Erişilebilirlik

HDP Üç Büyükşehir Belediyesi İçin Aday Çıkarmıyor


HDP Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, İstanbul, İzmir ve Adana’da büyükşehir belediyesi için aday çıkarmayacaklarını açıkladı. Parti, bu üç ilde sivil toplum örgütleri ve sendikaların desteklediği adaylara destek verecek.

Oluç, HDP Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantılarının ardından düzenlediği basın toplantısında, İstanbul, İzmir ve Adana’da büyükşehir belediye başkanlığı için HDP ismiyle aday göstermeyeceğini söyledi. Oluç, “Demokrasi güçlerinin, sendikaların, STK’ların, meslek birliklerinin, demokrasi ve haklar için mücadele edenlerin işaret ettiği adaylara oy verilmesi için çalışmalarımız olacak. Onun dışındaki yerler açısından ise çalışmalarımız tamamlanınca, oradaki adaylarımızla birlikte alacağımız diğer kararları da sizlerle paylaşacağız” ifadesini kullandı.

Oluç, ayrıca Ankara ve Mersin’de CHP’nin desteklenip-desteklenmeyeceği konusundaki soru üzerine bu iller için henüz karar vermediklerini ancak bu illerde HDP’nin güçlü olduğunu da söyledi.

Oluç, parti olarak özellikle seçim ihlalleri ve hileleri meselesine odaklandıklarını da vurgulayarak, bu usulsüzlükleri Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gündemine taşıyacaklarını kaydetti. Oluç, özellikle küçük yerleşim yerlerince sonucu kesinlikle etkileyecek usulsüzlükler tespit ettiklerini belirterek, özetle şunları söyledi:

“Bugün sunmak üzere YSK’ya kapsamlı bir itiraz dilekçemiz hazırlandı. Türkiye genelinde 11 il ve 35 ilçede 37 bin civarında seçmenle ilgili itirazda bulunmuştuk. Usulsüzlükler tespit etmiştik. Bu itirazlarımızın yaklaşık yüzde 95'i ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi. Biz bugün YSK'ya yapacağımız başvuruyla birlikte ilçe seçim kurullarınca verilen ret cevaplarını bir kez daha gündeme getireceğiz. Neden bu konu önemli ve bu usulsüzlüklerin ve ihlallerin birinci dereceden muhatabı kimlerdir? Biliyorsunuz, 16 Nisan’da yapılan referandumla o zamana kadar Türkiye’deki tüm seçimlerde var olan bir uygulama değiştirildi. İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanları seçim dönemlerinde tarafsız olmaları gerektiği için değiştirilirlerdi. Ama referandum sonucunda bu durum ortadan kalktı. Aslında seçim güvenliği ile ilgili sorumlu olan, seçim güvenliğini sağlamakla ilgili olan İçişleri Bakanlığı bir partinin militanı gibi davranan bir kişi tarafından yönetilmektedir. Yaşananlar bize bunu gösterdi. Özellikle yerel seçimlerde, küçük ilçeler ve illerde az sayıda oyla dengeleri değiştirmek mümkündür. Küçük oyların belirleyiciliği herkes için aşikardır. Küçük oylarla seçimler kaybedilebilir ya da kazanılabilir.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçim güvenliğini sağlama yerine tehdit ettiğini söyleyen Oluç, “Açıklamalara baktığımızda, nüfus müdürlüklerine, ilçe seçim kurullarına yönelik baskı oluşturan açıklamalara baktığımızda, bunu çok net olarak görüyoruz. İçişleri Bakanlığı partimizi hedef almaktadır. Partimizi hedef alarak küçük yerleşim birimlerinde kamu imkanlarını partimiz aleyhine kullanan bir bakanlık olarak karşımızda durmaktadır. Örnek Iğdır polis evinde 38 oda var. Polis evine yani bir misafirhaneye 374 seçmen kaydedilmiş. Oysa bir misafirhaneye seçmen kaydedilmesi usüle uygun değildir. Bir vekil bile seçmen kaydedilmek istediğinde, orada yaşadığına dair belge göstermek zorundadır. Ama Iğdır’daki polis evine hiçbir belge, bilgi göstermeden 374 seçmenin kaydı yapılmıştır” diye konuştu.

