Erişilebilirlik

Otizm ile çevre kirliliği arasındaki ilişkiyi araştıran tarihin en kapsamlı araştırmasında, hamileliğinin son dönemlerinde hava kirliliğine maruz kalan bir kadının otistik bir çocuk doğurma riski normal bir kadına göre iki kat daha fazla olduğu savunuluyor

Otizm ile çevre kirliliği arasındaki ilişkiyi araştıran tarihin en kapsamlı araştırmasında, hamileliğinin son dönemlerinde hava kirliliğine maruz kalan bir kadının otistik bir çocuk doğurma riski normal bir kadına göre iki kat daha fazla olduğu savunuluyor.

Amerika çapında 116 bin anne ve çocuklarından toplanan verileri değerlendiren uzmanlar, hamileliklerinin son üç aylık döneminde hava kirliliğine maruz kalan annelerin otistik çocuk sahibi olma riskinin son derece yüksek olduğunu belirledi.

Harvard Üniversitesi uzmanlarından Marc Weisskopf öncülüğünde yürütülen araştırmada, hava kirliliğine maruz kalan kadınların kirliliğin çok daha düşük seviyede olduğu yerlerde yaşayanlara göre iki kat daha fazla risk altında olduğunu belirtiliyor.

“Hamilelikte kirli havadan uzak durun”

Araştırma, kirliliğe maruz kalmada zamanlamanın önemli bir etken olduğunun altı çiziliyor. Uzmanlar, hamile kalmadan önce yüksek derecede hava kirliliğine maruz kalan annelerin çocuklarında otizm riskine rastlanmadığını ve doğumdan sonra hava kirliliğine maruz kalan çocuklarda da otizm oluşma riskinin son derece zayıf olduğu sonucuna varıldığı kaydediliyor.

Epidomiyoloji uzmanı Weisskopf, her ne kadar otizm ve çevre kirliliği arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını belirtse de, araştırmanın hava kirliliğinin oynadığı rolü gösterme adına büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Hamile kadınların hava kirliliğinden kaçınmaları uyarısında bulunan Weisskopf, hamilelik döneminde kirliliğin yoğun olduğu şehirlerden uzak durulması gerektiğini belirtiyor. Sokakta yürümek yada koşmak yerine parkların tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Weisskopf, otizmin çok faktörlü bir hastalık olması nedeniyle bilimin otizme yol açabilecek tüm riskleri tanımlayamadığını söylüyor.

“Son üç ay önemli”

Uzmanlar, otizme çevresel ve genetik etkenlerin yol açtığını düşünüyor. Otizm hastaları adına kurulan Otizm Konuşuyor adlı kuruluşta tıbbi araştırmalardan sorumlu Paul Wang, bu araştırmanın sonuçlarının kendileri için de büyük önem taşıdığını ve hamileliğin son üç ayının bebeğin nörolojik gelişiminin hızlandığı evre olması nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.

Araştırmanın temsil ettiği kuruluşun otizmle ilgili olan temel tavsiyesini değiştirmediğini belirten Wang, çocuklarına otizm teşhisi konulan ailelerin tedaviye önem vermeleri gerektiğini vurguluyor.

Weisskopf, araştırmalarında başta hava kirliliğinde yer alan ve otizm riskini arttıran kimyasal maddeler ile, bebek anne karnındayken otizm teşhisi konulması gibi iki alanda yoğunlaştıklarını belirtiyor.

XS
SM
MD
LG