Erişilebilirlik

HDP: ‘Türkiye’de Seçilmişlere Baskı Uygulanıyor’


Türkiye’de parlamentoda en fazla koltuğa sahip üçüncü siyasi parti konumundaki HDP, tutuklu milletvekilleri ve belediyelere kayyım atanması nedeniyle “Türkiye’de seçilmişlere yönelik baskı” uygulandığını belirterek, hem TBMM’de hem de Anayasa Mahkemesi önünde protesto gösterisi düzenledi.

HDP milletvekilleri, yaklaşık bir yıl önce, 4 Kasım 2016’da başta eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ olmak üzere siyasetçilere yönelik gözaltı ve ardından tutuklama kararları alınmasına bir kez daha tepki gösterdi. HDP Grubu, önce Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ellerinde tutuklu milletvekili fotoğraflarıyla yaşananları eleştirdi. HDP Grubu, Adalet Bakanlığı’nın yazılı talimatıyla Demirtaş’ın hiçbir şekilde duruşmalara getirilmeyip cezaevinde tutulması için mahkemelere baskı uygulandığını, yani yargıya siyasi talimat verildiğini savundu. HDP, söz konusu gizli ibareli resmi yazıyı Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu eliyle TBMM Genel Kurulu’ndan da kamuoyuyla paylaştı.

HDP ayrıca, tutuklu milletvekilleriyle ilgili yargı süreçlerine dair tüm bilgileri içeren yazılı rapor yayımladı. Raporda, Kürt sorununun çözüm sürecinde Dolmabahçe Mutabakatı aşamasına gelinmesine karşın sonrasında AKP’nin vazgeçtiği ifade edilerek, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonrasında Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeler sıralandı.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, AYM önündeki açıklamasında, Kürt sorunu konusunda "çözüm masasının devrilmesinin" ardından Türkiye’de son 2,5 yıldır "şiddet sürecinin" yanı sıra "askeri ve sivil darbeler" yaşandığını söyledi. Yıldırım, “Geçen yıl 4 Kasım’da da HDP şahsında Türkiye’nin sivil demokratik meşru siyasetine darbe yapıldı. Belediyelere kayyım atanması da 80 milyonu mağdur eden askeri darbe girişimi nedeniyle ilan edilen OHAL kapsamında yapıldı. Öyle bir noktaya gelindi ki siyasi iktidar, cihaza bağlı hasta gibi OHAL ve KHK’lara bağlı yaşıyor. Türkiye’de biraz hukukun üstünlüğü, biraz demokratik siyaset egemen hale gelirse kendisine iktidar şansı bulamayacağını iyi biliyor. 4 Kasım 2016 günü partimiz şahsında ülkedeki toplumsal yaşam sivil darbeyle hedef alındı. Oysa o gün hedef partimiz gibi gözükse de aslında hedef alınan demokratik ve sivil siyaset, anayasal düzen, hukukun üstünlüğü idi” dedi.

Demirtaş başta olmak üzere tutuklu milletvekillerini duruşmalara çıkarmamak için hukuksuzluk yapıldığını savunan Yıldırım, “Demirtaş öncesinde siyasetiyle AKP’nin korkusu iken şimdi tutuklu olmasına rağmen gösterdiği duruşuyla, üretimiyle Saray’ın kabusu haline gelmiştir. Adalet Bakanı yani siyasetçi imzasıyla HDP Eş Genel Başkanımız Demirtaş’ın terör örgütü üyesi ve militanı olduğu gerekçesiyle tutuklu olduğu ve duruşmalara getirilmemesi gerektiği talimatı veriliyor. Biz de uluslararası ve Türkiye kamuoyuna bunun siyasi yargılama olduğunu anlatmaktayız. Şimdi artık elimizde Adalet Bakanlığı’nın mahkemelere yazılı talimatı da kanıt olarak mevcut” diye konuştu.

TBMM’de ise, HDP Grubu önce ellerinde tutuklu milletvekilleri fotoğraflarıyla birlikte TBMM Başkanlık makamı önünden geçerek protesto yürüyüşü düzenledi. Yürüyüşe polisin herhangi bir müdahalesi olmadı. Daha sonra vekiller TBMM Basın Kapısı önüne geldi ve burada HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu açıklama yaptı. Kerestecioğlu, “Biliyorsunuz burada fotoğraflarını taşıdığımız arkadaşlar, 4 Kasım 2016 darbesiyle tutuklanan arkadaşlarımız. Dolayısıyla milletvekillerimiz ile ilgili hukuksuz ve planlı bir operasyonla tutuklamasının yıldönümündeyiz. Geçen yıl 4 Kasım’dan bugüne, eş başkanlarımız dahil 15 milletvekilimiz tutuklandı. 9 milletvekilimiz halen cezaevinde. Bu süreçte, 27 milletvekilimiz ki bazıları birden fazla olmak üzere gözaltına alındı. Sadece tutuklu milletvekilleri cezaevindeyken 309 duruşma yapıldı. Ülke bir milletvekili hapishanesine dönüştü. Bir ülkede muhalefet nereden çıkar? Parlamentodan, gazetecilerden, akademisyen, sivil toplumdan ve kadınlardan çıkar. Şimdi kimler yargılanıyor diye baktığınızda milletvekilleri, gazeteciler, akademisyenler tutuklu” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Temmuz 2015’te “dokunulmazlıklar kaldırılmalı ve bedelini ödemeliler” açıklamasını anımsatan Kerestecioğlu, bu açıklama öncesinde TBMM’ye gönderilmiş 182 fezleke varken sonrasında 10 ay içerisinde 328 fezleke hazırlanarak toplam sayı 510 fezlekeye ulaştığını belirtti. Kerestecioğlu, Türkiye’ye maliyeti çok ağır olmakla birlikte yargının talimatla çalıştığını öne sürerek, bu nedenle de sabah Anayasa Mahkemesi önünden çağrıda bulunduklarını anlattı.

Kerestecioğlu, ayrıca son günlerde AKP’li belediye başkanlarındaki istifa dalgasını da, “HDP üzerinden başlayan demokrasiye karşı yapılan sivil darbedeki yeni aşama” olarak yorumladı.

Anayasa hukukçusu kimliğiyle de tanınan HDP’li Mithat Sancar da, Anayasa Mahkemesi’nin kendi içtihatlarını adeta inkar ettiğini belirterek, milletvekili tutukluluğuna bir an önce son verilmesi gerektiğini ifade etti.

Belediyelerde durum nedir?

Bu arada HDP, Kürt siyasi hareketi temsilcisi boyutuyla TBMM’de bulunurken; yerelde Kürt siyaseti açısından Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) temsiliyeti söz konusu. OHAL gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı’nın bugüne değin kayyım ataması yaptığı DBP’li belediye sayısı ise 94’e ulaştı. Bunun 10’u il, 72’si ilçe ve 12’si belde belediyesi.

Kayyım yönetimine devredilen, dolayısıyla seçilmiş belediye başkanları görevden alınmış olan yerel yönetimlerde siyasetçiler hakkında tutuklama da yapıldı. Söz konusu DBP’li belediye başkanlarından 60’ının tutuklu yargılama süreçleri devam ederken; bunlardan 11’i hakkında da tutuklama hükmü verildi. Toplamda 71 belediye eş başkanı cezaevinde bulunuyor.

XS
SM
MD
LG