Erişilebilirlik

26 Haziran Amerikan Basınından Özetler


New York Times, internet üzerinden alışverişlerin giderek yaygınlaşmasıyla birlikte perakendecilerin, özellikle Amerika’nın eski sanayi kentlerinde yaşadığı krizi ana sayfasına taşımış. Gazete perakende krizinin, Amerika’nın Kuzeydoğu ve Orta Batı kesimlerinde bir nesil önce çelik sanayiinin altın günlerini yaşadığı, ancak şimdilerde köhnemeye terkedilen kasabalarda baskın olduğunu yazıyor. Habere göre elektronik ticaret sektörü, özellikle küçük kasabalardaki eski perakendecilere yeni iş alanları sunamıyor. Amerika’da kırsal kesimler ve küçük şehirler, perakende sektöründeki iş gücünün yüzde 23‘ünü oluşturuyor. Ancak bu işgücünün sadece yüzde 13’ü elektronik ticarette kendine yer edinmiş durumda. İnternet alışverişinin lideri Amazon’un işlettiği dağıtım merkezleri ve depolarsa genellikle nüfusu 250 binin üzerindeki kentlerde bulunuyor. Gazete, önce imalat sektörünün, şimdiyse perakende sektörünün krize girdiği bölgelerde yaşayan seçmenlerin büyük çoğunluğunun 2016 seçimlerinde Donald Trump’a oy verdiğini hatırlatıyor.

New York Times bugün ayrıca Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Beyaz Saray arasında yaşanan anlaşmazlıklarla ilgili bir habere yer veriyor. Habere göre Bakan Tillerson, Katar ve Suudi Arabistan anlaşmazlığı konusunda Başkan Trump’la zıtlaşıyor. Başkan Trump, önce Twitter’da, sonraysa düzenlediği basın toplantısında tavrını açıkça Suudi Arabistan’dan yana koyarken Tillerson, Katar ve Suudi Arabistan arasında uzlaşı yolu bulunmasını savundu. Trump, Katar’ı ”en üst düzey terör destekçisi” olarak tanımlarken Tillerson liderliğindeki Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’ın terör suçlamalarını Arap ülkeleri arasındaki anlaşmazlıklara bahane olarak kullanıp kullanmadığını sorguluyor. Beyaz Saray’daki kimi yetkililere göre Katar meselesi, aslında Amerika’nın Ortadoğu politikasının kimden sorulduğuyla ilgili çekişmenin bir parçası. Bu çekişme, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Başkan Trump’ın damadı ve Ortadoğu politikası sorumlusu Jared Kushner arasında yaşanıyor. Bazı yetkililerse Tillerson’un Dışişleri Bakanlığı koltuğunda kararlı bir liderlik sergileyemediği için bu gibi anlaşmazlıkların yaşandığı görüşünde. Tillerson’ın Taleban’ın güç kazandığı, Pakistan’da istikrarsızlığın arttığı bir dönemde hala Güney ve Orta Asya’dan sorumlu bir yardımcı atamamış olması, buna bir örnek. Yakınlarına göreyse dünyanın en büyük petrol şirketlerinden birini yıllarca yöneten Tillerson, dışişleri bakanı olmaktan zevk almıyor. ExxonMobil’in başındayken tam yetki sahibi olmaya alışık olan Tillerson, son sözü söyleme konusunda artık Beyaz Saray ve Pentagon gibi başka güç odaklarıyla müzakere etmek durumunda.

Bugün Amerikan Dışişleri Bakanlığı’yla ilgili bir başka ana sayfa haberi de Los Angeles Times’da yer alıyor. Gazete, Dışişleri Bakanlığı’nın şimdiye kadar Amerikan diplomasisinin yabancı ülkelerdeki bir numaralı muhatabı olduğunu, ancak Başkan Trump’la birlikte bu geleneğin değiştiğini yazıyor. Güneydoğu Asya ülkelerinden birinin, adının açıklanmasını istemeyen Washington Büyükelçisi, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda iletişim kuracak kimseyi bulamamaktan yakınıyor. Dışişleri Bakanlığı ayrıca çok sayıda yabancı ülkeye henüz büyükelçi ataması yapmadı. Senato, şimdiye kadar sadece Iowa eyaleti valisi Terry Brandstad’in Çin’e büyükelçi olarak atanmasını onayladı. Beyaz Saray geçtiğimiz cuma günüyse İngiltere Büyükelçiliği’ne Amerikan futbolu takımı New York Jets’in sahibi Woody Johnson’ı aday gösterdi. Diplomatik kanallardaki tıkanıklık, birçok yabancı ülkenin Amerika’ya alışılmışın dışında yollardan erişmesini zorunlu hale getirdi. Örneğin Danimarka Dışişleri Bakanlığı, kısa süre önce ülkenin güzellik kraliçesine, Trump yönetiminde üst düzey tanıdıkları olup olmadığını sordu. Donald Trump, Kainat Güzeli yarışmasının sahibiydi.

XS
SM
MD
LG