Oluc, Yüksekova’da bir adreste 1108 kişi kayıtlı olması veya Siirt’te 6 binin üzerinden seçmenin kaydının silinmesi gibi örnekleri de anlattı.

“Adil seçimleri ihlal eden anlayışın en tepesinde Erdoğan vardır”

HDP Sözcüsü Oluç, seçim usulsüzlükleri konusunda kayyum yönetimlerini desteklediği için aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da tepki gösterdi. Oluç, “Bu anlayışın en tepesinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan vardır. Geçen Erdoğan, ‘HDP'den aldık belediyeleri ve kayyuma teslim ettik’ ifadesini kullandı. Evet HDP’den aldılar. 96 belediyemize el koydular, halkın iradesini gasp ettiler, kayyumlara teslim ettiler. Fakat aradan geçen sürede şu ortaya çıktı: Kayyumlar büyük yolsuzluklar yaptı. Kayyumlar halkın değerlerine, kültürüne, anadiline büyük saldırılarda bulundu. Tarihsel ve kültürel değerlerin isimlerini değiştirdiler Ahmedê Xani ve Orhan Doğan gibi... Kürtçe tabelaları indirdiler. Ana dile yönelik çok ağır bir saldırı gerçekleştirdiler. Halkın gönlünü fethetmek yerine halkın itirazını, tepkisini topladılar. 24 Haziran seçim sonuçları gösterdi ki, kayyum atanan yerlerdeki seçimlerde HDP yeniden bu belediyeleri kazanacak kadar oy almaktadır. İşte bunu gördükleri için bu hilelere, bu seçmen kaydırmalarına ve seçmen silme işlemlerine başvuruyorlar. Seçim güvenliğini daha 31 Mart gününe gelmeden önce ortadan kaldırıyorlar. Bu faaliyeti İçişleri Bakanlığı eliyle sürdürüyorlar. Seçim güvenliği son derece ağır bir tehdit altında” dedi.

Oluç, diğer muhalefet partilerine de çağrıda bulunarak, kendileriyle birlikte seçim usulsüzlüklerine karşı mücadele edilmesini istedi.

Yerel seçimler Türkiye’nin beka sorunu mu?

“Cumhur İttifakı” olarak yerel seçimlerde işbirliği yapma kararı alan AKP ve MHP’nin, 31 Mart için “Türkiye’nin beka sorunu” olarak yaptığı değerlendirmeye HDP cephesine de karşı çıkıyor.

Oluç, “Türkiye’de beka sorunu yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir beka sorunuyla karşı karşıya değildir. Beka sorunuyla karşı karşıya olan tek yer vardır, o da AKP ve AKP-MHP ittifakıdır. AKP-MHP’nin beka sorunu asla bu toplumun ve ülkenin beka sorunu olarak değerlendirilemez” diye konuştu.

Oluç, ayrıca HDP’nin seçim stratejini de açıklayarak, özetle, “Seçim taktiğimizi iki ayaklı olarak ele aldık. Bu alandaki taktiğimiz kayyum atanan yerler ve kayyum atanmasa da 24 Haziran seçim sonuçlarına göre kazanacağınızı gördüğümüz Kürt il ve ilçelerinde bu seçimleri başarıyla tamamlamak ve daha önceki belediyelerimize daha fazlasını ekleyerek başarılı bir sonuca ulaşmaktır. Batıda ise seçim taktiğimizi AKP-MHP’nin egemenlik alanını daraltacak, Türkiye’deki demokrasi güçlerinin mevzi kazanmasını sağlayacak bir yönde olduğunu açıklamıştık. Bu konuda çok sayıda STK, sendika, meslek birliği, aydın, yazar, kanaat önderleriyle görüşmeler yaptık. HDP olarak demokrasi adına, demokratik hak ve özgürlükler adına, Türkiye’de demokrasi adalet özgürlük ve barış mücadelesinin güçlenmesi için kimi yerlerde fedakarlık yapmak konusunda bir karar aldık” dedi.

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

XS
SM
MD
LG