Erişilebilirlik

11 Haziran Amerikan Basınından Özetler


11 Haziran Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:05:07 0:00

New York Times, Başkan Trump’ın, yarın Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’la yapacağı görüşme öncesinde en yakın müttefiklerine Amerika açısından adil olmayan ticari politikalar güttükleri ve güvenlik için yeterince harcama yapmadıkları gerekçesiyle sözlü saldırılarda bulunduğunu bildiriyor. Gazete, Başkan Trump ve en yakın danışmanlarının G7 zirvesinin sonundaki bildirgeye imza atmayı reddettikten bir gün sonra başta Kanada Başbakanı Justin Trudeau olmak üzere Batılı liderlere yönelik sözlü saldırıya geçtiğini yazıyor. Habere göre bu durum, Trump’ın başkanlık koltuğuna oturduğundan bu yana uluslararası arenada gerçekleştireceği en önemli icraat olan Kim görüşmesi öncesinde Amerika’yı ortaklarından uzaklaştırdı ve Amerika’yla müttefikleri arasında bir diplomasi krizinin patlak vermesine yol açtı. Singapur’a Batı ittifakından tecrit edilmiş bir şekilde varan Trump’ın saldırgan tavırlarının Kim Jong Un tarafından nasıl algılanacağı bilinmiyor. Ancak uzmanlar, Trump ve danışmanlarının müttefiklerine yönelik saldırılarının Singapur’daki zirveye gölge düşürdüğü görüşünde. Habere göre Trump, Kanada’da düzenlenen G7 zirvesinden ayrıldıktan sonra başkanlık uçağı Air Force One’dan bir dizi tweet atmaya başladı. Kanada Başbakanı Trudeau için “zayıf ve dürüstlükten uzak” tanımlaması kullanan Trump’ın baş ekonomi danışmanı Larry Kudlow ise Trudeau için “bizi sırtımızdan bıçakları” ifadesini kullandı ve Trump’ın Kuzey Kore müzakerelerinde hiçbir zafiyet göstermeyeceğini kaydetti. Başkan’ın ticaret danışmanı Peter Navarro ise bir adım daha ileri giderek pazar günü çıktığı Fox News televizyonunda Trudeau’yu kastederek, “Başkan Trump’la kötü niyetli diplomasiye giren yabancı ülke liderleri için cehennemde ayrı bir yer var,” dedi.

New York Times’da yer alan bir başka ana sayfa haberiyse Amerika’nın özellikle müttefikleriyle olan ticari ilişkileriyle ilgili. Gazete, Trump’ın Amerikan mallarına uygulanan gümrük tarifelerinin “çok saçma ve kabul edilemez” olduğunu ve Amerika’nın “gelenin geçenin içinden para çaldığı kumbara” muamelesi görmesine son verileceğini söylediğini hatırlatıyor. Ancak gazetenin görüş aldığı George Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Susan Aaronson’a göre küresel ticaret sistemi, bazı sorunları olmasına rağmen Amerika açısından kesinlikle haksız olarak tanımlanamaz. Uzman, küresel ticaretin Amerika’nın hegemonyasında olduğunu, kuralları da, istisnaları da Amerika’nın belirlediğini vurguluyor. Bu kapsamda küresel serbest ticaretin en büyük öncüsü olan Amerika, sınırları açmanın, ekonomik büyümeyi tetikleyen en önemli etken olduğunu savunurdu. 20’inci yüzyılın uluslararası ticaret düzenini kuran Amerika, bazı sektörleri korumak için gümrük tarifeleri uygulasa da serbest ticaretin, kapsayıcı olmanın önünü açtığına inanıyordu. Ancak Trump, ticareti karşılıklı fayda sağlayacak bir ilişki olarak görmüyor. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler verilerine göre Amerika’nın uyguladığı gümrük tarifeleri diğer zengin ve gelişmiş ülkelerle hemen hemen aynı seviyede olmasına rağmen bu gerçeği kabul etmiyor ve Amerika’nın haksızlığa uğradığını savunuyor. Uzmanlarsa bu durumu, Amerika’nın kendi kurduğu küresel ticaret düzenini yine kendi elleriyle yıkmaya çalışması olarak yorumluyor.

Washington Post ise yarın yapılacak Trump-Kim zirvesine odaklanıyor. Gazete, Trump ve Kim’in Capella Otel’in önünde kameraların karşısına geçerek el sıkışacaklarını ve kısa bir tören yürüyüşü gerçekleştireceklerini, daha sonra da sadece tercümanlarının bulunacağı baş başa görüşmeye geçileceğini yazıyor. Habere göre ne kadar süreceği bilinmeyen baş başa görüşmeyi iki tarafın danışmanlarının da katılacağı kapsamlı görüşmeler takip edecek. Uzmanlar, Trump ve Kim’in önce baş başa bir görüşme yapmalarının amacının iki taraf arasında güven tesis etmek, nükleer silahsızlanmanın gerektirdiği teknik ayrıntıları öne çıkarmak yerine küresel arenada adeta bir gösteri sergilemek olduğu görüşünde. Gazete, her iki tarafın da Singapur’dan çıkacak sonuca ilişkin olarak beklentileri düşürdüğünü ve bu ilk görüşmeyi, uzun bir sürecin ilk adımı olarak gördüklerini bildiriyor. Kuzey Kore, bu ilk görüşmede Amerika’dan Kim’i devirmek ya da ülkenin güvenliğini tehdit etmek gibi bir adım atmayacağı garantisi almak, Amerika ise Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırmak istiyor. Hangi isteğin önce yerine getirileceği meselesi ise bu zirvenin nasıl bir havada gerçekleştirileceğini belirleyecek en önemli etken olacak.

Washington Post bugün ayrıca Başkan Trump’ın Singapur’daki görüşmede Kuzey Kore’nin insan hakları ihlallerini de masaya yatırması gerektiğini savunan bir makaleye yer yeriyor. Jackson Diehl imzalı makaleye göre Trump, modern dünyada eşi benzeri bulunmayan bir işkence rejimi olan Kuzey Kore’nin nükleer silahlarıyla birlikte insan hakları sicilini de gündeme getirmeli. Diehl, Trump’ın zirveden bir anlaşmayla ayrılmak için aşırı arzulu olduğunu, bu nedenle insan hakları ihlallerini, işkence, tecavüz ve cinayetleri gündeme getirmeyebileceğini, ancak bunun çok büyük bir hata olacağını yazıyor. Makale şöyle devam ediyor: “Birleşmiş Milletler’in 2014’te yayınladığı rapor dört büyük karargâhta 80 ila 130 bin mahkûmun sadece Nazi kamplarındaki işkencelerle kıyaslanabilecek muamelelere tabi tutulduğunu bildirmişti. Bazı işkence yöntemleri öyle iğrenç ki, midenizin kaldırması mümkün değil. Oysa Trump, bir diktatör olan Kim’in “onurlu” olduğunu söyledi, nükleer silahlarından vazgeçmesi durumunda Kuzey Kore’yi zenginleştirme vaadinde bulundu. Oysa bu o kadar da kolay değil. Kim ve rejimini kendi halkına yönelik bu vahşetten ayrı tutmak imkansız. Bu vahşet olmasa Kim’in varlığını sürdürmesi söz konusu olamaz. Bu işkence kampları var olmaya devam ettiği sürece Kuzey Kore’nin Amerika’yla barış anlaşması yapması, dünyaya açılması nasıl mümkün olur?”

XS
SM
MD
LG