Erişilebilirlik

İktidar ve Muhalefet ‘Diktatörlük’ Tartışmasıyla Gerildi


Türkiye’de iktidardaki AKP ile ana muhalefet partisi CHP arasında Başkanlık Sistemi kaynaklı “diktatörlük” tartışması siyasette tansiyonu yükseltti.

Türkiye’de 16 Nisan’daki anayasa değişikliği referandumunun ardından “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi” adı altında Başkanlık Sistemi’ne geçiş süreci resmen başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği üzerine 2 Mayıs’ta AKP’ye yeniden üye oldu ve 21 Mayıs’ta genel başkan seçildi. Erdoğan’ın resmen “bağımsız Cumhurbaşkanı” olmaması üzerine CHP ise, kendisine artık “AKP Genel Başkanı” olarak hitap etme kararı aldı. CHP, Erdoğan’ın artık Cumhurbaşkanlığı için gerekli vasıflarını tümüyle bitirdiğini belirterek, anayasal “Cumhurbaşkanı’na hakaret” gibi suçlardan dolayı eleştirilemez olamayacağını duyurdu. O günden bugüne de Erdoğan, Türkiye’nin diktatörleştiği yönündeki eleştiriler ile CHP’nin hedefinde.

Son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, dün Tekirdağ’daki konuşmasında, Erdoğan’a yönelik sözler nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret” davaları açılmasına tepki gösterdi. Tezcan, CHP’li Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat hakkında savcılık soruşturması açılmasına sert çıktı. Tezcan, Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olduğunu vurgulayarak, şu sözleriyle “diktartörlük” tartışması fitilini ateşledi:

“CHP'li Belediye Başkanları, halkın seçtiği şamar oğlanı değildir, oynayamazsınız. Geçtiğimiz Çarşamba günü Süleymanpaşa Belediye Başkanımız, Cumhuriyet Savcılığı’na çağrıldı, ifade vermek için. Önce şunu söyleyeyim; Biz belediye başkanlarımızdan eminiz. Belediye başkanlarımızla ilgili hiç bir kaygımız yok yargı, yargı gibi davranırsa, yargı emir ve talimat almazsa, yargı gerçekten hukuk, vicdan ve adaletle hareket ederse istediği belediye başkanını, istediği vatandaşı ifadeye çağırabilir. Kimsenin buna bir şey diyeceği yok. Ama yukarıdan aldığın emirle suç olmayan bir sözü suçmuş gibi gösterip, bizim belediye başkanlarımız üzerinden, bizim ilçe başkanlarımız üzerinden vatandaşları korkutma hesabı içindeysen, bizim üzerimizden ülkeye bir korku atmosferi yaratmaya çalışıyorsan sana pabuç bırakmayacağız. Ne demiş Süleymanpaşa Belediye Başkanımız, ‘Faşist, diktatör’ demiş. Kime demiş, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'a demiş. İddia bu, şimdi Ekrem başkan bu lafı dedi demedi ben onu bilmem. Ama Tekirdağ meydanında ben söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan, faşist diktatördür. Hem de onların anladığı dilden söylüyorum. Şeddelisidir diktatörün şeddelisidir hem de.”

Yıldırım’dan CHP’ye: ‘Diktatör arıyorlarsa geçmişlerine baksınlar’

Başbakan Binali Yıldırım da, bugün AKP Genel Başkanvekili sıfatıyla parti grubunda konuşmasında, Tezcan’ı sert sözlerle hedef aldı. Yıldırım, “Son zamanlarda ana muhalefet partisi CHP’de ciddiyeti giderek artan bir üslup bozulması yaşanıyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun ne dediğini anlayan varsa beri gelsin. Ana muhalefet partisi sözcülerini de ayarı kaçmış bir dil kullanmaya atan sebebi de merak ediyoruz. Bir parti sözcüsü, geçen gün Cumhurbaşkanımız hakkında münasebetsiz laflar etti. Onu dinleyince adam parti sözcüsü mü parti sövücüsü mü doğrusu anlayamadım. Burada terbiyem müsaade etmiyor, öyle bir cevap verirdim ki altından kalkamayız. Diktatör arıyorlarsa geçmişlerine, geleneklerine baksınlar. 15 yıl alnının akıyla hizmetleriyle, vatandaşın duası ve desteğiyle kesintisiz iktidara gelen parti AK Parti’dir. Lideri de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu hezeyanlarınız bu gerçeği değiştirmez. Sayın Kılıçdaroğlu sadece Cumhurbaşkanımıza, partimize değil aynı zamanda millete de hakaret etmekten geri durmuyor. Sandığa gidip serbest iradesiyle oy veren vatandaşlara yükleniyor, niye AK Parti’ye oy veriyorsun diye onlardan hesap sormaya çalışıyor. Bu üslup ne siyasete ne de siyasetçiye yakışır. Sen ikide bir Cumhurbaşkanımıza yönelik yakışıksız laflar edeceksin, saygısızlık yapacaksın, meşru siyaset dilinin dışına düşeceksin, meramını siyasi nezaket içinde ifade etmeyeceksin, sonra da saygı bekleyeceksin.” diye konuştu.

Yıldırım’ın konuşmasında, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçu işlendiğini savunurken, Cumhuriyet’in kurucu isimlerinden olan ve CHP Eski Genel Başkanlarından İsmet İnönü’yü isim vermeksizin hedef aldığı gündeme geldi. İnönü de, Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış isimdi. Yıldırım’ın sözleriyle sadece Cumhuriyet’in değil CHP’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ü de kast ettiği de sosyal medyada tartışıldı. Atatürk de, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı idi.

AKP’den tepkilerle savcılık harekete geçti

Tezcan’ın sözleri medyada yer alır almaz Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan ilk tepkiyi, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İbrahim Kalın gösterdi. Kalın, Twitter’dan paylaştığı mesajında, “CHP’li Bülent Tezcan’ın nefret söylemi, ana muhalefet adına bir utanç vesikasıdır. Bu siyaset değil milletin iradesine düşmanlıktır. Bu konuda yasal yollara başvurulacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’nın açıklaması sonrasında bugün sabah Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Tezcan hakkında şikayetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasını da içeren başvuruyu dikkate alarak, Tezcan hakkında inceleme başlattı.

Bu durumda, Tezcan’ın yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) fezleke gönderilmesi gibi bir süreç yaşanmaksızın ifadeye çağrılması gündeme gelebilecek. Bunun nedeni ise, 25 Ağustos’da Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na milletvekilleri hakkında doğrudan soruşturma açma yetkisi verilmiş olması.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, TBMM’ye fezleke göndermeksizin hakkında soruşturma açtığı ilk milletvekili 8 Eylül’de CHP’li Sezgin Tanrıkulu olmuştu.

XS
SM
MD
LG