Erişilebilirlik

Gezi Davası’nda Redd-i Hakim Talebi Reddedildi


Gezi Davası’nda Redd-i Hakim Talebi Reddedildi
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:07:01 0:00

Osman Kavala’nın tutuklu, 15 sanığın tutuksuz olarak yargılandığı Gezi Davası’nın beşinci duruşmasına avukatların redd-i hakim talebi damgasını vurdu.

Sanık avukatları, Silivri Cezaevi Yerleşkesi’ndeki İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tanık Murat Pabuç’un avukatlara haber verilmeden mahkeme dışında dinlenmesini, avukatların soru sorma hakkının yok sayılmasını, Gezi olayları sırasında Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüne yol açan polisin davaya müdahil yapılmasını gerekçe göstererek redd-i hakim talepleri mahkeme tarafından reddedilince salonunu terk ettiler.

Seyirciler de mahkemenin redd-i hakim kararını reddetmesini alkış ve ‘Osman Kavala onurumuzdur’ sloganıyla proteste etmesi üzerine mahkeme heyeti, seyircileri de salondan çıkarttı.

Avukatların terk etmesine rağmen yargılamaya devam eden mahkeme, AİHM kararının henüz kesinleşmediğini gerekçe göstererek Kavala’nın tutukluluğunun devamı yönünde karar verdi ve duruşmayı 18 Şubat 2020 tarihine erteledi.

Prof. Bayraktar: ‘’31. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edeceğiz, adil yargılama hakkı ihlal ediliyor’’

Osman Kavala’nın avukatlığı yapan Profesör Köksal Bayraktar, adil yargılama kararının ihlal edildiğini söyleyerek İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunacaklarını açıkladı.

Duruşmada ‘‘25 Aralık ve 20 Ocak’ta Murat Pabuç’un avukatlar olmadan dinlenmesi Ceza Usul Kanunu’na ve ‘yargıda silahların eşitliği ilkesi’ne aykırıdır. İfadeler bir kısım avukata gönderilip diğerlerine gönderilmeyerek kanuna aykırı olarak deliller kaçırılıyor bu nedenle sizin bu davaya devam etmemenizi istiyoruz’’ diyen Prof. Bayraktar, duruşma sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘‘15 kadar avukat ayrı ayrı redd-i hakim talebinde bulunduk. Ama hakim bu talebimizi geri çevirdi, biz buna 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz edeceğiz. Adil yargılama hakkı, anayasamızda bizlere tanınmış bir haktır. Ama bu adil yargılama hakkı ihlal ediliyor’’ ifadelerini kullandı.

Af Örgütü: ‘‘Mahkeme, AİHM kararına direnerek insan haklarını ayaklar altına alıyor’’

ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda ve Danimarka’dan elçilik görevlilerinin izlediği duruşmada yer alan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyalar Direktörü Milena Buyum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 10 Aralık 2019’daki tahliye istemine rağmen İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin üst üste ikinci duruşmada da tutukluluğun devamı yönünde karar vermesini eleştirdi.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Buyum, ‘‘Osman Kavala 819 gündür tutuklu. Dosyada hiçbir delil yok. Tanıklıkların ne kadar saçma ve içerikten yoksun olduğu belli. Üstelik üç tanıktan bir tanesi, akıl sağlığı olmadığını kendisi söylemiş. Bunlara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına rağmen Kavala’nın tutukluğunun devam etmesi hukuksuzluğun yeni noktası. İki yılı aşkın süredir bırakılması değil, aslında hiç tutuklanmaması gerekiyordu.Mahkeme, AİHM kararına direnerek insan haklarını ayaklar altına alıyor’’ dedi.

Paylan: ‘Mahkeme, hızla mahkumiyete giderek yargı kararını boşa düşürmek istiyor’’

30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin redd-i hakim kararını reddetmesine tepki gösteren

HDP İstanbul milletvekili Garo Paylan ise yargının bağımsız olmadığını iddia etti.

