Erişilebilirlik

İçişleri Bakanlığı CHP’li Belediyeleri mi Hedef Alıyor?


İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Kanal İstanbul projesini engellemek için başlattığı ‘‘Ya Kanal ya İstanbul’’ kampanyasıyla ilgili soruşturma başlattı.

İçişleri Bakanlığı’nın bir başka kurumu Afet ve Acil Durum Başkanlığı’nın (AFAD) afetler sonrası kriz iletişiminin valiler tarafından yapılması, belediye başkanı ve muhtarların basına açıklamada bulunmaması yönündeki yazısı ise İzmir depreminde CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle ilişkilendirildi.

Peki, bu soruşturma ve yasaklama yazısı birbiriyle bağlantılı mı? İçişleri Bakanlığı, muhalefete ait belediyelerin ve belediye başkanlarının siyasi alanlarını mı hedef alıyor?

Doçent Akça: “Daha önce AKP’li belediyelerin yaptığı sosyal belediyeciliğin şimdi muhalefet tarafından yapılması iktidarı rahatsız ediyor’’

Siyaset bilimci İsmet Akça, iktidarın yerel seçimler sonrası büyükşehirleri kazanan muhalefetin işine zorlaştıracağı yönünde mesajlar verdiğini hatırlatıyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Doçent Akça, ‘‘Bugün önce İmamoğlu’nun başlattığı kampanya hakkında başlatılan soruşturma, ardından AFAD’ın yayınlamış olduğu yazı, belediyeleri çalıştırmama yönündeki çabaların yeni aşaması. Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerden sonra ‘bunlar topal ördek’ diyerek muhalif belediyelerin yönetemeyeceğini belki de yönettirmeyeceklerini ima etmişti. O günden beri iktidar, belediyelerin hareket alanını, siyaset alanını daraltmaya çalışıyor. Muhalif belediyelerin yetkililerini belediye meclislerindeki gücünü kullanarak tırpanlıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem Kanal İstanbul’a karşı hem de depremle ilgili önemli çalışmalar yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi de deprem sonrası dayanışma mobilizasyonunu çok iyi sağladı. Daha önce AKP’li belediyelerin iyi yaptığı sosyal belediyeciliğin şimdi muhalefet tarafından yapılması onları rahatsız ediyor’’ dedi.

İBB aleyhinde başlatılan soruşturmayı Akşener açıkladı

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu’nun başlattığı soruşturma kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu da yedi gün içinde soruşturma kapsamında ifade verecek.

İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı soruşturmayı kamuoyuna İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener duyurdu. Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayan Akşener, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştirirken ‘‘Sayın İmamoğlu'na Kanal İstanbul'a karşı çıktığı için devlete karşı çıkmaktan soruşturma açıldı. Soruşturmanın özelliği şu: Devletin projesine karşı çıktığı için bölücülük yapmakla suçlanıyor. Bütün bunlar nedir? Bütün bunlar sistemin tartışılmadığı, yamalı bohçaya döndüğü sistemin getirdiği sonuçlar’’ dedi.

Ongun: ‘‘Kanal İstanbul afişleriyle ilgili inceleme başlatıldı, 7 gün içinde yazılı ifade isteniyor’’

İBB Sözcüsü Murat Ongun da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İyi Parti liderinin açıklamasını doğruladı.

Ongun, ‘‘İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ ‘Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var’ afişleri ile ilgili olarak inceleme başlatıldığı tebliğ edilmiştir. Bu inceleme kapsamında afişlerin Anayasa'nın 104., 123. ve 127. maddelerinde belirtilen ‘İdarenin bütünlüğü ilkesine ve devlet politikasına kamu kaynağı kullanılarak muhalefet edilmesinin mümkün olmadığı’ iddialarıyla yazılı ifadesinin 7 gün içinde verilmesi istenilmiştir’’ dedi.

Teftiş Kurulu, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ kampanyasını devletin egemenlik yetkisine aykırı buldu

Açıklamalar üzerine yazılı bir açıklama yayınlayan İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu, soruşturmanın ‘‘devlet projesi’’ olarak ortaya konulan Kanal İstanbul aleyhinde büyükşehir belediyesinin afişler hazırlatması ve billboardlara astırması üzerine başlatıldığını ancak İmamoğlu hakkında bölücülük suçlaması olmadığını duyurdu.

9 Kasım’da yazının belediyeye gönderildiğini belirtilen Kurul, açıklamasında ‘‘Sorumlular hakkında ön inceleme yapılması amacıyla Mülkiye Müfettişi görevlendirilmiştir. Onaya tabi konular incelendiğinde; Belediyelerin, Anayasa’da ifadesini bulan ‘İdarenin Bütünlüğü İlkesi’ çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu çerçevede idari vesayet denetimine tabi oldukları, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ şeklinde bir afişle uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve ‘Devletin Egemenlik Yetkisi’ne ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmanın idarenin bütünlüğü ilkesine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek sorumlular hakkında araştırma, gerek görülmesi halinde ön inceleme yapılması hususlarının yer aldığı görülmektedir. İfade talep yazısında Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul Projesi'ne kişisel olarak karşı çıkması sorgulanmadığı gibi bölücülük suçlaması da bulunmamaktadır’’ ifadelerine yer verildi.

