı ile AB'ye katılacak ülkelere tahsis edilmek üzere rezerve etmeyi planlıyordu. Ancak uzatma durumunda parlamentonun eski aritmetik yapısı korunacak.

European Policy Center (EPC) uzmanları Larissa Brunner ve Fabian Zuleeg konuya ilişkin yayınladıkları makalede, politik açıdan İngiltere'nin seçimlere katılmasına izin vermenin, ülkedeki AB karşıtlarının AP içindeki sayısını arttırabileceği riskinden söz ediyorlar. Üstelik böyle bir seçimin ülkede "ikinci referandum" anlamına geleceği ve bunun İngiliz politik sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yaratacağı uyarısında bulunuyorlar.

Brüksel kulislerindeyse, yeni İngiliz parlamenterlerin seçimlerin ardından AB kurumlarının oluşturulmasına ilişkin oylamalara, özellikle AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker'in yerine geçecek ismin oylanmasına katılmasından endişe ediliyor.

Bu durumda Londra'nın seçimlere katılmayı reddetme ya da seçim hazırlıklarını yapmama olasılığı var mı? Eğer Londra, 2 Haziran'da hala üye olarak kalır ancak seçim hazırlıklarını yerine getirmeyi reddederse, kararın AB açısından sonuçları ne olur?

Neden 30 Haziran'dan daha fazla uzatılamaz?

Avrupa Parlamentosu hukukçuları, gizli notunda, "Her durumda seçim sonunda oluşacak yeni parlamento geçerli sayılacaktır" görüşünü bildiriyor. Ancak tüm üye ülkelerin temsil edildiği AB Konseyi hukukçuları aynı görüşü savunmuyor. İngiltere üye kaldığı halde seçimlere katılmazsa, bunun çok ciddi hukuki sorun doğuracağı ve AP'yi çalışamaz hale getirebileceğini belirtiyorlar. Geçtiğimiz hafta AB üyesi 27 ülke büyükelçilerine gönderilen hukuki görüşte, "Bütün bunlardan kaçınmak için 2 Temmuz'u aşacak her türlü uzatma talebi reddedilmelidir" önerisi şiddetle dile getiriliyor.

Bütün bu senaryolar, 21-22 Mart tarihlerinde toplanacak AB Liderler Zirvesi'nde ele alınacak. Ancak AB yöneticileri de kendi aralarında bölünmüş durumda. Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Anlaşmalı bir ayrılık için sonuna kadar mücadele etme" sözü verirken Fransa daha sert bir yaklaşım sergiliyor. Elysee Sarayı, ertelemenin 'ne açık ne de otomatik' olacağını belirterek, "Eğer İngilizler anlaşamaz ve yeni bir öneri ile gelmezlerse, 'anlaşmasız ayrılığa/no deal' yöneliriz" uyarısında bulunuyor. Brexit müzakerelerini yürüten AB komiseri, Fransız diplomat Michel Barnier ise, "Uzatma talebinin faydalı bir gerekçesi olmalı. Aksi taktirde, belirsizliğin ekonomik ve politik maliyeti herkes için çok ağır" uyarısında bulundu.

XS
SM
MD
LG