Erişilebilirlik

İBB Gezi Parkı’nın Mülkiyetini Geri Almak İçin Dava Açıyor


(ARŞİV)

Tarihi Topçu Kışlası’na çevrilmek istenmesi üzerine 2013 yılında tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı Olayları’na neden olan Gezi Parkı’nın üzerinde bulunduğu alanın, geçtiğimiz günlerde Sultan Beyazıt Han-ı Veli Hazretleri Vakfı’na geçtiği açıklandı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, söz konusu devrin Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine dayandığına atıfta bulunularak ‘‘2008'de yapılan kanuni düzenleme ‘Vakıf yoluyla meydana gelip, her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idareler, köy ve tüzel kişiliğin mülkiyetine geçmiş Vakıf Kültür Varlıkları Mazbut Vakfına Devrolunur’ ibaresi yasa ile kanunlaştırılmıştır. Bu kapsamda, 2008'den 2019'a kadar 647 eser, 2019'dan bu yana ise yine 367 eser Vakfına dönüştürülmüştür. Mülkiyeti vakıf olup da Vakfına rücu edilmeyenlerin ise çalışmaları devam etmektedir’’ ifadelerine yer verildi.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün devir işlemini 12 Mart’ta yaptığı da belirtildi.

Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), onlarca yıldır mülkiyeti kendisinde olan parkın bugüne kadar ismi duyulmamış bir vakfa devredilmesinin hukuksuz olduğu kanaatinde.

İmamoğlu: ‘‘Gezi Parkı’nın devri mesnetsiz, uydurma bir karar’’

Bugün İzmir’de ‘‘Kentlerin Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi"ne katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu kararı trajikomik bulduğunu söyledi.

İmamoğlu, ‘‘2008’de, yanılmıyorsam vakıflarla ilgili kanunun 30. maddesine dayanılarak yapılmış bir hamle. Ama bunun Gezi Parkı ile uyan hiçbir tarafı yok. Bir kere Sultan Beyazıt Vakfı diye bir vakıftan bahsediliyor. Bu vakfın da ne yazık ki temelinde çok sıkıntılı, sorunlu haller var. Ama daha da önemlisi burası Gezi Parkı, kültür varlığı değil. Gezi Parkı’nda 100 sene önce bir Topçu Kışlası yapılmış. Ama o Topçu Kışlası, Selim zamanında yapılmış. Beyazıt Han Hazretleri Vakfı ile alakalı değil. Yani, okudukça insanın gülesi geliyor. Böyle uydurma, mesnetsiz kararla İstanbul halkına ait güzel bir parkın, bir yazıyla, bekler gibi hazır halde, tapuyu da Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesi, İstanbullu'ya karşı hiçbir kural dinlemeksizin, kendi bildiğini yapmaya çalışan bir aklın sonucu’’ dedi.

‘‘Bayezid Han zamanında orada park yoktu, yapı yoktu’’

İBB Başkanı, bu karardan geri dönülmesi için büyükşehir belediyesi olarak mülkiyet davası açacaklarını açıkladı.

İmamoğlu, ‘‘Mücadelemizi hukuken veriyoruz, vereceğiz. Buna bir mülkiyet davası açıyoruz. İstanbul halkına ait, 100 senedir İBB’ye ait bir alanın, ki Beyazıt Han zamanında orada park yoktu, bina yoktu, yapı yoktu. Beyazıt Camii yapılırken, vakıf onun için kurulur. Ki İstanbul’da birçok cami, birçok han, hamam böyledir. O vakfın himayesinde o cami yapılır. O cami kesinlikle, o vakıfa aittir. Ama burada böyle bir durum yok. Bildiğiniz bomboş arsa. 400 sene önce. O zaman İstanbul’da ya da bulunduğumuz İzmir’de belki de Ankara’da, el koyamayacakları yer yok, böyle bakarsak olaya. Hızlıca yasanın ışık tuttuğu şekilde, tekrar İstanbul halkı lehine bir karar çıkacağını umut ediyorum, davamızı başlatıyorum’’ diye konuştu.

İmamoğlu’nun bu açıklamayı yaptığı saatlerde Vakıflar Genel Müdürlüğü yeni bir duyuruda bulundu.

