Erişilebilirlik

HDP’nin ‘Barış Zinciri’ne Pandemi Engeli


HDP’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Diyarbakır’da yapmak istediği barış zinciri eylemine Corona Virüsü salgını nedeniyle izin verilmedi. Sadece milletvekilleri ve parti yöneticilerinin toplanmasına izin verildi.

HDP’nin ‘Barış Zinciri’ne Pandemi Engeli
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:58 0:00

HDP’nin 8 ilde yapmayı planladığı barış zinciri eylemlerinden biri de Diyarbakır’da yapılacaktı. Eylem için Dağkapı Meydanı seçildi. Ancak polis öğle saatlerinde meydanı bariyerlerle kapatarak, alana kimseyi almadı. Bunun üzerine HDP'liler surların çevresinde toplanmaya başladı. Ancak polis Corona virüsü salgınını gerekçe göstererek zincir eylemine izin vermedi. Yapılan pazarlıkların sonunda sadece milletvekili ve parti yöneticilerinin basın açıklaması yapmasına izin verildi. Polis tüm ısrarlara rağmen grupların toplanmasına izin vermedi.

HDP'liler daha sonra bariyerlerle kapatılan bir alanda basın açıklaması yaptı. Açıklama yapan eski HDP Hakkari Milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Leyla Güven eyleme pandemi gerekçesiyle izin verilmemesine tepki gösterdi. Güven, “Hem Türkiye’nin çeşitli metropollerinde hem de Kürdistan’da biz barışa dair sözümüzü kurmak istedik ve burada halkımızla birlikte barışı haykırmak istedik. Ama bir kenti ve Dağkapı’yı komple sarmışlar. Halkımızın bize ulaşmasını ve halkımızla bir araya gelmemizi engellemeye çalışıyorlar. Bunu da pandemi gerekçesiyle yapıyorlar. Eğer gerçekten derdiniz pandemi olsaydı Ayasofya’yı ibadete açarken binleri davet etmezdiniz. Giresun’da da gittiniz binleri topladınız. Neden iktidar ve yandaşları için pandemi demiyorsunuz da halkların haykıracağı barış için pandemi diyorsunuz. Biz sizi çok iyi biliyoruz, çok iyi tanıyoruz. Sizler içeride ve dışarıda savaş çıkarmak için halkın sesini kısmaya çalışıyorsunuz. Halkın temsilcilerinin sesini kısmaya çalışıyorsunuz ama biz öfkeliyiz, kararlıyız ve bu savaşı durdurmak için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

Güven, HDP’nin dün açıkladığı barış deklarasyonuna destek verilmesi çağrısı yaparak, şöyle devam etti: "Daha dün partimiz HDP bir barış deklarasyonu açıkladı. Her şeye rağmen bütün zulmünüze rağmen partimiz barışta ısrarcı olduğunu söyledi ve dedi ki 'Barış isteyenler, biliyoruz ki barış için bedel gerekiyor ama biz bu bedeli birlikte ödeyemeye hazırız, gelin hep birlikte sorumluluk üstlenelim sesimizi yükseltelim ki savaş isteyenlerin sesi boğulsun'. Partimizin açıkladığı bu deklarasyon sadece Kürtler için değil Türkiye’de yaşayan bütün halklar için barışı içeriyor. Bugün açlıktan yaşamına son vermek zorunda kalan insanlar da barış içinde huzurla yaşar, her türlü zulme karşı zindanlarda direnenler de barış içinde daha iyi yaşar. Barış için daha önemli bir çaba sarf etmemiz, bir araya gelmemiz gerekiyor. Buna gücümüz var ve bunun için çabamızı büyütmemiz gerekiyor".

Güven’in konuşması sürerken, bariyerlerin dışında toplanan gruplar da alkış ve sloganlarla destek verdi. Eyleme katılanlar ise VOA Türkçe’ye taleplerinin barış olduğunu söyledi.

Bu arada 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle gün boyu yapılan açıklamalarda, bölgedeki gerginliklere dikkat çekildi. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Barosu, Hak İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Temsilciliği ile Diyarbakır Tabip Odası tarafından yapılan ortak açıklamada toplumsal barış çağrısı yapıldı. Açıklamada, “İnsanların adalet için bedenini açlığa yatırarak can verdiği, bir anneye yaşamını yitiren evladının kemiklerinin kargo kutusunda gönderildiği, kaybolan insanların sağ ya da ölü bulunamadığı, insan mezarlarının dahi tahrip edildiği, tecavüzcülerin elini kolunu sallayarak gezdiği, seçme hakkının ortadan kaldırılmasına yol açan kayyum uygulamalarının gerçekleştiği, binbir zorluk ve emekle barış için çabalayan annelerin tutuklandığı, hasta mahpusların hapishanelerde adeta ölüme terk edildiği bir ülkede, insanlıktan ve adaletten söz edilemez. İnsan hakları ve demokratik değerlere aykırı tüm bu uygulamalara karşı, Türkiye’de barış sürecinin inşa edilmesi gereklidir. Yıllardır aynı şeyi söylüyoruz: Kürt sorunu baskı ve şiddet yöntemleriyle çözülemez. Kürt sorunu, Kürt yurttaşların temel haklarının Anayasal güvence altına alınmasıyla çözülür. Hak ve adaletin tam olarak sağlanmasıyla çözülür” denildi.

Sendika ve meslek örgütlerinin oluşturduğu Amed Emek ve Demokrasi Platformu da bir açıklama yaparak bölgede yaşanan gerilimlere dikkat çekti. Açıklama da şu görüşlere yer verildi: "Kürt Sorunu'nda çatışma ve şiddet politikalarına dayalı yaklaşım, Suriye, Irak, Libya’da gerçekleştirilen sınır dışı operasyonlar ve son olarak Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimler ülkemizin sürekli bir çatışma ve savaş tehdidi altında olmasına neden olmaktadır. Ülkelerin barışçıllık seviyesine ölçen Küresel Barış Endeksi'ne göre 2020 yılında Türkiye 163 ülke arasında 150. sırada yer almaktadır. Bizden daha altta yer alan ülkelerin tamamının ülke topraklarında savaş yaşanan ülkelerden oluşması, ülkemizin durumunun vahametini göstermektedir. Dünyada yürütülen vekalet savaşlarına bir an önce son verilmesi gerekiyor. Pandemiyi kast ederek 'görünmeyen düşmanla savaş halindeyiz' diyorlar. Bir kez daha savaş dilini kullanıyorlar. Pandemiye yol açan doğayla savaş halinde olma politikalarından da vazgeçmiyorlar".

XS
SM
MD
LG