Erişilebilirlik

İki Gazeteci Hakkında "Askeri Casusluk" Suçlaması


ANKARA- Ankara'da muhalif çizgideki medya kuruluşları için görev yapan gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel gözaltına alındı. Gözaltı kararına ana muhalefet partisi CHP’den sert tepki geldi.

Muhalif çizgideki medya kuruluşları OdaTV'nin Ankara Temsilcisi Yıldız'la TELE1'in Ankara Temsilcisi İsmail Dükel, ifade vermeleri için herhangi bir çağrı yapılmaksın evlerine yapılan polis operasyonuyla gözaltına alındı.

Yıldız ve Dükel’in gözaltına alınması, geçen hafta TBMM'de muhalefet partilerine sandalye kaybettirilmesinin ardından Türkiye'deki kutuplaşma siyasetinde yeni hamle olarak yorumlandı.

İki gazeteci için Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından, muhalefetin “fiilen OHAL" olarak nitelediği yasa uyarınca 4 günlük gözaltı süresi talep edildiği öğrenildi. Yıldız ve Dükel hakkındaki dosyaya ilişkin herhangi bir bilgi verilmedi.

Ancak Sabah Gazetesi İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, Ankara'daki gözaltılarla ilgili olarak "askeri casusluk" iddiasıyla yürütüldüğünü kaydettiği soruşturma dosyasındaki ayrıntılarıları haberleştirdi.

Yıldız ve Dükel'in telefonları dinlenmiş

Sabah Gazetesi'nin haberine göre, Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel hakkında yaptıkları telefon konuşmaları üzerine "askeri casusluk" iddiası öne sürüldü.

İddiaya göre Müyesser Yıldız, şahsi telefon hattıyla bir diğer şüpheli olan, İstanbul’da görevli E.B. adlı askeri personeli 29 kez aradı. Dükel'in de dosyada gazetecilerin yanı sıra üçüncü şüpheli olarak adı geçen E.B. ile görüştüğü ileri sürüldü. Haberde, “Müyesser Yıldız hakkında bu telefon konuşmalarını haberleştirmediği için ‘askeri casusluk yapmış olabilir’ şüphesiyle gözaltı kararı alındığı” belirtildi.

Sabah gazetesinde konuya ilişkin diğer haberlerde de, Yıldız ve Dükel’in Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye ve Libya'da yürüttüğü askeri operasyonlara ilişkin bilgi edindikleri öne sürüldü.

"FETÖ kumpas davalarındaki gibi soruşturmanın ayrıntılarını medya haberleştiriyor"

Yıldız'ın avukatı Erhan Tokatlı VOA Türkçe'ye yaptığı açıklamada, “Ankara'da ne zaman çağrılsa savcılığa ifade vermeye gidebilecek bir gazeteciye sabah erkenden evinde polis operasyonu yapıldığını ve evindeki arama sırasında avukatı olarak kendisine haber verilmesinin engellendiğini” söyledi.

Tokatlı, arama izni evrakında 06.30 yazılı olmasına karşın 06.15'te Yıldız'ın evinde gözaltına alındığını, bu sırada telefonuna el konulduğunu, Yıldız’ın defalarca avukatına haber verilmesini istemesine rağmen bunun yapılmadığını ifade etti. Saat 09.30 civarında Yıldız'ın durumundan başka bir şekilde haberdar olması üzerine müvekkiline yardımcı olmak için evine gittiğini kaydeden Tokatlı, burada sadece "arama izni evrakı" aracılığıyla bilgi edinebildiğini vurguladı.

Bunun dışında soruşturmada "gizlilik" kararı bulunduğu için bilgi sahibi olamadıklarını belirten Tokatlı, bu evraktaki "Türk Ceza Kanunu'nun 328. maddesi” uyarınca gazeteci Yıldız'ın "siyasal ve askeri casusluk" suçlamasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındığını anladıklarını açıkladı.

Avukat Tokatlı, "Maalesef FETÖ'nün kumpas davalarında olduğu gibi, soruşturma dosyasına ilişkin gizlilik kararı olduğundan savunma hakkı açısından bizim dahi edinmemizin yasak olduğu tüm detayları Sabah gibi medya kuruluşları haber olarak yayınlıyor. Kumpas davalarında dosya içeriklerini o dönem Zaman gazetesi gibi kuruluşlar yayınlardı. Biz de müvekkillerimiz neyle suçlanacaklar o haberlerden öğreniyorduk. Şimdi de bunun bir benzeri yaşanıyor" sözleriyle tepki gösterdi.

Bu arada Yıldız'ın geçtiğimiz Perşembe günü (4 Haziran) İçişleri Bakanı Süleyman Soylu aleyhine Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu açıklayan Tokatlı, ertesi gün de (5 Haziran) Yıldız'ın Soylu aleyhine 1 TL talepli tazminat davası açtığını bildirdi. Tokatlı, "Soylu'nun müvekkilimi sosyal medya aracılığıyla hedef almasına ilişkin gelişmeler üzerine başlattığımız hukuki işlemlerden hemen sonra araya sadece hafta sonu girmişken Pazartesi sabahı gözaltına alınmasını manidar buluyoruz" diye konuştu.

Yıldız, Bakan Soylu'yu Kars'ta güvenlik güçleri can kaybı verdiğinde, daha önce PKK'nın o bölgede bitmiş olduğunu ifade ettiği gerekçesiyle eleştirmişti. Bunun üzerine Soylu Müyesser Yıldız için "PKK gibi üzüldüğü" yönünde ifadeler kullanmıştı.

Yanardağ: “Bu gözaltı işlemleri gözdağı gibi görünüyor”

TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Dükel'in sabah saatlerinde gözaltına alınmasını, ”Gözaltına alınma nedeni bilinmiyor. Savcılık 4 gün gözaltı süresi vermiş. Savcılığa çağrılarak ifadesi alınabilecek bir gazetecinin böyle gözaltına alınması demokrasilerde olmaz, olmamalıdır" mesajıyla duyurdu.

Yanardağ VOA Türkçe'ye, “Dükel'in Yıldız'la telefon konuşmaları gerekçesiyle suçlandığı bilgisinin bulunduğunu belirterek, "Gazeteciler, gazetecilik yaptıkları için suçlanıyor. Gazeteciler, herhangi bir konuyu araştırırken birbiriyle görüşür, bilgi paylaşımı yapar. Bunun casuslukla bağdaştırılması mümkün değil. Bu gözaltıları aslında Türkiye'deki az sayıda bağımsız ve öyle oldukları için de muhalif olarak nitelendirilmekte olan medya kuruluşları için gözdağı olarak algılıyoruz" dedi.

Hükümete yakın medya kuruluşlarınca yazılanlar dışında Dükel'e yönelik suçlamalar hakkında avukatların bilgi edinemediğini kaydeden Yanardağ, "Gazetecilik açısından durum şu noktaya geldi: Bir konuyu araştırdınız, araştırırken bazı bilgiler edindini ama bunları haberleştirmediniz. Yine suçlu ilan ediliyorsunuz. Ya da haberleştiriyorsunuz bu sefer de 'ifşa etmek' ile suçlanıyorsunuz" diye konuştu.

Libya'da ölen MİT mensubuyla ilgili haberler nedeniyle OdaTV'den Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ile Hülya Kılınç, Yeniçağ yazarı Murat Ağırel, Yeni Yaşam'dan Ferhat Çelik ile Aydın Keser de, "MİT personeli bilgilerini ifşa etmek" suçlamasıyla tutuklu bulunuyor.

