Erişilebilirlik

İdlib’de İnsani Kriz Giderek Kötüleşiyor


15 Şubat 2020 - İdlib, Suriye'deki çatışmalardan kaçarak Türkiye sınırına doğru ilerleyen sığınmacılar

Birleşmiş Milletler (BM), Suriye’nin kuzeybatısında çoğu kadın ve çocuk yüzbinlerce sivilin sıfır derecenin altındaki soğuklarda çok az gıda malzemesi ve yetersiz barınma olanakları içerisinde yaşadığını, durumun 9 yıl önce Suriye iç savaşının ilk patlak vermesinden bu yana bölgedeki en ciddi insani kriz olduğunu belirtti.

BM yetkilileri ve bağımsız gözlemci örgütler, Suriye ve Rus savaş uçaklarının saldırılarında çok sayıda geçici sağlık tesisi ve yardım malzemesi depolarının da vurulduğunu kaydetti.

Başkan Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya destekli hava saldırılarına derhal son verilmesi yönündeki çağrılarına rağmen, gerek Şam gerekse Moskova muhaliflerin elindeki son bölge olan İdlib’den geri adım atacak gibi görünmüyor.

Son birkaç ayda en az 800 bin sivil bölgeden kaçtı

BM ve bağımsız yardım örgütlerine göre, son birkaç ay içinde, kapalı olan Türkiye sınırına doğru en az 800 bin kişi kaçtı.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi sözcüsü David Swanson da, Suriye hükümetinin Rusya destekli saldırılarından Aralık ayı başından bu yana yaklaşık 875 bin Suriyeli’nin kaçtığını, Türkiye sınırına yakın bölgelere kaçanların son günlerde ağır çatışmaların olduğu batı Halep bölgesinden geldiğini, kaçanların yarım milyonunu çocukların oluşturduğunu kaydetti.

Suriye hükümet güçleri Halep’in kuzeyi ve kuzeybatısında 30’un üzerinde köyü ele geçirdi ve Halep’i başkent Şam’a bağlayan ana otoyolu da kontrolu altına aldı. BM yetkilileri, son 4 gün içerisinde 150 bin civarında mültecinin çatışmalardan kaçtığı bilgisini verdi.

Uluslararası Kurtarma Komitesi Başkanı David Miliband, İdlib’de küresel güvenliğin ve küresel değerlerin risk altında olduğunu söyledi. Miliband, “İdlib’deki facia, diplomasinin başarısız kalmasının ve uluslararası camianın Suriyeli sivilleri terk etmesinin açık belirtisi” dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) direktörü Kenneth Roth da, İdlib’de cihatçıların varlığının “sivil nüfusun ayrım gözetmeden bombalanmasına” ahlaki anlamda bir gerekçe olarak gösterilemeyeceğini ifade etti.

Bir yanda kapalı sınırlar diğer yanda ilerleyen Suriye hükümet güçlerinin arasında sıkışan sivillerin yerde karlar altında ya da şanslılarsa BM ve diğer uluslararası yardım örgütlerinin sağladığı çadırlarda uyumaktan başka seçenekleri yok. Telefonla ulaşılan yardım görevlilerine göre, çadırları olsa bile içerisini sıcak tutmaları çok zor çünkü havalandırma olmadığı için soba kullanmak tehlikeli ve odun da çok kısıtlı.

Birçok hastane saldırıların hedefi oldu

BM’nin Suriye insani yardımlar koordinatör yardımcısı Mark Cutts, yardım örgütlerinin geçen ay Türkiye sınırı üzerinden binin üzerinde ilk yardım malzemesi dolu kamyonlar gönderdiğini ancak bunların da yeterli olmadığını belirtti. Cutts, “Kriz devasa bir seviyede” ifadesini kullandı.

İdlib’deki mültecilerin çoğunluğu son birkaç yılında ülkede çatışmaların olduğu diğer bölgelerden geldi. Gözlemciler ve muhalif liderler uzun zamandır İdlib’in Esad’ın stratejistleri tarafından “isyanı nihai imha bölgesi” olarak görüldüğü yönünde uyarılarda bulunuyordu.

Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünden Cristian Reynders da, “Suriye’nin kuzeybatısında sadece son birkaç ay içerisinde önemli sayıda hastane isabet aldı ve kısmi ya da tamamen tahrip oldu. Bu somut olarak şu anlama geliyor; çatışmalar devam ettiği sürece yaralıların sağlık tesislerine erişimi giderek daha azalacak” diye konuştu.

Yerel gözlemciler, bir yandan siviller bombardımanlardan kaçmanın yollarını ararken, diğer yandan da savaşın daha da kızıştığını, Türk ve Suriyeli askerler arasında yeni çatışma haberlerinin geldiğini bildiriyor.

‘Durum kontrol dışına çıkabilir’

Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, Halep kırsalındaki Anadan’da Türk ordusuna ait bir gözlem noktasının Suriye hükümet güçlerinin eline geçtiğini belirtti.

Örgüt, Akdeniz’deki Rus savaş gemilerinin de Halep’e bağlı Anjara kasabasındaki muhalefet mevzilerine füze saldırıları düzenlediğini kaydetti. Hükümet yanlısı medya kaynakları, Esat güçlerinin İdlib bölgesinin Taftanaz kasabası yakınlarında Türkiye’nin kontrolundaki bir havaalanına doğru ilerlediğini bildirdi.

Yerel gözlemciler ve Türk medyasına göre, Türkiye Suriye’nin kuzeybatısına ilave zırhlı araçlar gönderiyor.

Ortadoğu uzmanı ve “After ISIS: America, Iran and the Struggle for the Middle East” (IŞİD Sonrası: Amerika, İran ve Ortadoğu İçin Mücadele) kitabının yazarı Seth Frantzman’a göre, Türkiye’nin takviye birlik göndermesi Suriye hükümet güçlerinin ilerlemesine karşı koymaya hazırlandığının bir işareti olmayabilir; bunun yerine daha büyük ihtimalle “İdlib’e bağlı olduğu, sınırı koruyacağı ve 2018 anlaşmasına göre aşırıcıları geriye çekeceğini Rusya’ya göstermeyi” amaçlıyor.

Şam ve Moskova, Türkiye’nin 2018 anlaşmasında İdlib’i cihatçılardan temizleme konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğinden şikayet ediyor.

Diğer uzmanlar da Türkiye’nin Esat’ın saldırılarını durdurma ve yeni bir ateşkesi kabul etmesi için Suriye’nin kuzeybatısında sahadaki stratejisini değiştirmeye hazırlanıyor olabileceği görüşünde. Bunun tek alternatifi Suriye’de tam kapsamlı bir çatışma içerisine girmek. Ancak bu da Ankara’nın Moskova’yla ilişkilerini mahvedebilir.

Türk uzman Fehim Taştekin’e göre de, Suriye ordusunu geri çekilmeye zorlamak tam kapsamlı bir savaşı gerektireceği için Türkiye Rusya’yla yeni bir ateşkes hattı çizme girişiminde bulunabilir. Al Monitor haber sitesine yazan Taştekin, böyle bir girişimin çatışma riskini hafifletebileceği ancak “sahadaki durumun her an kontrol dışına çıkabileceği” değerlendirmesinde de bulundu.

XS
SM
MD
LG