Erişilebilirlik

İdlib Mutabakatıyla Barış Yolu Açıldı mı?


Türkiye'yle Rusya’nın garantör ülkeler olarak imza attığı ve Suriye’nin İdlib bölgesinde rejimle muhalifler arasında çatışmayı engellemeyi amaçlayan mutabakat sonrasında kalıcı barış sağlayacak adımlar atılıp atılmayacağı tartışılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'le 17 Eylül’de Soçi’deki görüşmelerinin ardından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu tarafından İdlib konusunda mutabakata imza atılmıştı. Türkiye ve Rusya’nın İdlib konusunda vardığı uzlaşma sonrasında Şam’ın “toprak bütünlüğü hakkı” gerekçesiyle muhalifler kontrolündeki bölgeleri geri almak üzere yürüttüğü askeri operasyonlardan tümüyle vazgeçip geçmeyeceği merak ediliyor. Bugüne kadar Şam’ın destekçisi olarak muhalif kesimleri “teröristler” olarak tanımlamasıyla dikkat çeken İran’dan ise, İdlib konusundaki mutabakata ilişkin ilk tepkiler olumlu oldu. Ancak gözler, İran’ın “şiddet karşıtlığı” boyutuyla mutabakata destek açıklamasına karşın Suriye’de sahada nasıl gelişmeler olacağına çevrildi.

Çarşamba günkü konuşmasında İdlib mutabakatını yorumlayan Erdoğan, Suriye’de barışa doğru bir adım atıldığı görüşünü ortaya koydu. Erdoğan, “Dedik ki ‘İdlib’de artık kan dökülmesin, artık gözyaşı dinsin, onun için de ne gibi adım atmamız gerekiyorsa bu adımları atalım’ ve 12 madde sıralandı, imzalar atıldı. Elhamdülillah. İşte bu, sınırlarımızın ötesinde bir barışa adımdı. İnşallah devamı bunun gelir” dedi.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Milli Savunma Bakanı Akar da, “Cumhurbaşkanımızın yoğun çalışmalarıyla İdlib’de büyük bir insani kriz yaşanmasının önüne geçildiğine inanıyorum. Türkiye, Suriye krizinin başından beri olduğu gibi İdlib meselesinde de üzerine düşeni yapmaya devam edecektir. Bu mutabakat, Türkiye’nin yeni yüklerle karşılaşmaması bakımından olduğu kadar Rusya başta olmak üzere konuya taraf ülkeler ve bölge halkı için de önemli bir kazanımdır” dedi. Akar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgede yürüttüğü askeri gözlem etkinlikleri için de “İdlib’deki askeri pozisyonumuzla ilgili faaliyetlere bugüne kadar olduğu gibi Rusya'yla koordineli şekilde devam edilecek” açıklamasını yaptı.

Bakan Akar, ayrıca TSK’nın sadece Suriye değil Irak’ta da sınır ötesi operasyonlarıyla Türkiye’nin güney sınırlarında terör örgütlerine karşı güvenlik koridoru oluşturduğunu da savundu.

İRNA Haber Ajansı’nın haberine göre, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, İdlib mutabakatı için “diplomasinin başarısı” görüşünü dile getirdi. İran’ın, Rusya ve Türkiye arasındaki mutabakattan haberdar olduğunu vurgulayan Kasımi, “Bu noktada şiddet ve kan dökülmesinin durdurulması ve aynı anda bölgenin teröristlerden arındırılması İran dış politikasının en temel ve ilkesel politikalarından biridir” dedi.

Bu arada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Salı akşam saatlerinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'le telefon görüşmeleri yaptı. Dışişleri’nden Çavuşoğlu’nun Pompeo ve Zarif’e İdlib mutabakatı hakkında bilgi verdiği aktarıldı.

Zarif, Çavuşoğlu ve Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) toplantısı çerçevesinde bir araya geleceğini açıkladı. Zarif, üç bakan birlikte Suriye konusunda ortak basın açıklaması yapacaklarını söyledi.

Ağar: Sahadaki gruplarca nasıl tepki verileceği önemli

“Son açıklamalar itibariyle İdlib mutabakatıyla Suriye’de sahada barış yolu açıldı mı?” diye sorduğumuz Savunma Uzmanı Abdullah Ağar Şam’ın bölgede askeri yığınağına ve sahadaki gruplardan mutabakata nasıl tepki göstereceğine dikkat çekiyor.