Pera Palas Otel, Vefa Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi, Sait Halim Paşa Yalısı da Sultan Beyazıt Hanı Veli Vakfı’na tescil edildi

Sultan Beyazıt’ın 1505 tarihli vakfiyesinin önemli taşınmazlarının Galata ve Beyoğlu’nda bulunduğu ve bu yerlerin kira işletildikten sonra 3. Selim’in padişahlığı sırasında yine kira ödenerek üzerine kışla, talimhane, mescit ve çeşme yapıldığı vurgulandı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü bu alanın 1941 yılında adı geçen vakfa teslim edilmesi gerekirken hatalı olarak belediyeye tahsis edildiğini savunuyor.

Açıklamada, ‘‘Kanun hükmü gereğince İstanbul özelinde ve Belediye Mülkleri ile sınırlı kalmaksızın Kule-i Zemin Vakfına ait Galata Kulesi, 3. Selim döneminde inşa edilen Selimiye Kışlası, Sultan 1. Mahmud Vakfı adına Adile Sultan Sarayı, Beyazıt Han-ı Veli Vakfından Pera Palas Otel, Vefa Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi, Sait Halim Paşa Yalısı gibi İstanbul’da ve Türkiye genelinde 1014 taşınmaz vakıfları adına tescil edilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün görevlerinden biri kendisine emanet edilen Vakıf mallarına sahip çıkmak, vakıf kurucularının bizlere emanet ettiği, her biri bir şaheser olan eserleri koruyup ihya etmek ve bu köklü mirası gelecek nesillere aktarmaktır’’ denildi.

Avukat Atalay: ‘‘Gezi Parkı, yeşil alan olarak kalmak zorunda çünkü çevrede eş değer bir yeşil alan yok’’

Gezi Parkı’nı savunmak için kurulan Taksim Dayanışma’nın üyelerinden olan ve Gezi Davası’nda 21 Mayıs’ta yeniden yargılanacak Avukat Can Atalay, Gezi Parkı’nın yeşil alan statüsünün kaldırılmasının mümkün olmadığını vurguluyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Avukat Atalay, ‘‘Bizim hukukumuz açısından bir yeşil alanı yeşil alandan çıkarmak için eş değer yeşil alan göstermek gerek. Ancak Taksim ve çevresinde eş değer bir yeşil alan bulunmuyor. Bu nedenle Gezi Parkı, yeşil alan olarak kalmak zorunda. İstanbul bir deprem kenti, o bölgede on binlerce insan çalışıyor, yaşıyor ve başka bir yeşil alan bulunmuyor. Kaldı ki yıllardır kent konusunda çalışan bir hukukçı olarak Sultan Beyazıt Han-ı Veli Hazretleri Vakfı’nı hiç duymadım. Yöneticilerin kim olduğu da kamuoyu tarafından meçhul’’ dedi.

Avukat Atalay: ‘‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi kamulaştırma yoluna gidiyorum demeli’’

Aynı zamanda Mimarlar Odası’nın da avukatı olan Can Atalay, Gezi Parkı ile Danıştay’da devam eden davada son itirazın reddinin de bugün eline ulaştığını belirtti.

Atalay, ‘‘Topçu Kışlası’nı ihya edeceğiz deniyor ama elde kışlaya ilişkin birkaç fotoğraf ve anlatının dışında hiçbir şey yok. İstanbul İdare Mahkemesi başvurumuzla ilgili ilk kararını 6 Haziran 2013’te lehimize verdi. Ardından Danıştay bu kararı onadı. Ancak dönemin büyükşehir belediyesi çok istisnai bir hukuk yolu ‘karar düzeltme’ ile Danıştay’a başvurdu. Altıncı Daire’nin üyeleri değişmişti ve önceki karar bozuldu. Dava yeniden İstanbul 1. İdare Mahkemesi’ne geldi. Bilirkişi incelemesi Gezi Parkı lehinde ve çok kuvvetliydi. Ancak yeni heyet İnönü Caddesi dışında davanın reddine karar verdi. Danıştay da bugün tarafımıza ulaşan kararda ‘bilirkişi raporunu tek hakim incelemiştir’ itirazın reddetti. O mükemmel bilirkişi raporu yok sayılmak isteniyor. Bence İstanbul Büyükşehir Belediyesi kamulaştırma yoluna gidiyorum demeli’’ diye konuştu.

XS
SM
MD
LG