Erişilebilirlik

Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimi, Diyarbakır’da düzenlediği basın toplantısıyla, Kürt sorununun çözümü için hazırlanan manifestosunu açıkladı. Basın toplantısına mevcut milletvekilleriyle adaylar ve partililer katıldı.

Kürt sorunu manifestosunu okuyan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Türkiye’deki birçok sorunun kaynağında Kürt sorunu olduğunu söyledi. Buldan, “Sistemi bu haliyle yürütmek isteyen her iktidarın başvurduğu tek yol, Kürt sorununu derinleştirmekten geçmiştir. Bu yönelim ve tercih kendi açmazını da yaratmıştır: Kürt sorunu derinleştikçe sistem tıkanmış, kaos hali yaşanmaya başlamıştır. Varlığını Kürt inkarı üzerinden bina eden her siyasi düşünce de eninde sonunda siyaset sahnesinde yok olmuştur. Bunun Türkiye siyasi tarihinde sayısız örneği bulunmaktadır. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’deki demokrasi sorunu başta olmak hiç bir temel sorunun çözülmeyeceği açıktır. Sadece son bir kaç yılda yaşadıklarımız bile bunu kanıtlamaktadır” dedi.

HDP Manifestosunu Açıkladı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:02:23 0:00

HDP’nin önceki yıllarda sıkça dile getirdiği özerkliği bir süre önce açıkladığı seçim manifestosuna almaması, birçok çevre tarafından eleştirilmişti. Ancak Kürt sorunu manifestosunda çözüm yöntemi olarak, “statü” gösterildi.

Buldan, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı çözüm önerisi olarak sunduğu konuşmasında şunları söyledi: “Tarihten günümüze kadar devam eden Kürt sorunu bir statü sorunudur. Kürtlerin statü talebi bölücülük değil, toplumsal barış ve ortak yaşam için gerekli ve kaçınılmazdır. Talep edilen, üniter devlet yapısı içinde, Kürtler’in kendi karar mekanizmalarını oluşturmasıdır. Yerel ve yerinden yönetim talebi bu anlamda sorunu çözecek temel ve başat taleplerden biridir. Bu model dünyanın değişik yerlerinde uygulanan, merkezileşmeyi ve tekleşmeyi önleyen demokratik bir modeldir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı da bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Partimiz Türkiye’nin 1992 yılında imzaladığı bu şartın çekincelerini de ortadan kaldırılarak hayata geçirilmesini savunmaktadır. HDP programında bu durum açık ve net bir biçimde yer almaktadır. Bunun gerçekleşmesi için ise tekçi, inkarcı anayasanın değişmesi birinci önceliktir. “

Manifestoda sorunlara önerilen bazı çözümler ise şöyle izah edildi:

  • OHAL kaldırılacak ve OHAL’e dayanılarak kayyum atanan belediye eş başkanları derhal görevlerine iade edilecektir.
  • OHAL ve KHK’lerle bölgede kapatılan pek çok sivil toplum örgütü ve anadilde yayın yapan medya organları yeniden açılacak ve tüm mal varlıkları iade edilecektir.
  • Hasta mahpusların derhal serbest bırakılmasını sağlanacaktır.
  • Tarihte Kürtler’in de arasında olduğu halklara ve inançlara karşı yapılan soykırım ve katliamlar karşısında, bu halklardan devlet adına özür dilenmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır.
  • Kentten köye geri dönüşü teşvik edilecek, dönüş yapanların üretime katılmaları için maddi destek sunulacaktır.
  • Koruculuk sistemi lağvedilecek suça karışan korucular yargılanacaktır.
  • HDP, Kürdistan gerçekliğine uygun olarak ortak vatan, demokratik anayasa kapsamında bu hakikatin yasal statü temelinde kabul görmesi için mücadele eder.
  • Eğitimin bütün kademelerinde anadilde eğitim görülecektir.

Peki, HDP seçmeni bu manifestoya nasıl bakıyor? Amerika’nın Sesi’ne konuşan partililerden Necdet Erkek, “Gayet güzeldi. Bizim isteğimiz, biz bu söylenenlerin tamamının, bazılarının değil tamamının, halkımızı beynine yerleştirsin, aklımızda tutalım” dedi.

İsmini söylemeyen kadın seçmen ise şöyle konuştu: “Allah’ın izniyle barış istiyoruz, barış istiyoruz… Başkanımızın adı Selahattin yani sulh anlamında. Peygamberin kavliyle barış getirir inşallah. Anneler oğullarına kavuşur, cezaevlerindeki zincirler kırılır annelerin gözyaşı diner. Askerin annesi ağlamasın, polisin annesi ağlamasın, kimsenin annesi ağlamasın. Biz bunu istiyoruz”

XS
SM
MD
LG