Ağar, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Şam rejimi tarafından son günlere kadar İdlib’in çevresine veya karasal güzergahlarına askeri yığınak yapılmış olduğunu anımsattı. “Ancak Şam’ın yaptığı karasal askeri operasyonlarda patronaj Şam rejiminde değil. O noktadan bakıldığında Rusya’nın bu konuda doğru adres olduğunu ve İran’ın da önemli bir faktör olduğunu söyleyebiliriz” diyen Ağar, şimdi Türkiye ve Rusya’nın imza attığı mutabakat ile İdlib konusunda karşılıklı bir yükümlülük ortaya çıktığını söyledi.

Rusya’nın İdlib’e kendi etki alanından saldırı olmayacağı ve kendi partnerleriyle etki alanına saldırı gelmemesini kabul ettiğini anlatan Ağar, “Burada Türkiye ile Rusya’nın ortaya koyduğu işbirliği önemli. Ama bu işbirliğini, öncelikle sahada soruna konu olan grupların nasıl karşılayacağı önemli. Bu gerginliği azaltma girişimine nasıl reaksiyon verecekleri önemli. Bunlar arasında El-Kaide kökenli Heyet Tahrir el-Şam gibi terör örgütü olarak tanımlanan yapılardan bahsediyoruz. Bunlara ‘radikaller’ diyebiliriz. Şimdi sahada yaşanacak bir süreç. Bu süreçte, Türkiye çeşitli şekillerde silah kullanmadan ikna yöntemleriyle veya askeri gücüyle de sonuç almaya gidebilecektir. Rusya ile Türkiye’nin başta adı geçen tampon bölge olmak üzere bağımsız veya müşterek güvenlik faaliyeti yürütebileceği bir resim var mutabakat içinde” dedi.

Ağar: Türkiye’yi bu işbirliğine iten ABD’nin Suriye’deki tutumu

Türkiye'yle Rusya’nın İdlib mutabakatı ile belki de Suriye iç savaşını sonlandırmak üzere en önemli adımlardan birisini attığını da vurgulayan Ağar, “Ancak bu mutabakat, provokasyonlara, spekülasyonlara veya tuzaklara çekilebilir mi? Evet olabilir çünkü Suriye iç savaşı, insanlık tarihindeki en kirli savaşlardan birisi. Burada bu mutabakattan memnun olmayan güç odakları olabileceği gibi bir takım yerel, bölgesel veya küresel unsurlar da bu işbirliğini bozmak isteyebileceklerdir” görüşünde.

Türkiye ve Rusya’nın İdlib mutabakatını aynı zamanda “zenginleşen ve derinleşen bir işbirliği örneği” olarak da değerlendiren Ağar, “Suriye’de ortaya çıkmış olan denklem yani ABD tarafından Türkiye’nin ötekileştirilmesi ve yalnızlaştırılması açıkçası Rusya’nın eline, trilyon dolarlar harcasa dahi kazanamayacağı bir avantajı sunmuş durumda. Rusya da doğal olarak bir jeopolitik kazanıma dönüştürmek için doğru adımlar atıyor. Nükleer enerji, enerji nakli ve savunma işbirliği antlaşmaları başta olmak üzere yapılan pek çok işbirliği alanları var. ABD’nin kendi çıkarına hizmet etmeyecek bu yaklaşımını ise anlayamadığımı da ifade etmeliyim. ABD ile Türkiye arasında tıkanmış ilişkiler de ötekileştiren Türkiye’nin Rusya'yla ilişkileri değişiyor, gelişiyor. Bu gelişmelerle birlikte dünyadaki jeopolitik ve jeostratejik fotoğrafın da değişmekte olduğunu da görebiliriz. NATO üyesi Türkiye’nin, NATO’nun en karşıt öğesi Rusya’yla işbirliği yaptığı bir fotoğraf var. Suriye’nin bu fotoğrafta önemli olduğu söylemek istiyorum. Ama Türkiye’nin böylesi bir refleks geliştirmesindeki asıl sebep ise, binlerce Türk insanı ve askeri can kaybına neden olan PKK ve uzantılarıyla ABD’nin ortaya koyduğu işbirliği. Yine ABD’nin, PKK’yı konvansiyel uzantılarıyla Suriye’nin kuzeyinde fiili bir yapıya kavuşturmuş olması” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG