Erişilebilirlik

‘Türkiye 2020-2025 Döneminde Enerji Politikasını Yenileyebilecek’


Gürkan Kumbaroğlu

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu’na göre, Türkiye enerji politikasını, petrol ürünleri ticaretinde 2020 - 2025 yılları döneminde enerji alanında hangi ülkelerle nasıl anlaşmalar imzalayacağını gözden geçirerek yeniden şekillendirebilecek.

Kumbaroğlu, Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi Direktörlüğü göreviyle de Türkiye’nin enerji alanında izlediği stratejilerin yakından takipçisi. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Bölümü öğretim üyeliği görevinin yanı sıra Enerji Ekonomisi Derneği Başkanlığı göreviyle de işin ekonomik boyutu alanında uzman isimlerden biri.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Kumbaroğlu’nun yorumları, Türkiye’nin mevcut anlaşmalar nedeniyle 2020’li yıllara kadar yabancı ülkelerle enerji alışverişini değiştirecek hamleler yapılmasının güç göründüğü sonucunu çıkarıyor. Ancak 2020-2025 döneminde ise mevcut anlaşmaların sürelerinin dolmasıyla Türkiye, hangi ülkeyle hangi oranda enerji konusunda işbirliği içerisine gireceğini yeniden değerlendireceği günlerden geçecek.

Öte yandan Türkiye, örneğin komşusu Irak’la olan petrol ürünleri ticaretinde son yıllarda hareketli günler yaşadı. Türkiye’nin, enerji ticaretini Irak Merkezi Hükümeti yerine Erbil’deki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile işbirliği halinde şekillendirmesi eleştiri konusuydu. Hatta Bağdat Hükümeti, Türkiye’nin Erbil’le yürüttüğü ticaretten gerekli payını alamadığı gerekçesiyle Birleşmiş Milletler (BM) düzeyinde şikayetçi olmuştu. Türkiye – Irak hattındaki petrol ticaretine ilişkin eleştiriler söz konusuyken, Erbil’in bağımsızlık referandumuna gitmesiyle birlikte enerji politikası da değişikliğe uğradı. Türkiye, artık Erbil yerine doğrudan Bağdat Hükümeti’yle işbirliği içerisinde petrol alışverişini yürütme kararı aldığını duyurdu.

Son olarak Ankara – Bağdat hattında petrol ticaretini masaya yatırmak üzere Türkiye’den teknik heyet gönderildiği de geçen hafta kamuoyuna yansıdı. Ne Ankara ne Bağdat henüz iki ülke arasındaki petrol ticareti ve var olan petrol/doğalgaz boru hatlarındaki akış konusunda bilgi paylaşımı yaptı. Ancak Erbil’in eskiye kıyasla önemli ölçüde devre dışı bırakılacağı bir şekilde, Irak – Türkiye arasında petrol ticareti yürütülmesi üzerine görüşmeler yapıldığı gündemde.

Ankara’nın Bağdat’a teknik heyet göndermesi öncesinde Irak’ın Ankara Büyükelçisi Haşim Ali Ekber İbrahim El Alevi de, “Şu anda bir kazan-kazan formülü arıyoruz diyebiliriz. Irak olarak bakışımız ülkemizin herhangi bir yerindeki petrol ve doğalgazın, merkezi hükümetin izni çerçevesinde ihraç edilmesi” sözleriyle beklentiyi açıklamıştı.

Irak’la ilgili gelişmeleri sorduğumuz Kumbaroğlu ise, “IKBY’nin referandum kararıyla gerilen ilişkiler sonucu Türkiye artık ekonomik ilişkilerini petrol dahil tümüyle Irak Merkezi Hükümeti’yle yürütüyor. Bu kapsamda, yapılan ziyaret iki ülke arasındaki petrol ticaretinin ayrıntılarının netleşmesine katkı sağlayacak bir çalışma ziyaretidir” görüşünü aktardı.

Bugüne kadar büyük ölçüde Erbil’le işbirliği halinde yürütülen petrol/doğalgaz ticaretini de sorduğumuz Kumbaroğlu, “Türkiye, 2016 yılında Irak’tan 9,25 milyon ton ham petrol ithal etmiş durumda. Bu rakam Türkiye’nin toplam ham petrol ithalatının yüzde 37’sine denk geliyor” bilgisi aktardı.

Türkiye kimlerle petrol/doğalgaz ticareti yürütüyor?

Türkiye’nin önemli ölçekte enerji alanında petrol/doğalgaz ithalatı yaptığı biliniyor.

Türkiye’nin yabancı ülkelerle enerji ticaretini sorduğumuz Kumbaroğlu, “2016 yılı ham petrol ithalatı 25 milyon ton, petrol ürünleri ithalatı ise 15 milyon ton olarak gerçekleşmiş durumda” açıklaması yaptı.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Kumbaroğlu, Türkiye’nin ithalat ilişkileri açısındansa, “Petrol ticaretinde 2016 yılı gerçekleşmeleri itibariyle petrol ithal edilen ülkeler içerisinde ilk sırayı yüzde 23’lük payla Irak alırken yüzde 19’la Rusya ikinci, yüzde 17’yle İran üçüncü sırada. Hindistan’ın yüzde 10, Kuveyt ve Suudi Arabistan’ın yüzde 6’şar ve İsrail’in yüzde 4’lük payı var” dedi.

