Erişilebilirlik

Koza-İpek grubuna mahkeme kararıyla kayyum atanmasının ardından, grubun bünyesindeki medya kuruluşlarına yapılan polis baskını ve Bugün TV’nin canlı yayın sırasında kesilmesine, New York merkezli çeşitli uluslararası kuruluşlardan çok sert tepkiler geldi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Gazetecileri Koruma Komitesi( CPJ), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), yaptıkları yazılı açıklamalarda, medya kuruluşuna baskını ve canlı haber yayınının kesilmesini kınadı. Birleşmiş Milletler Sözcüsü, gazetecilerin gazetecilik görevini yapmasına izin verilmesi gerektiğini söyledi.

BM: “Gazeteciler özgürce görevini yapabilmeli”

Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, BM’de düzenlediği günlük basın toplantısında, gazetecilerin Türkiye’de medya kuruluşlarına yapılan polis baskını ve canlı yayının durdurulmasıyla ilgili sorularını yanıtladı. Dujarric, henüz bu konuda hazırlanan raporları görmediğini vurgulayıp, her zaman gazetecilerin ve medyanın korunması gerektiğini defalarca dile getirdiklerini söyledi. Türkiye’de seçimlerin güvenli ve sakin bir şekilde yapılabilmesini temenni ettiklerini belirten Sözcü, seçimlerin bağımsız ve adil yapılabilmesi için gazetecilerin özgür bir şekilde gazetecilik görevlerini yapabilmeleri gerektiğini ifade etti.

CPJ: “Demokrasiye saygıları kalmamış”

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Avrupa ve Merkez Asya Program Koordinatörü Nina Ognianova da yaptığı yazılı açıklamada, muhalif yayın yapan medya kuruluşunun binasına polisin kapıları kırıp girmesinin, protestoculara biber gazı ve tazyikli su sıkılmasının ve canlı yayının zorla sonlandırılmasının kabul edilemez olduğunu, Türkiye’deki genişletilmiş terörle mücadele yasalarının habercilik yapılmasını engellediğini vurguladı. Ognianova, ‘’1 Kasım seçimlerinden hemen önce muhalif görüşlere de yer veren, haber ve siyasi tartışma programlarının yayınlandığı televizyon kanalında, haberler yerine develerin yaşamlarını anlatan belgesel filmlerin, 2. Dünya Savaşı belgesellerinin yayınladığının belirtilerek” meclis seçimleri öncesinde, haber yayınlarının yerine deve filmlerini yayınlamakla, Türk liderler ülkenin demokrasisine hiç bir saygılarının kalmadığını göstermiş oldular,” dedi.

HRW: “Medya baskını Ortaçağ gibi”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de Türkiye uzmanı Emma Sinclair Webb tarafından kaleme alınan bir yazılı açıklama yayınladı. Yazıda, Koza-İpek grubuna kayyum atanması ve ardından gruba bağlı yayın organlarına yapılan baskınların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini eleştiren medyayı susturmak ve muhalifleri çökertmek için alınan olağanüstü önlemlerden biri olduğu vurgulandı ve bu tür bir uygulamanın 1980 darbesinden bu zamana kadar görülmüş bir şey olmadığı ifade edildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Koza-İpek grubuna bağlı yayın kuruluşlarına yapılan baskın görüntüleriyle ilgili olarak da, “Adeta Ortaçağ’daki kale saldırılarına benziyordu” yorumunu yaptı.

Türkiye’de muhalif medya kuruluşlarına daha önce hiç görülmemiş bir şekilde baskı uygulanmakta olduğu belirtilen yazının devamında Kanaltürk ve Bugün televizyon kanallarının hükümeti eleştirebilen bir kaç bağımsız kanaldan biri olduğu, muhalif medyayı susturmak ve suça ilişkin herhangi bir delil ortaya koymadan özel bir şirketin kontrolünü ele geçirmeye çabalamanın insan haklarını dikkate almamak olduğu belirtildi.

“İfade özgürlüğüne büyük darbe”

Uluslararası Af Örgütü de (Amnesty International) yaptığı yazılı açıklamada, Koza-İpek grubuna karşı seçim öncesinde alınan kayyum kararının ve yapılanların kabul edilemez olduğu, yaşananların şok etkisi yarattığı belirtilerek, ‘’Seçimlere dört gün kala meydana gelen bu olay, Türkiye'de ifade özgürlüğüne vurulmuş büyük bir darbedir. Son saldırılar, hükümeti eleştirenlere verilen bir gözdağıdır. Tehditle muhalif sesleri susturma çabasıdır,” denildi.

XS
SM
MD
LG