VOA Türkçe’nin konuştuğu Paylan,‘‘ Avukatların bütün taleplerine rağmen mahkeme yol almaya devam ediyor. Hukuku çiğniyorlar, Türkiye’nin bir hukuk devleti olma iddiası varsa bu dava böyle görülemez. Ama maalesef karşımızda hakimler yok ve hakimler talimatlanmış şekilde mahkumiyete yürüyorlar. Erdoğan böyle talimat vermiş, ‘AİHM kararı kesinleşmeden Osman Kavala ve arkadaşları mahkum edilerek AİHM kararı boşa düşürülmeli’. Tıpkı Selahattin Demirtaş dosyasında olduğu gibi boşa düşülmeli. Bir an önce Gezi mahkum edilmeli. Türkiye’de hukuk olmadığını, bağımsız yargı olmadığını bir daha yaşadık. TBMM üyesi olarak bundan utanç duyuyorum’’ diye konuştu.

Duruşmada neler yaşandı?

Duruşmanın ilk bölümünde avukatlar, çeşitli gerekçelerle redd-i hakim talebinde bulundu.

Bunun ana gerekçesi davada iddia makamının tanığı olan Murat Pabuç’un avukatlar olmadan ifadesinin alınmasıydı. Mahkeme, buna gerekçe olarak tanığın can güvenliğini gösterdi.

Ancak avukatlardan Turgut Kazan, Pabuç’un avukatlardan Aslı Kazan’a Linkedin’den arkadaşlık daveti göndermiş olduğunu delillerle ortaya koydu.

Turgut Kazan, ‘‘Pabuç’un Linkedin’den sanık müdafilerine davet gönderdiğini ekte mahkemenize sunuyoruz? Aslı Kazan’a davetiye gönderiyor, arkadaş olmak istiyor. Burada tanık yönünden bir can güvenliği sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Pabuç, mahkemeyi yanıltmıştır’’ dedi.

Durakoğlu: ‘‘Akıl sağlığı tartışmalı bulunan bir kişiden ifade aldınız’’

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ise ordudan malulen emekli edilen bir binbaşı olan Pabuç’un yazmış olduğu ‘Boyalı Bank Nöbetini Terk Etmek’ adlı kitapta kendisinin ‘paranoid kişilik bozukluğu ve borderline’ gibi psikolojik sorunlar yaşadığını belirtmesinden yola çıkarak bu kişinin ifadesinin dosyadan çıkarılmasını istedi.

Durakoğlu, ‘‘Akıl sağlığı tartışmalı bulunan bir kişiden ifade aldınız. Biz İstanbul Barosu tarihine böyle bir utancı yazmak istemiyoruz. Avukatların böyle bir sorguda bulunmaması, bunu mahkemenin huzurunda reddetmek için söylüyorum. Avukatlar, içinde bulundukları konum itibariyle asla tehlike ifade eder konumda bulunamazlar. Usul hukuku açısından bugün artık tahammül düzeyini aşmış bir noktada bulunduğumuzu belirtmek istiyorum. Bu hukuka aykırı delilin çıkarılmasını aksi taktirde reddi hakim talebinin yerine getirilmesini talep ediyorum’’ diye konuştu.

Avukat Demir: ‘‘Bir katili, müdahil yapıyorsunuz’’

Avukat Hasan Fehmi Demir ise Murat Pabuç’un soyadını Eren olarak değiştirdiğini ancak mahkemeye Murat Pabuç olarak ifade verdiğini söyledikten sonra Gezi sürecinde Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüne sebebiyet veren Mevlüt Saldoğan’ın davaya dahil edilmesini eleştirdi.

Demir, ‘Murat Pabuç, soyadını değiştirdiğini Eren olarak kaydettirdiğini söylüyor. Ama ifade tutanağında Murat Pabuç olarak yer alıyor. Ya size sahte bir kimlik ibraz etti ya da buna ihtimal vermiyorum Murat Eren olduğunu biliyordunuz buna rağmen Murat Pabuç olarak ifade adlınız. İkisi de suçtur. Sahte bir kişiyi, hayali tanığı dinlemiş durumdasınız. Bu açıkça kanuna aykırı bir tutumdur. Mevlüt Saldoğan ise Ali İsmail Korkmaz’ın katili. Bir katili, adam öldürdüğü için müdahil yapıyorsunuz. Berkin Elvan’ın Mehmet Ayvalıtaş’ınkatillerini müdahil yapın ki kimlerin müdahil olduğunu kimlerin yargılandığını halk görsün’’ dedi.

Mahkemenin bu kararına izleyici sıralarında bulunan Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz da tepki gösterince mahkeme başkanı, ‘acınızı anlıyorum’ dedi.

Can Atalay: ‘‘Heyetiniz ketenpereye mi getiriliyor?’’