CHP’li Torun: ‘‘Bu durum son günlerde ‘adalet reformu’ naraları atan siyasal iktidarın samimiyetsizliğini ortaya koymuştur’’

CHP yönetimi de Kanal İstanbul projesine engelleme girişimi aleyhine başlatılan soruşturmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün son günlerde sıkça dile getirdiği reform mesajları ile çeliştiğini vurguladı.


Kanal İstanbul’un şehrin bağrına saplanacak bir proje olduğunu söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, ‘‘Sadece karşılaştığımız bu durum bile, özellikle son günlerde ‘adalet reformu’ naraları atan siyasal iktidarın samimiyetsizliğini ortaya koymuştur. Kanal İstanbul, ortak aklı yansıtan bir devlet projesi değil, daha önce İstanbul’a ihanet ettiklerini itiraf eden saray eşrafının, yeni bir ihanet projesidir. Bu proje, İstanbul’un doğasında ve su kaynaklarında büyük tahribata neden olacaktır. İstanbul halkının yüzde 64’ü de zaten bu projeye karşıdır. Siyasal iktidar maalesef sadece küçük bir çevreye rant dağıtma motivasyonuyla hareket etmektedir’’ dedi.

Doçent Akça: ‘‘Türkiye’de siyasal anlamda liberalleşme ve demokratikleşme mümkün değil’’

Siyaset bilimci İsmet Akça, ekonomi yönetiminde yaptığı değişiklik sonrası “ülkemizde ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz’’ şeklinde söylem değişikliğine giden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liberalleşmesi yönündeki beklentinin gerçekçi olmadığı kanaatinde.

Akça, ‘‘Muhalefetin reforma dair açıklamaları ciddiye almadığını düşünüyorum. Bu sözleri ciddiye alarak şaşıran varsa yaşananları hiç okuyamıyor demektir. Bu olsa olsa liberal bir yanılgı olabilir. Mevcut rejimin ekonomik olarak sıkıştığı noktada büyük sanayi ve uluslararası sermayenin Türkiye’deki öngörülemezlik ve keyfiyete dair rahatsızlık ve eleştirilerini gidermek için atılacak adımlar olabilir. Ama bu siyasal anlamda liberalleşme ve demokratikleşmenin mümkün olacağı anlamına gelmiyor, gelmez. Çünkü bugüne kadar birçok kez bunu gördük. Sıkıştığı noktalarda taviz verse de başka alanlarda baskı rejimi uygulamaktan vazgeçmedi. Muhalefet ise bu konularda iktidarı sıkıştırmak için adım atmak yerine beklemeyi yeğliyor’’ dedi.

AFAD’dan ‘‘afetlerle ilgili açıklamayı yalnız valilikler yapabilir’’ yazısı

CHP’nin tepkisini çeken bir diğer gelişme olan İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Başkanlığı’nın (AFAD) açıklamasını ise kamuoyu, İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız imzalı yazıyla öğrendi.

CHP’den AFAD’a tepki: ‘‘Deprem gerçeklerini anlatmak için, halkımızla dayanışmak için sizden icazet alacak değiliz’’

Yazıda, ‘‘(AFAD) Özellikle yaşanan hadiselerin ilk anında verilen ve teyitli olmayan bilgiler kamuoyunda yanlış anlaşılmalara, vatandaşlarımızda paniğe ve spekülasyona neden olduğunu, afetlerin yönetimini güçleştirdiğini bu sebeple afet bölgesinde kriz iletişiminin daha sağlıklı yürütülebilmesi için açıklamaların valiliklerimiz tarafından yapılmasını, belediye başkanlarımız, muhtarlarımız ve diğer kamu görevlilerinin basına yapmaması hususunu bildirmiştir’’ denildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İzmir’deki depremle ilgili incelemeler yapmak için kentte bulunduğu gün yapılan açıklamaya tepki gösteren CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, ‘‘Kriz yaşanır, konuşma! Hak çiğnenir adalet arama. Hırsızlık yapılır görmezden gel! Salgın olur vatandaşa yardım yapma! Bu zihniyetin son ürünü; İzmir’de deprem gerçeğini, İzmirliler için alınacak önlemleri ve yapılacak yardımları konuşmayı, belediye başkanlarımıza yasaklamak oldu. Seçilmiş belediye başkanlarını kendi memuru ya da bürokratı zanneden zihniyet şimdiye kadar anlamadıysa, bir kere daha anlatalım: İzmir için, deprem gerçeklerini anlatmak için, halkımızla dayanışmak için sizden icazet alacak değiliz’’ dedi.

AFAD ise yaptığı yazılı açıklamada ‘‘Afetlerin ilk anlarında teyitli olmayan bilgilerin toplumda panik, dezenformasyon ve spekülasyonlara neden olmaması için Türkiye'deki tüm belediyelere ve muhtarlıklara hitaben yazılmıştır’’ diyerek yazının yalnızca İzmir’i hedef almadığını duyurdu.

XS
SM
MD
LG