Erişilebilirlik

HDP: “Savcılık Hukuksuzlukta Israrcı”


Arşiv foto - HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP aleyhinde 7 Haziran’da sunduğu iddianame çerçevesince Anayasa Mahkemesi’nde devam eden parti kapatma davasına ilişkin esas hakkındaki görüşünü (mütalaa) tamamladı.

Başsavcılık, dünkü basın açıklamasında, “HDP'nin temelli kapatılması talebiyle açılan davaya ilişkin olarak özetle, davalı partinin ön savunmasında belirtilen itiraz ve taleplerin reddi, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği anlaşılan HDP'nin temelli kapatılması, partinin kapatılmasına beyan, faaliyet ve eylemleriyle neden olan iddianamemizde açık kimlik ve üyelik bilgileri ile partideki görevleri belirtilen kişilerin temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka siyasi partinin kurucusu, yöneticisi, deneticisi ve üyesi olamayacaklarına karar verilmesi istemlerini içeren esas hakkındaki görüşümüz Anayasa Mahkemesi’ne sunulmuştur” ifadelerini kullandı.

Başsavcı Şahin, özetle mütalaasında iddianamedeki görüşlerini, HDP’nin kapatılması ve 451 siyasetçi için siyasi yasak talebini tekrarlayarak, Anayasa Mahkemesi’nden parti aleyhine karar verilmesini istedi.

HDP tarafından 5 Kasım’da sunulan yazılı ön savunmasındaki görüşlere yönelik değerlendirmeler ve yanıtlar içermesi gereken savcılık mütaalası parti cephesinde iddianame gibi “hukuki değil siyasi” olarak yorumlandı.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, savcılık makamının hukuki yargılama süreci yürütmediğini ifade etti.

Başsavcı Şahin’in HDP aleyhine açtığı parti kapatma davasıyla ilgili “Biz elimizden geleni yaptık” ifadesini anımsatan Dede, “Kendisi görev almış bir emir eri niteliğinde bir açıklamaya imza atmıştı. Dolayısıyla bağımsız yargı mensubu gibi değil görevli er gibi iddianame ve mütalaa sunuluyor” ifadesini kullandı.

843 sayfalık iddianamenin 751 sayfasında 451 siyasetçiye ilişkin suçlamalara yer verildiğini vurgulayan Dede, “Savcılık makamı hukuksuzlukta ısrar ediyor. Savcılık mütaalası verilmesi öncesinde Anayasa Mahkemesi’ne haklarında siyasi yasak talep ettiği kişilerce verilecek bireysel savunmaların tümüyle ulaşmasının beklenmesi gerekiyordu. Başsavcılık ceza hukuku kapsamında suçlamalar yönelttiği için kapatma davasındaki mevcut süreçte Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMUK) uygulanması söz konusu. CMUK hükümleri uyarınca kişilere iddianamedeki delilleri tartışma hakkı ve lehlerindeki delilleri sunma hakkı tanınması gerekirken ve savcı kişilerce yapılan savunmayı gördükten sonra o savunmalara ilişkin değerlendirme yaparak mütalaa vermesi gerekirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu savunmaları görmemişken esas hakkında mütaalasını sundu” dedi.

Başsavcılık’ın tutumu olası AİHM başvurusu gerekçesi mi?

Başsavcılığın esas hakkında mütalaa sunumu için 451 siyasetçinin savunmasını beklememe tutumunu Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak son savunmada vurgulayacaklarını işaret eden HDP’li Dede, savcılıkça HDP’nin parti olarak sunduğu ön savunmanın ardından bireysel savunmaları beklenmemesinin, buna rağmen mütalaada 451 kişi için siyasi yasak talep edilmesinin hukuki olmadığını söyledi. Dede, “Bu durumu adil yargılama hakkı ihlali ve savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendiriyoruz” açıklaması yaptı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede’nin vurguladığı Başsavcılık tutumu, Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak parti savunmasında “savcılık talebini ret” kararı alınması için gerekçe oluşturabilir. Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatma ve siyasi yasak kararları vermesi durumunda ise, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılacak başvuruda “adil yargılanma hakkı ihlali”, “savunma hakkı kısıtlaması” gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Türkiye tarafından ihlal edilmesi örneğini oluşturacak.