Davanın tutuksuz sanıklarından Can Atalay ise ön yazısız evrakın dava dosyasına konduğunu söyleyerek bunun usullere aykırı olduğunu ifade etti.

Atalay, ‘‘Sayın Başkan çok ağır bir suçlama ile yargılanıyoruz. Savunmamızı kısıtlamayın. Dosyadan el çekmeniz gerekir. Haksız bir şekilde biz buradayız. Gezi ile ilgili hesap varsa bunu vermeye hazırız. Gezi’nin ahlaki, siyasi bakiyesini taşımaya devam edeceğiz. Ancak önce tutuklu olan kişiyle ilgili karar vermeniz gerekiyor. ‘Heyetiniz ketenpereye mi geliyor?’ diye kaygılanıyorum. Heyetiniz 17 Aralık 2019’da terör suçları soruşturma bürosu yazı yazdı, Murat Pabuç’un ifadesi eksik. Savcılık da, "Bende mahkemedeki evrakın dışında bir şey yok, tam hali odur" dedi. Soru 1: Siz bu belgeleri geçen duruşmada neden okumadanız? Yasanın açık hükmüne rağmen okumadınız. Bu belgeyi okumayarak açıkça kanunu ihlal ettiniz. Daha sonra ön yazısız bir evrak dosyaya girdi. Biz avukatız, biliriz, ön yazısız evrak dosyaya giremez. Bu kabul edilebilir bir durum değil’’ dedi.

Atalay’ın sözlerinin ardından redd-i hakim talebini görüşmek için duruşmaya on dakika ara veren mahkeme heyeti bu talebi reddetti.

Tanrıkulu: ‘‘Buna yargılama demek mümkün değil’’

Bunun üzerine avukatlar duruşmadan çekildi. Heyet, avukatı olmadığı halde Kavala’nın ifadesini almak isteyince izleyici sıralarında bulunan CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu buna itiraz etti. Mahkeme, Tanrıkulu’nu salondan çıkardı.

VOA Türkçe’ye konuşan Tanrıkulu, ‘‘Ceza Muhakemeleri Yasası çok açık. Alt sınırı 5 yıl olmak üzere bir sanık mutlaka müdafi ile temsil edilmek durumundadır. Eğer müdafisi yoksa duruşmaya ya ara verilir veya ertelenir. Ama mahkeme Osman Kavala’nın avukatları çıktıktan sonra sorgusunu yapmaya devam etti. Bu çok açık bir hukuksuzluk. Ben de avukatım ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkan Vekiliyim. Bunları hatırlattım ve duruşmadan çıkarılma kararı verildi. Bu yargılamaların kendisi dürüst ve adil yargılama ilkesini aykırı yapılıyor. Hakim tarafsızlığına gölge düşürecek durum olmasına rağmen duruşmaya devam etti. Buna yargılama demek mümkün değil’’ dedi.

Kavala: ‘‘Hükümete karşı ayaklanma, bir ayaklanmayı finanse ettiğime dair tek bir kanıt’’ yok’’

Avukatları olmadığından Murat Pabuç’un iddiaları hakkında değerlendirme yapamayan Osman Kavala ise beyanında bir ayaklanma organize etmediğini yineledi.

Kavala, ‘‘Hükümete karşı ayaklanma, bir ayaklanmayı finanse ettiğime dair tek bir kanıt yok. Faaliyetlerim yasal haklarım çerçevesindedir. İddianamede yer alan gizlilik içeren, gizleme kaygısı ima edilmiş hiçbir unsur yok. Bu nedenle gizlenmiş bir bilginin mevcut olduğunu düşünmek hukuki akıl yürütmek değildir.

AİHM kararına rağmen tutukluluğumda ısrar etme davranışınızın davanın sonucunu da etkilemesinden büyük endişe duyuyorum. Bu davranış mahkemenizin adil karar verme yetisini bozan fiili bir durum yaratmakta, hakkımda ağır bir karar verme yönünde bir baskı yaratmaktadır.

Tutukluluğumun kaldırılması sadece üç yıl süren hukuksuzluğa son vermiş olmayacak, mahkemenin bundan sonraki süreçte AİHM içtihatlarına uygun şekilde yürütülmesine imkan sağlayacaktır’’ dedi.

Osman Kavala, mahkemenin tutukluluğuna devam etme yönünde verdiği kararla yeniden cezaevine döndü.

XS
SM
MD
LG