Erişilebilirlik

21 Haziran Amerikan Basınından Özetler


21 Haziran Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:02:08 0:00

Amerikan basını, Başkan Trump'ın, Amerika'ya ait bir askeri insansız hava aracını düşüren İran'a askeri saldırıyla karşılık vermeyi onaylaması ancak iki ülke arasındaki tansiyonun yükselmesinden sonra saldırıdan vazgeçmesiyle ilgili ayrıntılara geniş yer ayırıyor.

New York Times, Beyaz Saray'da Kongre liderleri, ulusal güvenlik yetkilileri ve Trump Yönetimi'nin üst düzey yetkilileri arasında yapılan yoğun görüşme ve tartışmalardan sonra askeri yetkililer ve diplomatların Washington'da yerel saatle 19:00'a kadar bir saldırı beklediklerini yazıyor. Yetkililer, Başkan Trump'ın İran'ın radar ve füze bataryaları gibi bazı hedeflerine yönelik saldırılara önce onay verdiğini, ancak operasyonun erken safhalarda iptal edildiğini söyledi. Ani iptal kararı, Trump'ın 2017 ve 2018'de Suriye'deki hedeflere yönelik askeri saldırılardan sonra Ortadoğu'da üçüncü kez bir askeri eylemde bulunmasını engellemiş oldu. Trump'ın İran'a saldırı konusunda sadece fikir mi değiştirdiği, yoksa stratejik ya da lojistik unsurlar nedeniyle mi yön değiştirdiği bilinmiyor. Saldırıların her şeye rağmen düzenlenip düzenlenmeyeceği de net değil. İran'a misilleme planı, Amerika'ya ait 130 milyon dolarlık gözetim aracının dün sabah İran'ın Umman Körfezi kıyısından karadan havaya füze atışıyla düşürülmesi üzerine yapılmıştı. Amerika'nın askeri karşılığını ise İranlı asker ve sivillere yönelik riski en aza indirgemek için bu sabah şafak vaktinden önce vermesi planlanıyordu. Trump'ın ulusal güvenlik danışmanları ise gazeteye göre İran'a askeri yanıt verip vermeme konusunda görüş ayrılığı yaşıyor.

New York Times bugün ayrıca Hong Kong ve Çin arasında suçluların yargılanmak için Çin'e iade edilmesini öngören yasa tasarısı nedeniyle çıkan anlaşmazlıkla ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, Hong Kong'un Uzakdoğu'nun finans merkezi olma statüsünü Singapur'a kaptırmak istemeyen iş çevrelerinin tasarıya karşı ne zaman ve nasıl harekete geçme konusunda çelişki yaşadıklarını yazıyor. Habere göre Hong Kong'lu iş adamları, suçlu iadesi tasarısının, kendilerini Pekin Hükümeti'nin otoriter koluna teslim edeceği korkusu taşıyor. Çin'in küresel arenadaki yükselişi Hong Kong'u da zenginleştirirken bir yandan da Pekin'in Hong Kong'un iç işlerine karışmaya başlaması anlamına geliyor. Pekin'in otoriterleşmesi Hong Kong'un geleceğin küresel ticaret merkezi olmasının önünde engel oluştururken iş çevreleri, muhalefete tolerans göstermeyen Çin Hükümeti'ne direnmekten korkuyor. Hong Kong'lu iş adamlarının Pekin'e karşı tavır sergilemesinde dış etkenlerin de rol oynadığı görülüyor. Bunların başında Amerika'nın Hong Kong'a ticaret konusunda tanıdığı özel statüyü geri çekme tehdidi geliyor.

Wall Street Journal ise Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ve Kuzey Kore lideri Kim Jong Un arasında yapılan görüşmenin ayrıntılarını aktarıyor. Gazete, Başkan Trump'a karşı ellerini güçlendirmeye çalışan iki liderin birlik ve beraberlik imajı sergilediğini yazıyor. Habere göre Kuzey Kore lideri Kim, Pekin'in uzlaştırıcı güç rolünü pekiştirmek için düzenlenen görüşmede, Amerika'yla uzlaşmaya istekli olduğunun sinyalini verdi. Kim'in iki gün sürecek Kore zirvesinde sarfettiği sözler, Çin lideri Şi'ye, önümüzdeki hafta Japonya'da Trump'la yapacağı görüşme öncesinde faydalı kozlar sağlayabilir. Şi ise bunun karşılığında Kuzey Kore'nin güvenlik ve kalkınma çabalarına destek verme taahhüdünde bulundu. Bu güvence, gazeteye göre Washington'la olan ilişkilerinde Pyongyang'e özgüven aşılayabilir. Gazetenin görüş aldığı Kuzey Kore uzmanı Profesör Wang Sheng, Çin lideri Şi'nin Pyongyang ziyaretinin Çin'in Kore Yarımadası'ndaki nükleer meseleyi çözüme kavuşturmada oynadığı kritik rolün altını çizdiğini kaydediyor. Öte yandan gazete, Şi'nin Kuzey Kore ziyaretinin iki ülke arasında 70 yıldır süregelen diplomatik ilişkileri kutlama amacı taşıdığını da hatırlatıyor.

Washington Post ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde halen devam eden Ebola salgınıyla ilgili son durumu aktarıyor. Gazete, Kongo'daki sağlık yetkililerinin salgının kontrolden çıkmadığından emin olduğunu yazıyor. Ancak Kongo'daki salgının en yoğun olduğu bölgeye yakın olan dört ülke sınırının açık olması ve insanların serbestçe giriş-çıkış yapmaları, sangının yayılma riskini arttırıyor. Örneğin uzmanlar, Ebola'nın nüfusu bir milyondan fazla olan ve Ruanda-Kongo sınırında yer alan Goma'ya sıçraması durumunda her gün iki ülke arasında geçiş yapan 70 bin insanın risk altına gireceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle Goma'da toplu aşı kampanyalarının yanısıra klorlama çalışmaları ve sınırda yolcuların ateş ölçümlerinin yapıldığı bildiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre salgının patlak verdiği Ağustos ayından bu yana Kongo'da 65 milyon sağlık kontrolü yapıldı. Ebola virüsü taşıdığı tespit edilen 2 binden fazla kişinin üçte ikisi hayatını kaybetti. Örgüte göre Kongo'daki salgını tamamen kontrol altına almak en az üç ay sürebilir.

XS
SM
MD
LG