Kumbaroğlu’nun aktardığı veriler bakımından Türkiye’nin doğalgaz ithalatında ise Rusya’nın payı dikkat çekiyor. Özellikle Türkiye genelinde İstanbul, Ankara gibi kentlerde kışın ısınma amacıyla da doğalgaz kullanımı nedeniyle Rusya’dan yapılan ithalat önem arz ediyor.

Kumbaroğlu, doğalgaz boyutuyla Türkiye’nin enerji ithalatı konusunda ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Doğalgaz ticaretinde ise 2016 yılı gerçekleşmeleri itibariyle Türkiye’nin ithal ettiği doğalgazın yüzde 53’ü Rusya’dan, yüzde 17’si İran’dan, yüzde 14’ü Azerbaycan’dan, yüzde 9’u Cezayir’den, yüzde 2,5’i Nijerya’dan ve yüzde 4,5’i spot LNG olarak başta Katar olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden. Rusya, İran ve Azerbaycan’dan ithal edilen doğalgaz, boru hatları üzerinden uzun vadeli anlaşmalar kapsamında gelmekteyken diğer ülkelerden LNG olarak alınmakta. LNG alımlarında Cezayir ve Nijerya’yla uzun vadeli alım anlaşması bulunmakta. Nijerya’yla 1995 yılında imzalanan 1,3 milyar metreküplük anlaşma Ekim 2021’de dolmakta, Cezayir’le 1988 yılında imzalanmış olan 4,4 milyar metreküplük anlaşmanın ise süresi Ekim 2024’de dolmakta. Boru hatlarından gelen gazda ise Rus ve Azeri gazını kapsayan toplam 10,6 milyar metreküplük anlaşma 2021 yılında, 16 milyar metreküplük Rus gazı için anlaşma 2025 yılında ve 9,6 milyar metreküplük İran gazı için anlaşma 2026 yılında süresini doldurmakta. Süresi dolan anlaşmalarla Türkiye’nin doğalgaz ticareti önemli bir esnekliğe kavuşarak yeni kaynaklara açılmak ve rekabetçi bir piyasa oluşturmak için fırsatlar dönemine girmekte.”

Türkiye’nin enerji ekonomisi nasıl?

Türkiye’nin coğrafi konumu itibariyle enerji ekonomisindeki rolünü de yorumlayan Kumbaroğlu, Ankara’nın enerji açısından izlediği veya izleyebileceği politik durumu şöyle özetledi:

“Türkiye dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinin bulunduğu bir coğrafyada kaynak ülkelerle dünyanın en büyük tüketim merkezi durumundaki Avrupa ülkeleri arasında coğrafi olarak çok stratejik bir konumda bulunmakta. Bu konum enerji ekonomisi açısından fırsatları beraberinde getiriyor. Doğalgazda halihazırda inşası devam eden TANAP ve Türk Akım projeleri bu fırsatların sadece Türkiye’nin avantajına değil aynı zamanda Avrupa için de fırsata dönüşmesini sağlamakta, zira rekabetçi bir enerji piyasası oluşturulmasının birinci önkoşulu arz çeşitliliği. Avrupa’ya ilk kez Hazar Denizi’nden gaz gidecek olması enerji ekonomisi açısından önemli bir açılım. Doğu Akdeniz’den, İsrail ve Irak’tan gelmesi muhtemel gaz için de aynı şey söz konusu. Avrupa’ya ulaşmada en ekonomik güzergah Türkiye üzerinden geçiyor ve Türkiye üzerinden geliştirilecek boru hattı projeleri kazan-kazan projelerine dönüşüyor. Bu stratejik konumu dolayısıyla Türkiye’nin enerji ekonomisi aynı zamanda Avrasya coğrafyasının enerji ekonomisi üzerinde etkin olmakta. Bu durum önemli bir sinerji potansiyeli ortaya çıkarmakta, bölgesel işbirliklerinin geliştirilmesi için önemli bir motivasyon kaynağı yaratmakta.”

Bu arada Kumbaroğlu’nun sözünü ettiği projelere ilişkin bilgiler özetle şöyle:

Türk Akım nedir?: Moskova – Ankara arasında imzalanan anlaşma uyarınca resmi tanımlamasıyla “Rusya’daki dev doğalgaz rezervlerini doğrudan Türkiye’nin doğalgaz dağıtım şebekesine bağlayarak Türkiye, Güney ve Güneydoğu Avrupa için güvenilir bir enerji kaynağı” yaratmayı hedefleyen boru hattı projesi. Proje kapsamında, Karadeniz’de 2 bin 200 kilometre derinliğe 900 kilometre boyunca ilerleyecek 2 boru hattı döşenmesi planlanıyor. Boru hattı Rusya’nın Anapa kıyısından Türkiye’nin Trakya-Kıyıköy yerleşimine uzanacak.

TANAP nedir?: Kısa adıyla TANAP, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi’ni ifade ediyor. TANAP, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şah Deniz 2 Gaz Sahası ve Hazar Denizi’nin güneyindeki diğer sahalarda çıkarılan doğal gazın öncelikle Türkiye’ye, ardından Avrupa’ya taşınmasını amaçlıyor. Hazar Denizi’nden Edirne’ye doğru hattın uzunluğu, bin 850 kilometre olarak planlanıyor.

XS
SM
MD
LG