Erişilebilirlik

Gazeteciler Basın Bayramı’nı Yine Kutlamadı


(ARŞİV)

‘‘2. Meşrutiyet’in ilanı ile beraber o gün gazetelere gelen sarayın ya da doğru bir ifadeyle 2. Abdülhamit’in sansür memurları içeri sokulmadılar. Kendilerinden harekete geçen gazetecilerden söz ediyoruz, matbaacılardan. O gün fiili olarak sansür kaldırıldı’’ diyor Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto 24 Temmuz Basın Bayramı’nın tarihi kökenlerini anlatırken.

23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edildikten sonra sansür memurlarına gazetelere kontrol izni verilmemesi Türkiye’deki gazetecilerin tarihinde en önemli anlardan biri olarak kabul ediliyor. ‘‘Hürriyet, kardeşlik, eşitlik ve adalet’’ vaadiyle başlayan süreç çok kısa zaman sonra yeniden yerini baskıya bırakıyor. 6 Nisan 1909’da Serbesti gazetesi yazarı Hasan Fehmi Bey, 19 Temmuz 1910’da Sadayı Millet gazetesi yazarı Ahmet Samim Bey öldürülüyor.

Olcayto: ‘‘Türkiye’de gazeteciler hep bedel ödedi’’

TGC Başkanı, o günden beri Türkiye’de gazetecilerin özgür bir şekilde gazetecilik yaptığı yıl sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini belirtiyor.

‘‘2. Meşrutiyet’te hürriyet havası esti. Tabii o dönemden sonra her şey düzeldi mi? Düzelmedi. İttihat ve Terakki’nin kendilerine en ufak eleştiriye karşı çıkışları yeniden başladı. 24 Temmuz’un getirdiği görece basın özgürlüğü yavaş yavaş ortadan kalktı. Basın özgürlüğünü savunan, basın özgürlüğü yolunda yazı yazan insanlar da kimi öldürüldü kimi cezaevine kondu büyük bedel ödediler. Bu bedeli Türkiye’deki gazeteciler hep ödedi.’’

Olcayto: ‘’11 bin 157 gazeteci işsiz, medya organları iktidar kurumlarının ağır baskısı halinde’’

Son yedi yıldır Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başkanlığı görevini üstlenen Olcayto, kendi dönemini Türkiye’de gazeteciliğin en zor yılları olarak tanımlıyor.

TGC Başkanı, ‘‘Bugün itibariyle 11 bin 157 arkadaşımız işsiz, bu çok büyük bir rakam basın sektöründe. Basındaki arkadaşların iş bulmaları da kolay değil. Yüzde 90’ına yakın gazete ve televizyona egemen bir iktidardan söz ediyoruz. Türkiye’de bugün basın özgürlüğünden söz etmek mümkün değil. Hem iktidarın çok ağır bir baskısı var gazeteciler üzerinde. Hem de iktidarın kurumlarının ağır bir baskısı var. Nedir o kurumlar? Basın İlan Kurumu, İletişim Başkanlığı bunlar adeta Türkiye’yi cezalandıran kurumlar. RTÜK görsel alanda çalışan arkadaşların üzerinde kabus gibi. Bunun dışında kendi kurumları var. Cumhurbaşkanlığı'nın bazı kurumları var. sivil topum örgütü diye geçiyor. Bu STK’lar özellikle uluslararası alanda çalışan gazetecileri fişleme içerisindedirler. Dolayısıyla bir basın özgürlüğünden ya da haberin serbest dolaşmasından söz edebilmek çok mümkün değil bu ortamda’’ diyor.

Önderoğlu: ‘‘Türkiye’de gazeteciler basın bayramını kutlamıyor’’

Türkiye’deki gazeteci davalarını ve gazetecilerin sorunlarını en yakından takip eden isimlerin başında Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet Medya Gözlem Raporu raportörü Erol Önderoğlu geliyor.

Önderoğlu, Türkiye’de gazetecilerin karşı karşıya kaldığı sorunların yeni sosyal medya düzenlemesinin yasalaşması halinde daha da katmerleneceğini belirtiyor.

VOA Türkçe’ye konuşan Önderoğlu, ‘‘Türkiye’de 24 Temmuzları gazeteci olarak bir bayram olarak görmeyeli düşünmeyeli çok oldu. Türkiye’de de bölgesel gerginlikler, kutuplaşan siyaset ve ekonomik darboğaz iktidarı muhalefete yönelik gergin ilişkiler içine sürükledi. Gazeteciler de ağır baskılarla karşı karşıya kaldı son yıllarda. ‘Milli gazetecilik’ örneği göstermeyen, eleştirmeye devam eden meslektaşlarımız yargı tacizi altında kalmakla birlikte idari olarak da basın kartlarının verilmemesi, haberlerinin internet mecrasında ve yazılı kağıt üzerinde basında sansür edilmesi ve yargılanması gibi çok boyutlu baskıların bir parçası haline geldiler. Dolayısıyla Türkiye’de bir basın bayramından bahsetmek oldukça güç’’ dedi.

‘‘Sosyal medya düzenlemesi yasalaşırsa gazeteciler sansür riskiyle karşı karşıya kalacak’’

Erol Önderoğlu, Türkiye’de gazetecilerin karşı karşıya kaldığı sorunların yeni sosyal medya düzenlemesinin yasalaşması halinde daha da katmerleneceğini hatta 112 sene önce kaldırılan sansürün yeniden hortlayacağını belirtiyor.

‘‘Son aşama olarak da sosyal medya platformların denetiminin idari olarak Türkiye yetkililerine verilmesi ve Türk mahkemelerinin ifade özgürlüğü anlamında içerik çıkarma, siteye erişme engeli getirme veyahut tazminat gibi kararlarına sosyal medya platformlarına dayatmak ve uygulatmak gibi bir noktaya gelindi. Meslektaşlarımız yayınlayacakları haberler üzerinde iki kere düşünecekler. Ve bağımsız eleştirel çalışmalarının mahkemeler üzerinden sansür edilmesi riskiyle karşı karşıya kalacaklar ne yazık ki.’’

DİSK Basın İş: ‘‘Onlarca gazeteci hapis, yüzlercesi yargılanıyor, istibdat sürüyor’’

Disk Basın İş’e göre ise 2. Meşrutiyet’in ilanı ile sona eren istibdat döneminin yeni yüzüyle yürürlükte olduğu görüşünde.

Disk Basın İş’ten yapılan açıklamada, ‘‘İktidar 112 yıl önceki baskı dönemini yüceltiyor, istibdadın padişahına övgüler diziliyor. Bugün İletişim Başkanlığı, RTÜK, Basın İlan Kurumu yeni saray sansürcüleri durumunda. İktidarın hoşuna gitmediği haberler, yorumlar yapan televizyon kanalları kapatılmak isteniyor, programlar durduruluyor, ödenemez para cezalarına çarptırılıyor. Onlarca gazeteci çeşitli bahanelerle hapishanelerde tutuluyor. Yüzlercesi yargılanıyor. Bu yetmiyormuş gibi sosyal medyayı sınırlandırma, tümden yasaklama niyetleri en yetkili ağızlarca dile getiriliyor. Kısacası istibdat sürüyor. Bu ülkede gazetecilerin gerçekten bayram kutlayacağı günlerin gelmesi için mücadelemiz de sürüyor. O günlerin çok uzakta olmadığına inanıyoruz’’ dendi.

XS
SM
MD
LG