Muhalefetten gazetecilere yönelik muameleye tepki

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de konuyla ilgili açıklamasında, “Oda TV’den Müyesser Yıldız ve Tele1’den İsmail Dükel’in gözaltına alınmaları, iktidar partisinin basın kuruluşlarına baskıyı artırarak sürdüreceği tehlikeli bir sürece işaret etmektedir. Gazetecilere yönelik bu operasyonları kınıyoruz, süreci yakından takip ediyoruz" dedi.

MİT bilgilerinin ifşa edilmesi gerekçesiyle gazetecilere yönelik soruşturma dosyası kapsamında hakkında fezleke hazırlanmış olan İyi Parti Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, "Müyesser Yıldız Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş esaslarına sadık, katıksız Türk milliyetçisi, FETÖ ve PKK'nın can düşmanı, araştırmacı gazeteciliğin korkusuz saygın temsilcisi, devletimizin menfaatlerinin kararlı savunucusudur” ifadeleriyle gözaltı kararına tepki gösterdi.

Meslek örgütlerinden "gazetecilik suç değildir" çağrısı

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, “Arkadaşlarımızın kısa sürede salıverilmelerini ve eğer haklarında gerçekten ciddi bir iddia varsa tutuksuz olarak yargılanmalarını talep ediyoruz. Bu son gözaltılar yine bir korku hikayesi yazılmaya çalışıldığını gösteriyor. Korkmuyoruz, yılmayacağız. Gazeteciler haberin peşinden gitmeye devam edeceklerdir. Arkadaşlarımızın gözaltına alınmalarını kınıyoruz ve hemen serbest bırakılmalarını talep ediyoruz” dedi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden yapılan açıklamada da, Yıldız ve Dükel’in hayatlarını habercilikle kazanan gazeteciler olduğu vurgulandı. Açıklamada, “FETÖ yapılanmasınca geçmişte de hedef alınmış gazetecilere yönelik bir süredir aynı yöntemlerle sindirme girişimlerinde bulunulduğu” vurgulanarak, "RTÜK ve Basın İlan Kurumu eliyle gazete ve televizyonların ağır sansür ve ekonomik baskılarla sindirilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Her gün basın ve ifade özgürlüğüne karşı işlenen suçlar artarak devam ederken hemen her hafta basın açıklamaları, raporlar, kınama metinleri yayınlayan gazetecilik meslek örgütleri, gelecekte gazeteciliği daha karanlık günlerin beklediği uyarısında bulunmaya başlamıştır. Bu haykırış boşuna değildir. Ülkemizin eşit, adil, özgür ve demokratik yarınları için yaşamsal önemdedir. Gazeteciler haberleri nedeniyle hedef tahtasına konulamaz ve basın özgürlüğü hepimiz için ekmek ve su gibi vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Ancak bugünkü gözaltılar göstermiştir ki yazdıkları her harf için tedirginlik yaşamaya başlayan gazeteciler maalesef artık yazmadıkları haberler nedeniyle de soruşturmalara uğramaya başlamıştır. Meslektaşlarımızın gözaltına alınmaları sırasındaki uygulamalar hukuki olmadığı gibi, isnat edilen suçlama maalesef iktidar kaynaklarıyla yayın yapan kuruluşların karalama yüklü sızdırma haberleriyle öğrenilmiştir. Sözüm ona haber kaynaklarıyla görüşmelerinde, gizli kalması gereken bilgileri edindikleri ancak bunları haberlerine yansıtmadıkları için meslektaşlarımızın soruşturmaya uğradığı söylenmektedir. Gazetecilerin askeri, bürokrasi veya siyasi kaynakları ile görüşmesi, haber alması veya gazetecilik ilkeleri çerçevesinde ilişki kurması bir suç değildir. Bunların yazılıp yazılmaması kaynakla ilişkiye, gazetecinin muhakemesine bağlıdır. Bu gazetecilik faaliyetinin sorgulanması adeta mesleğin temeline dinamit yerleştirmektir" denildi.

XS
SM
MD
LG