Erişilebilirlik

İngiltere Başbakanı Theresa May, bugünkü Brüksel zirvesinde AB liderlerine “pürüzsüz” bir çıkış süreci istedikleri mesajını verecek.

May’in Başbakanlık görevindeki ilk AB zirvesinin resmi gündeminde Brexit olarak bilinen İngiltere’nin AB’den çıkma kararı bulunmuyor.

Brüksel’de yapmayı planladığı konuşmasının basına yansıyan bölümlerine göre May, Mart ayı sonunda başlatılması planlanan Brexit sürecinin “pürüzsüz, yapıcı ve düzenli” biçimde yürütülmesi çağrısında bulunacak.

May’in konuşmasında ayrıca Brexit’le ilgili ikinci bir referandum yapılmayacağı mesajını da vermesi bekleniyor.

Öte yandan AB ise Brüksel Zirvesi’nde Brexit’in tartışılmasına karşı çıkıyor.

May’in zirve yemeğinin ardından diğer konular başlıklı bölümde Brexit’le ilgili görüşlerini ifade etmesine olanak verilecek.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Lizbon Anlaşması’nın 50. Maddesi başlatılmadan Brexit konusuyla ilgili detayların konuşulmayacağını açıklamıştı.

Tusk ayrıca serbest dolaşımın ortak pazar için bir önkoşul olmasının gevşetilmesi yönündeki ısrarlarının uzlaşı konusu olamayacağını da söyledi.

Brüksel’deki İngiliz diplomatlar Mart 2017 tarihi öncesinde AB yetkilileriyle hazırlık görüşmeleri yapılması için çaba harcıyor. Ancak şu ana kadar AB diplomatları “ihbar edilmeden görüşme yok” kararında ısrarlı.

Brüksel’de 27 AB üyesi oldukça karmaşık olan ve iki yıl sürmesi beklenen Brexit sürecine yönelik May’in ne tür bir pozisyon alacağını anlamaya çalışacak.

Kimi AB ülkeleri May’in Muhafazakâr Parti kongresinde Brexit’le ilgili verdiği sert mesajlardan endişe duymuştu.

May, Avrupa Adalet Divanı ve finansal piyasalardan kopuş ile göçmenlerin engellenmesi konusunda keskin mesajlar vermişti.

May ülke içinde de Brexit eleştirinin hedefinde

Theresa May’i, Brexit konusunda sadece Brüksel’de zor saatler beklemiyor.

Ülke içinde de Brexit’in başlatılmasına yönelik yasal süreç ve hükümet içinde sürece karşı çıkanlar nedeniyle İngiltere hükümeti katı eleştirilerin hedefinde.

Geçen hafta Yüksek Mahkeme Brexit’i başlatma yetkisinin kimde olacağına yönelik duruşmada tarafları dinlemeye başlamıştı.

İngiltere hükümetini dava eden bir grup İngiliz vatandaşı AB referandumunun tavsiye niteliğinde olduğunu ve bu yetkinin parlamento onayı olmadan kullanılamayacağını savunuyor.

Mahkeme’nin bu hafta dinlediği hükümet avukatlarından James Eadie, İngiltere ile AB arasında Brexit sonunda varılacak anlaşmanın “büyük olasılıkla” parlamentonun onayına sunulacağını söylemişti.

Ancak dava konusu Brexit sürecinin sonu değil başlangıcıyla ilgili.

Bu açıklama parlamentonun iki kanadında da tepkiye neden oldu.

Lordlar Kamarası’nın AB Komitesi tarafından bugün hazırlanan bir raporda parlamentonun AB Anlaşması’nın 50. Maddesi’ne yönelik hükümet stratejisini görüşmelerin karmaşıklığı ve iç politikadaki etkileri göz önüne alınarak oylamaya sunması gerektiği belirtildi.

Raporda “Hükümet referandum sonrası Brexit’i gerçekleştirme yükümlülüğü içindeyken bu süreçte aktif parlamento denetimi olmadan büyük siyasi kararlar vermesi düşünülemez” ifadeleri kullanıldı.

“Orta bir yol bulunmasını” tavsiye eden AB Komitesi Başkanı Lord Timothy Boswell, “Onun yerine her şey gerçekleştikten sonra hiçbir denetime girmeden parlamento kontrolü öneriyorlar. Bu lastik mühürden başka bir şey değil. Ve bu yeterli değil,” dedi.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin Brexit Komitesi Başkanı Hilary Benn ise parlamentonun bu aşamada söz hakkı olmamasını “kabul edilemez” şeklinde niteledi.

Benn, “Parlamentonun hem müzakere planı yayınlandığında hem de nihai anlaşmaya varıldığında söz hakkına sahip olmak istediğinden eminim,” dedi.

Brexit kampanyasını yürüten eski Çevre Bakanı Owen Paterson ise 50. Madde’nin AB referandum sonucunu uygulama mekanizması olduğunu savundu.

XS
SM
MD
LG