Erişilebilirlik

Halkların Demokrasi Partisi, Haziran'da yapılacak genel seçimlere bağımsız adaylar yerine parti olarak katılacağını açıkladı. HDP yüzde 10 barajını aşamazsa AKP'nin TBMM'de anayasayı değiştirmeye yetecek ve başkanlık sisteminin önünü açacak çoğunluğu elde etmesi mümkün olabilir

Halkların Demokrasi Partisi, Haziran ayında yapılacak genel seçimlere bağımsız adaylarla katılmak yerine parti olarak katılacağını açıkladı. Ancak HDP yüzde 10 barajını aşamazsa Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anayasayı değiştirmeye yetecek ve başkanlık sisteminin önünü açacak çoğunluğu elde etmesi mümkün olabilir.

1980 askeri darbesinden sonra getirilen yüzde 10‘luk seçim barajı kuralı, yıllar süren zayıf koalisyon hükümetlerinin ülkeyi yönetmesi üzerine siyasi istikrar sağlamak amacıyla getirilmişti.

Ancak gözlemcilere göre yüzde 10‘luk seçim barajının amacı, Türkiye’deki Kürt azınlığı meclisten uzak tutmaktı. Kürt siyasetçiler meclise girebilmek için şimdiye kadar bağımsız aday olarak seçimlere katılıyordu.

Ancak Halkların Demokrasi Partisi Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, adaylarının, Haziran ayında yapılacak genel seçimlere parti olarak katılacaklarını açıkladı.

Milliyet gazetesi yazarı Kadri Gürsel, HDP’nin attığı bu adımın Türk siyasi sistemini zorlayacağını söylüyor:

”Yüzde 10‘luk seçim barajı, darbeci generaller tarafından getirilmişti. Şimdi bu sistem, meclisin istikrarı açısından Türk siyasi sistemini zora sokacak.”

HDP lideri Demirtaş, Türk seçmenlere demokrasi ve çoğulculuk söylemiyle hitap ederek geçtiğimiz Ağustos ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neredeyse oyların yüzde 10’a yakınını toplamayı başarmıştı.

Ancak aynı başarıyı parti olarak yakalamak daha zor.

Yapılan kamuoyu yoklamalarından sadece biri, HDP’nin yüzde 10 barajını geçebileceğini gösteriyor. HDP’nin meclise girmeyi başaramaması durumunda partinin alacağı tüm oylar, iktidar partisi AKP’ye geçecek.

İstanbul Süleyman Şah Üniversitesi’nden siyaset bilimci Cengiz Aktar, böyle bir senaryonun çok ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor:

”Bu çok riskli bir durum çünkü HDP meclise giremezse AKP, anayasayı değiştirmek için gereken 330 sandalyeye erişebilir. Böylece Türkiye’nin Rusya gibi bir başkanlık sistemine geçişinin önünü açılır. Bu da Türkiye’nin çok hızlı bir biçimde totaliter bir rejim haline gelmesine neden olur.”

Muhalefetteki partiler, HDP’nin seçimlere parti olarak girme kararını eleştiriyor.

Cengiz Aktar, bu kararın arkasında yatan niyetle ilgili bazı şüpheler doğduğunu savunuyor:

”Ulusalcılar, bu kararı Kürt hareketi ve AKP arasında yapılan gizli bir anlaşma olarak görüyor. Kürtler’in dolaylı olarak başkanlık seçimini AKP’ye verip karşılığında daha geniş özerklik ya da bağımsızlık alma niyetinde olabileceğini düşünüyorlar. HDP, ulusalcıların bu şüphelerini giderecek tatmin edici bir açıklama yapmadı.”

HDP lideri Demirtaş şimdiye kadar bu suçlamaları reddetti. Ancak bu şüpheleri arttıran bir başka gelişmeyse AKP hükümetinin Abdullah Öcalan’la barış görüşmeleri yapmaya devam etmesi.

Köşe yazarı Kadri Gürsel, HDP’nin seçimlere parti olarak girmesinin akıllıca bir siyasi stratejiye dayandığı görüşünde:

”Kürtler, sonuç ne olursa olsun kazanç elde edeceklerini düşünüyor. Yüzde 10 barajını aşmak ve mecliste 70‘den fazla sandalye elde etmek HDP için büyük başarı olur. Eğer kaybederler ve mecliste temsil hakkı elde edemezlerse Kürtler arasında sosyal hareketlilik başlatacaklar ve tüm dünyanın Kürtler’in Türkiye’den ayrılmasını tanımasını sağlayacaklar.”

HDP’nin meclise girememesinin seçimlerin meşruluğuna gölge düşüreceği ve Kürtler’i, tıpkı Suriye’de olduğu gibi, kendi yollarında ilerlemeye iteceğine dair tahminler, Türk medyasında sık sık dile getiriliyor.

XS
SM
MD
LG