Erişilebilirlik

Hollanda-Türkiye İlişkileri 406. Yılında Kopuş Sürecinde


AKP’li bakanlarca anayasa değişikliği referandumunda “Evet” oyu lehine planlanan propaganda ziyaretlerine izin verilmemesi üzerine 2016 yılı Mart ayında yaşanan kriz nedeniyle 406 yıllık geçmişe sahip Hollanda–Türkiye ilişkileri bugün resmen maslahatgüzar seviyesine indirildi.

Hollanda Dışişleri Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklama ile Türkiye’deki temsilcilik düzeyini maslahatgüzar seviyesine indirme kararı alındığı resmileşti. Hollanda Dışişleri Bakanı Halbe Zijlstra’nın, “Kısa süre önce yapılan görüşmeler Hollanda ve Türkiye’nin birbirine yaklaşması için bir fırsat idi, fakat normalleşme sürecinin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda bir mutabakata varamadık” sözleriyle krizde ilerleme sağlanamadığı duyuruldu. Açıklamada, “Son dönemde farklı seviyelerde Hollanda ve Türkiye arasında müzakereler gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada, yapılan müzakereler, ikili ilişkilerin normalleşmesine dair bir perspektif sunmamaktadır. Bu nedenle, Hollanda Bakanlar Kurulu, Mart 2017'den beri Türkiye'ye girişi mümkün olmayan Ankara’daki Hollanda Büyükelçisi’ni resmi olarak geri çekme kararını almıştır. Hollanda’nın Türkiye’de Büyükelçisi olmadığı müddetçe Hollanda, yeni bir Türk Büyükelçisi’nin işe başlamasına da izin vermeyecektir. Bu bilgi az önce Lahey’deki Türkiye maslahatgüzarına iletilmiştir. Bununla birlikte, Türkiye ile yapılan müzakerelere de ara verilmiş olundu” denildi.

Böylece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güven mektubunu sunarak Türkiye’de resmen 30 Eylül 2015’te göreve başlamış olan Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Kees Van Rij’in görevi resmen sona erdi. Büyükelçi Kees Van Rij, iki ülke ilişkilerinde 2016 yılı Mart ayında yaşanan kriz üzerine son 10 aydır fiilen görevde değildi ve Ankara’ya dönmemişti.

Türkiye çözüm adımı için Hollanda’yı adres gösterdi

Hollanda tarafınca öğlen yapılan açıklama Türk Dışişleri Bakanlığı’na da soruldu. Dışişleri Sözcüsü Hami Aksoy ise, akşam saat 20.26’da konuya ilişkin kısa açıklama yaptı. Sözcü Aksoy, “2017 Mart ayında yaşanan krizin ardından Türkiye-Hollanda ilişkilerinde normalleşmenin sağlanabilmesine yönelik beklentilerimiz bilinmektedir. Söz konusu olaylardan bu yana Türkiye dışında bulunan Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi’nin göreve dönmesinin arzu edilmediği esasen Hollanda makamlarına bildirilmişti. Nitekim o tarihten bu yana da Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi ülkemize gelmemişti. Bu aşamada Hollanda tarafının normalleşme yolunda gerekli somut adımları atma iradesini göstermesi halinde Türkiye, iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirmeye hazırdır” dedi.

Sözcü Aksoy’un bu açıklaması çerçevesinde Türkiye, ikili ilişkileri normalleştirmek için adım atması gereken taraf olarak Hollanda’yı işaret etti. Türkiye, bu açıklamasıyla Hollanda tarafına müzakerelere devam etme mesajı da verdi.

Türkiye’nin büyükelçisi ne olacak?

Türkiye’nin halen Hollanda nezdinde atanmış büyükelçisi ise bulunmuyor. İlişkilerde 2016 Mart’ında kriz öncesinde Hollanda’ya yeni büyükelçi ataması gündemdeydi ancak sonrasında kriz nedeniyle Türkiye buraya elçi göndermekten vazgeçti.

En son Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi olarak 15 Aralık 2013’te Sadık Arslan atanmıştı. Ancak Arslan, 2016 yılı Kasım ayında merkeze çekilmişti. Arslan, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak Erdoğan’ın danışmanlığına atanmıştı. Arslan’ın Cumhurbaşkanlığı’ndaki görevini sürdürdüğü biliniyor.

Türkiye’nin Lahey’deki Maslahatgüzar Alper Yüksel halen görev yapıyor.

İlişkilerde kriz nasıl ortaya çıkmıştı?

Hollanda–Türkiye ilişkilerinde 2012 yılında Osmanlı İmparatorluğu dönemidahil olmak üzere 400’ncü yıl kutlaması yapılmıştı. 1612 yılında ilk Hollanda temsilciyle Osmanlı döneminde başlayan ilişkiler, Türkiye Cumhuriyeti sürecinde de devam etti.