“Kapatma kararı beklemiyoruz”

Dede, “Savunma tarafınca iddianameye karşı görüşleri, yeni delilleri ve itirazları tümüyle görmezden gelme tutumunu diğer yargılama süreçlerinde karşılaştığımız üzere diğer savcılık makamları gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da sürdürdüğünü görüyoruz. Partimize ve partililerimize yönelik hazırlanan diğer iddianameler gibi yoktan delil üretmeye, kamuoyunda algı oluşturmaya dönük bir iddianame ve mütalaa ile karşı karşıyayız. Oysa Anayasa Mahkemesi’nin ilk iddianameyi ret kararında ‘lehte deliller toplanması eksikliği’ olduğu belirtilmişti. İkinci iddianame de aynı şekilde eksik olduğu halde kabul edildi ve dava süreci başladı. Ancak 7 Haziran’da sunulmuş olan ikinci iddianame de HDP’nin kapatılması için suç odağı haline geldiğini delillendirmekten uzak. HDP olarak ilk savunmalarımızda hukuki dayanaklarımızı açık şekilde ifade ettiğimiz üzere hukuken başsavcılık taleplerini Anayasa Mahkemesi’nin neden tümüyle reddetmesi gerektiğini açıklayacağız” diye konuştu.

HDP’yle dayanışma içerisindeki akademisyen ve hukukçular ile birlikte savunma hazırlama sürecini yönettiklerini belirten Dede, Başsavcılık’ın mütaalası kendilerine resmi olarak tebliğ edildikten sonra 1 aylık savunma süresi bulunduğunu işaret etti.

Anayasa Mahkemesi’nin normal koşullarda bir aylık ön savunma süresi için ek süre talebini daha önce kabul ettiğini anımsatan Dede, “Mütaalayı gördükten sonra 1 ay içerisinde hazırlayabilmemiz durumunda ek süre talep etmeyebiliriz ama dosya hacmi nedeniyle belki yeniden kendi içimizde yapacağımız değerlendirmeye bağlı olarak ek süre talep edebiliriz. Sonuçta ise hem siyasetçi hem hukukçu kimliğimle kapatma kararı beklemiyoruz. Özellikle de hukukçu kimliğim ağır basarak ifade etmeliyim ki savcılıkça yeni deliller ileri sürülmediğini ve dolayısıyla böylesi bir iddianameyle kapatma kararı çıkmayacağını düşünüyoruz. AYM’nin bugünkü üyelerinden hiçbirisi geçmişteki kapatma kararı imzacılarından birisi değil. Dolayısıyla AYM Heyeti’nce AİHM ile uyumlu karar alınmasını bekliyoruz. Hukuken HDP’ye ilişkin bir kapatma kararı verilmesi mümkün değil” dedi.

HDP’nin, siyaset sahnesine çıktığı günden bu yana Türkiye demokrasisini ileriye taşıma amaçlı bir yapı olduğunu söyleyen Dede, “Bütün baskılara rağmen halkın desteğini alan bir muhalefet partisinden söz ediyoruz. Meclis’te ikinci büyük muhalefet partisiyiz. Demokrasi açısından kapatma kararı verilmemesi gerektiğini düşünüyoruz” görüşünü aktardı.

Gelecek süreçte sözlü savunmalar da yapılacak, takvimi AYM belirleyecek
HDP’li Ümit Dede’nin işaret ettiği üzere Başsavcılık’ın resmi tebliğ ile esas hakkında mütalaası partiye iletildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne yazılı son savunma sunulması için 1 aylık süre işlemeye başlayacak. Bu arada HDP eğer isterse ek süre talebinde bulunabilecek. Anayasa Mahkemesi’nin bu olası ek süre talebini kabul edip etmemesine bağlı olarak süre işleyecek.

Yazılı parti savunması sunulduktan sonra Anayasa Mahkemesi, hem Başsavcı Bekir Şahin’in bizzat sözlü şekilde mahkemeye iddialarını açıklaması için tarih belirleyecek hem de HDP’lilerce iddialara sözlü yanıt verilmesi için takvimi açıklayacak.

Bütün bu aşamalarda yeniden ek süre talep edilmesi de mümkün olduğu için süreç mahkemece şekillendirilecek.

İddia makamı ve savunma tarafıyla ilgili sözlü sunumlar da tamamlandıktan sonra Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Rapor hazırlığı sırasında da taraflarca ek yazılı bilgi de sunulabilecek.

Ancak rapor bittiğinde ve AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın karar gününü belirlemesiyle birlikte artık karar aşamasına geçilecek. AYM üyeleri, ilan edilmiş karar gününde HDP’nin kapatılması ve siyasi yasaklar taleplerini esastan görüşecek. Bu karar görüşmesi normal koşullarda aynı gün içerisinde sonuçlanacak. Ancak AYM üyeleri isterse görüşme sürecini birkaç güne yaygınlaştırma veya erteleme kararı da alabilecek.

Kapatma veya siyasi yasak kararı alınması için 15 üyeden 10’unun oy çokluğuyla karar verilmesi yeterli kabul edilecek.

Karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye, siyasetçilere tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Haklarında siyasi yasak kararı kabul edilmiş kişiler ise, kararın Resmi Gazete’de gerekçeli yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka parti bünyesinde kurucu, üye, yönetici ve denetimci olamayacak.

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

XS
SM
MD
LG