Erişilebilirlik

HDP tutuklu siyasetçilere dikkat çekmek amacıyla İstanbul’da başlatıp Van, Diyarbakır gibi illerde sürdürdüğü “Vicdan ve Adalet Nöbeti” protestosunu Ankara’ya taşıdı. HDP, Türkiye’deki en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi önünde nöbet tutarak vicdanlara adalet çağrısında bulunuyor.

HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, “Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras onurlu bir barış ve demokratik bir rejim olabilir. Çatışmanın, kavganın hakim olduğu bir coğrafyada iktidara alkış tutanlar, bunun semeresini çocuklarınız, çocuklarımız yaşayacak. Yol yakınken hep birlikte adalet çağrısına kulak verelim” diyerek nöbet tutmaktaki amaçlarını açıkladı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 307 gün önce tutuklandığını hatırlatan Baydemir, ardından Eş Başkan Figen Yüksekdağ ile birlikte milletvekilleri hakkında tutuklama kararları alındığını hatırlattı. HDP milletvekilleri ve siyasetçileriyle ilgili Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) hükümlerine göre yargılama yapılmadığını vurgulayan Baydemir, “CMK’ya göre her tutuklunun ayda bir mahkeme tarafından resen tutukluluk halinin gözden geçirilmesi ve kararlaşması gerekiyor. En son 22 Haziran’da bu gerçekleşti. Sonraki aylarda böyle bir prosedürü yerine getirme zahmetine dahi katlanılmıyor. AYM etkin ve hızlı işleyen bir mekanizmayı harekete geçirmiş olsaydı, makul bir sürede kararını açıklamış olsaydı bu hukuksuzluklar da olmayacaktı” dedi.

Türkiye’de şu anda adil yargı olmadığını söyleyen Baydemir, “Dünyanın başka hangi ülkesinde 11 muhalefet milletvekili cezaevinde? Bu bir yalan, bu bir yargılama değil. 307 gündür Selahattin Demirtaş’ı tutuklayan mahkeme, neden duruşma başlatmıyor. 307 gündür daha dosyası görüşülmedi. İddianame hazırlandı, dosya güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya gönderildi. Siyasi otorite baskısını sürdürdü ve hala duruşma tarihi verilmedi. Eğer bir yargılama ciheti olsaydı şu ana kadar duruşma gerçekleşirdi” diye konuştu.

Yargı işlemezse hayatın her alanında hukuksuzlukla hareket edileceğini kaydeden Baydemir, “Dünyanın hangi ülkesinde hukuk muktedirin, güçlünün sopası haline dönüşmüşse o toplumun yakın geleceği yıkım olmuştur. Bakın Esad’ın Suriye’sine, Hitler’in Almanya’sına, Mussolini’nin İtalya’sına... Bütün bunlar derstir. Biz burada bulunuyoruz ki bütün bunlar olmasın diye” ifadelerini kullandı.

Dünkü adli yıl açılışında Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in “Yargıya olan güven sarsıldı” sözüne dikkat çeken Baydemir, bunun muhalefetten kaynaklanmadığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte “AYM kararına saygı duymuyorum” dediğini hatırlattı.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise, AYM Başkanı Zühtü Arslan’la Salı günü yaptıkları 1 saat 40 dakikalık görüşme sonrasında daha şimdiden Anayasa Mahkemesi’nden olumsuz karar bekliyor. “AYM Başkanı’ndan kararı hemen açıklamalarını bekliyoruz” diyen Yıldırım, AYM Başkanı Arslan’ın, Selahattin Demirtaş ve HDP’li tutuklu milletvekilleri hakkındaki bireysel başvuruları sıradan işlemler gibi yorumladığını dile getirdi.

Prof. Dr. Sancar: “AYM adalet kavramına darbe vuruyor”

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan anayasa hukuku ve siyaset bilimi uzmanı, Prof. Dr. Mithat Sancar, “Türkiye’de şu anda her alanda adaletsizlik egemen olduğu için vicdan ve adalet talebinde bulunduklarını” söyledi.

AYM önünde nöbet tutanlar arasında yer alan HDP Mardin Milletvekili Sancar, “siyasette, ekonomide her alanda adaletsizlikler artık çok ağırlaştığı için ülkede her konuda haksızlıklar yaşandığını” söyledi. Türkiye’de olağanüstü hal (OHAL) uygulamasına geçilmesiyle birlikte bütün bunlara ek olarak “keyfilik” de yaşandığını belirten Sancar, “Artık insanlarımız için günlük hayatlarında hissettikleri acil bir ihtiyaç haline geldi adalet kavramı. Bu nedenle adalet talebini yükseltiyoruz” dedi.

Adaletin geniş kapsamlı bir kavram olmasına karşın en çok yargı alanında somutlaştığını söyleyen Sancar, yargı kurumlarından adalet beklendiğini, keyfiliği engellenmeleri ve insan hakları normlarına karar vermeleri öngörüldüğünü dile getirdi.

En somut adalet beklentisi olarak Anayasa Mahkemesi’nden de karar beklediklerini kaydeden Sancar, “Tutuklu vekillerimizle ilgili dosyaları bir an önce karara bağlamasını bekliyoruz. Aslında Anayasa Mahkemesi’nin yapması gereken son derece basitti. Bundan birkaç yıl önce Mustafa Balbay-Mehmet Haberal Dosyası’nda bir karar vermişti. O karar oldukça ayrıntılı, 140 paragrafta gerekçeleri sıralanmış oturaklı bir karardı. Sonuç şuydu, ‘Milletvekilleri tutuklu yargılamaz’. Eğer Anayasa Mahkemesi, bu kararına uygun davransaydı bizim eş başkanlarımız ve milletvekillerimiz içeride olmayacaklardı. Anayasa Mahkemesi’nin, çağdaş ülkelerde olduğu gibi demokratik siyaseti kollayan işlevi olmalı ama şu anda Mahkememiz çağdaş hukuk devleti organı olma vasfını kaybetmiştir. Kendi içtihadını inkar etmektedir. Siyasi iktidara gönüllü olarak ya da korkudan boyun eğmektedir. Mahkeme bu tutumuyla adalet kavramına ve hukuk devleti ilkelerine en ağır darbeyi vurmaktadır” dedi.

XS
SM
MD
LG