Bugünkü ilişkileri maslahatgüzar seviyesine indirme kararını tetikleyen kriz ise, geçen yıl 16 Nisan’da Türkiye’nin Başkanlık Sistemi’ne geçiş amaçlı anayasa değişikliği referandumu nedeniyle ortaya çıktı. İktidardaki AKP, yurtdışında oy kullanacak Türk vatandaşlarına yönelik “Evet” oyu kullanılması için bakanlar düzeyinde propaganda faaliyetleri yürüttü. Ancak anayasa referandumu, Avrupa kamuoyunda ve Avrupa Birliği (AB) düzeyinde “Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde geri adım” olarak yorumlandı. Bu yorumlar üzerine AB ülkeleri ile AKP hükümeti arasında gerilimli diyaloglar yaşandı. Bunun üzerine Almanya’nın başı çektiği ülkelerde hükümetler, “Türkiye’nin iç siyasi seçimi olması” gerekçesiyle kendi ülkelerinde Türk siyasetçiler tarafından propaganda faaliyeti yapılmasına karşı çıktı. Hollanda hükümeti de, kendi ülkesinde “kamu güvenliği ve toplumsal huzur” gerekçeleriyle Türk siyasetçilerce etkinlik yapılmasına karşı olduğunu ilan etti.

Hollanda’nın açık tavrına karşı Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türk vatandaşlarına yönelik AKP faaliyeti olarak “Evet” oyu kullanma çağrısı amacıyla bir Rotterdam kentindeki toplantıya gitme kararı aldı. Hollanda hükümeti ise, 11 Mart günü Çavuşoğlu’nu taşıyan uçağa iniş izni verilmeyeceğini yazılı nota ile Türkiye tarafına iletti. Bunun üzerine Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Hollanda hükümeti bu süreçte en başından itibaren diplomatik teamüllere yakışmayan bir tutum izlemiş, ziyareti engellemek için her yola başvurmuştur. Hollanda makamlarının talebine uygun şekilde toplantının Rotterdam yerine Lahey Büyükelçiliğimiz konutunda yapılması tarafımızdan kabul edilmiş olmasına rağmen bu sefer de bir diplomatik misyonda toplantıya katılacakların listesini talep etmek gibi kabul edilemez isteklerini kabul etmeyince Hollanda makamları Sayın Dışişleri Bakanımıza verilen uçuş iznini bugün öğlen saatlerinde iptal etmişlerdir. Bu dört asrı aşan süreçte iki ülke birbirine karşı hiçbir dönemde düşmanca tavır içinde bulunmamıştır. Köklü diplomatik ilişkilerimizde maruz kaldığımız bu kabul edilemez ve tehlikeli uygulamanın utancı ve sorumluluğu tamamen Hollanda hükümetine aittir. Bu hasmane tutumu ve önyargılı zihniyeti kınıyoruz” denildi. Açıklamada, ayrıca “Halen izinli olarak Türkiye dışında bulunan Hollanda Büyükelçisi’nin bir müddet görevine dönmesini arzu etmediğimiz bildirilmiştir” ifadesiyle ilişkiler fiilen maslahatgüzar seviyesine indirildi.

Türkiye’nin açıklamasıyla Hollanda ile ilişkilerde kriz ortaya çıkmış iken, o sırada Almanya’da olan Aile Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan ise karayoluyla Rotterdam’a gitme kararı aldı. Sayan, AB ülkeleri sınırlarında polis kontrolü olmaması nedeniyle Almanya’dan Hollanda’ya geçiş yapmasıyla kriz en üst seviyeye çıktı. Hollanda hükümeti, Türkiye’nin Rotterdam Konsolosluğu’na varışına 30 metre kala Sayan’ın bulunduğu aracı polis müdahalesiyle durdurdu. Hollanda, Rotterdam’daki Türk temsilciliklerini de polis barikatı altına alarak giriş - çıkışlara kapattı. Bu gelişmelere rağmen Sayan, konsolosluğa ulaşmakta ısrar etti. Sayan’ın yolda durdurulması üzerine AKP Hollanda Seçim Koordinasyon Merkezi’nden partili Türk vatandaşlarına da Rotterdam’daki konsolosluk binası önünde buluşulması çağrısı yapıldı. Konsolosluk önünde toplanan AKP’liler ile Hollanda polisi arasında arbede yaşandı. Sayan ise, Hollanda’yı insan hakları açısından ifade ve toplanma özgürlüklerini ihlal etmekle suçladı. Ancak Hollanda hükümeti, geri adım atmadı ve gece yarısında 12 Mart’ta Sayan’ı “istenmeye kişi” ilan ederek sınır dışı etme kararı aldı. Sayan, Hollanda polisi eşliğinde Almanya’ya geri dönmek zorunda kaldı.

XS
SM
MD
LG